Türkiye'de "vicdani retçi" olursanız neler yaşarsınız?
Vicdani ret başvurusu Almanya'da yeni yasayla zirveye ulaştı. Peki, dünyada insan hakkı sayılan bu durum Türkiye'de nasıl cezalandırılıyor?
Alman medyasının Federal Aile İşleri ve Sivil Toplum Dairesi raporlarına dayandırdığı verilere göre, 2026'nın ilk çeyreğinde 2 bin 656 kişi silah altına alınmayı resmi olarak reddetti. Bu rakam, 2024 yılındaki toplam 2 bin 998 ve 2025'teki 3 bin 867 vakayla kıyaslandığında eşi görülmemiş bir artışa işaret ediyor. Yılbaşında yürürlüğe giren yeni askerlik yasasının getirdiği muayene ve anket zorunluluğu, gençleri zorunlu hizmetin geri döneceği endişesiyle yasal kanallardan itiraz etmeye yöneltti.
BORİS PİSTORİUS'UN 460 BİN ASKER HEDEFİ
Geçtiğimiz günlerde Almanya'nın İkinci Dünya Savaşı'ndan bu yana en kapsamlı askeri stratejisini duyuran Savunma Bakanı Boris Pistorius, Rusya tehdidine karşı ordu mevcudunu 460 bine çıkarmayı planladıklarını belirtti. Avrupa'nın en güçlü kuvvetini kurmayı hedefleyen Pistorius, "Dünya daha öngörülemez ve daha tehlikeli hale geldi" sözleriyle mevcut güvenlik krizinin altını çizdi. Gönüllülük esasına dayanan sistemin Temmuz 2027 itibarıyla zorunlu muayeneye dönüşecek olması, ordudan kaçış eğilimini hızlandırıyor.

VİCDANİ RET NEDİR?
Tarihsel kökleri ilk Hristiyanların Roma ordusunda savaşmayı reddetmesine uzanan bu eylem, modern hukukta ilk kez I. Dünya Savaşı yıllarında Birleşik Krallık tarafından yasal bir zemin kazandı. Günümüzde Birleşmiş Milletler ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, dini veya ahlaki gerekçelerle yapılan her vicdani ret başvurusu işlemini temel bir insan hakkı ve inanç özgürlüğü olarak kabul ediyor. Askerliğin zorunlu olduğu İsviçre veya Avusturya gibi ülkelerde bireylere hastane ve huzurevi gibi kurumlarda "alternatif sivil hizmet" imkanı sunuluyor.

TÜRKİYE'DE UYGULANIYOR MU?
Avrupa Konseyi üyesi devletler arasında bu hakkı tanımayan tek ülke konumundaki Türkiye'de ise anayasal çerçeve oldukça farklı bir işleyişe sahip. Askerlik Kanunu'nda alternatif bir kamu hizmeti tanımı bulunmadığı için silah altına girmeyi reddeden yurttaşlar resmi olarak "bakaya" veya "yoklama kaçağı" statüsünde yargılanıyor. Söz konusu bireyler, katlanarak artan idari para cezalarının yanı sıra hapis tehlikesi, pasaport iptali ve sigortalı çalışamama gibi ciddi sivil hak mahrumiyetleriyle karşı karşıya kalıyor.