Türk denizciler için BM ve NATO’ya açık çağrı! NATO’ya "Madde 4" çağrısı

Gazeteci Abbas Çakar, Karadeniz’de Türk bayraklı gemilere yönelik saldırılar sonrası BM ve NATO’ya tepki göstererek uluslararası kurumları harekete geçmeye çağırdı.

Türk denizciler için BM ve NATO’ya açık çağrı! NATO’ya "Madde 4" çağrısı

Gazeteci Abbas Çakar, kaleme aldığı köşe yazısında son aylarda Karadeniz'deki sivil ticaret gemilerine yönelik saldırıları gündeme taşıdı. Saldırılardan birinde ağabeyi Savaş Çakar'ı kaybettiğini belirten Çakar, yaşananların yalnızca hayatını kaybedenlerin ailelerini değil, uluslararası sularda çalışan bütün deniz emekçilerinin güvenliğini ilgilendirdiğini ifade etti.

Çakar, son 3 ayda Karadeniz'de vurulan Türk bayraklı gemilerde 4 Türk denizcinin hayatını kaybettiğini belirterek, sivil ticaret gemilerinin yaşam alanlarının doğrudan hedef alınmasının uluslararası hukuk açısından ciddi biçimde soruşturulması gerektiğini savundu.

"MESELE DENİZ EMEKÇİLERİNİN CAN GÜVENLİĞİ"

Yaşadığı kaybın ardından konuyu yakından takip ettiğini anlatan Çakar, mücadelesinin yalnızca kişisel bir adalet arayışından ibaret olmadığını vurguladı.

Karadeniz ve uluslararası sularda çalışan silahsız denizcilerin korunması gerektiğini belirten Çakar, sivil gemilere yönelik saldırıların Cenevre Sözleşmeleri, uluslararası deniz hukuku ve yaşam hakkı kapsamında değerlendirilmesi gerektiğini ifade etti.

Çakar, saldırıları "savaş suçu" olarak nitelendirirken sorumluların belirlenmesi ve uluslararası hukuk önünde hesap vermesi gerektiğini savundu.

BAKANLIKLARA TEPKİ: "ADALET ARAYIŞI AİLELERE BIRAKILMAMALI"

Çakar'ın eleştirilerinin odağında Türkiye'deki ilgili kamu kurumları da yer aldı.

Dışişleri Bakanlığı, Adalet Bakanlığı, Ticaret Bakanlığı ile Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığından daha güçlü bir tepki beklediğini belirten Çakar, saldırılarla ilgili hukuki sürecin yalnızca gemi sahiplerine, şirketlerin avukatlarına, çalışanlara ve hayatını kaybedenlerin ailelerine bırakılmaması gerektiğini dile getirdi.

Çakar, saldırıların faillerinin belirlenmesine ilişkin çeşitli belge ve kayıtların bulunduğunu öne sürerek, ağabeyinin hayatını kaybettiği olayda hedef alınan geminin Ukrayna'ya ait resmi kaynaklarda yer aldığını iddia etti. Konuya ilişkin belgelerin şirket avukatları tarafından da ilgili mercilere sunulduğunu aktardı.

"SON AÇIKLAMADA YALNIZCA ENDİŞE DİLE GETİRİLDİ"

Türk Armatörler Birliğinin 2022'den bu yana gemilere yönelik saldırıları kapsayan bir rapor yayımladığını belirten Çakar, Türkiye'den gelen resmi açıklamaları da yetersiz buldu.

Çakar, konuya ilişkin 2025'te yapılan açıklamaların ardından, Ağustos 2026'da yaşanan yeni saldırılar sonrasında yalnızca "endişe duyulduğunun" ifade edildiğini savundu.

Hayatını kaybeden ve yaralanan denizcilere ilişkin daha açık ve güçlü mesajlar verilmesi gerektiğini belirten Çakar, uluslararası kurumların da sürece daha görünür şekilde dahil olmasını istedi.

BM'YE "SEYRÜSEFER ÖZGÜRLÜĞÜ" ÇAĞRISI

Çakar, yazısında Birleşmiş Milletlerin uluslararası denizcilik ve insan haklarına ilişkin düzenlemelerine de dikkat çekti.

BM Deniz Hukuku Sözleşmesi'nin açık denizlerde seyrüsefer özgürlüğünü güvence altına aldığını hatırlatan Çakar, sivil ticaret gemilerinin saldırıya uğramasının uluslararası deniz güvenliği açısından ele alınması gerektiğini belirtti.

BM bünyesindeki Uluslararası Denizcilik Örgütünün (IMO) temel görevlerinden birinin denizcilik güvenliğinin sağlanması olduğunu ifade eden Çakar, IMO'nun denizcilerin can güvenliğini tehdit eden saldırılar karşısında daha güçlü bir tutum alması gerektiğini savundu.

Çakar ayrıca İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi'nin yaşam ve kişi güvenliği hakkına ilişkin 3'üncü maddesine işaret ederek, silahsız sivil denizcilerin korunmasının temel bir insan hakkı olduğunu dile getirdi.

NATO'YA MADDE 4 VE DENİZ GÜVENLİĞİ HATIRLATMASI

Çakar'ın eleştirilerinin bir diğer adresi ise NATO oldu.

NATO'nun deniz güvenliği stratejisinde seyrüsefer özgürlüğü, uluslararası deniz yollarının açık tutulması ve deniz ticaretinin güvenliğinin korunmasına yer verildiğini belirten Çakar, Karadeniz'deki saldırıların da bu çerçevede değerlendirilmesi gerektiğini ifade etti.

NATO Antlaşması'nın 4'üncü maddesine de değinen Çakar, bir üye ülkenin güvenliğinin tehdit edildiği durumlarda müttefikler arasında istişare mekanizmasının işletilebildiğini hatırlattı.

Türk vatandaşlarının veya Türk bayrağı taşıyan sivil gemilerin hedef alınmasının NATO'nun gündemine taşınması gerektiğini savunan Çakar, ittifakın geçmişte Somali ve Aden Körfezi'nde yürüttüğü Okyanus Kalkanı Harekâtı'nı da örnek gösterdi.

"SİVİL GEMİLER KİMSENİN POLİGONU DEĞİLDİR"

BM ve NATO'nun yaşananlara karşı yeterince güçlü tepki göstermediğini savunan Çakar, uluslararası kurumların sessizliğinin yeni saldırıları cesaretlendirebileceğini ileri sürdü.

Çakar, "Sivil ticaret gemileri kimsenin poligonu, deniz emekçileri ise kimsenin hedef tahtası değildir" ifadelerini kullanarak, uluslararası sularda çalışan denizcilerin can güvenliğinin siyasi dengelerin dışında tutulması gerektiğini vurguladı.

Rusya-Ukrayna savaşı nedeniyle bölgede devam eden gerilimin sivil deniz taşımacılığını tehdit ettiğine dikkat çeken Çakar, savaşa doğrudan taraf olmayan denizcilerin korunması için uluslararası toplumun daha etkili mekanizmalar geliştirmesi gerektiğini belirtti.

ULUSLARARASI KURUMLARA ÇAĞRI

Çakar, yazısının sonunda saldırılarda sorumluluğu bulunan kişi ve kurumların uluslararası hukuk önünde hesap vermesi gerektiğini ifade etti.

Sivil gemilere yönelik saldırıların faili kim olursa olsun aynı hukuki ölçütlerin uygulanması gerektiğini belirten Çakar, yaşananların kamuoyunda daha görünür hale getirilmesi çağrısında bulundu.

Çakar, vatandaşlardan da saldırılara ilişkin haber, fotoğraf ve belgeleri ilgili ulusal ve uluslararası kurumları etiketleyerek paylaşmalarını isteyerek, denizcilerin can güvenliği konusunda kamuoyu oluşturulmasının önemine dikkat çekti.


NATO'nun 4. maddesi nedir?

NATO Antlaşması'nın 4. maddesi, herhangi bir üye ülkenin toprak bütünlüğünün, siyasi bağımsızlığının veya güvenliğinin tehdit altında olduğunu düşünmesi halinde müttefiklerle resmi istişare talep etmesine imkan tanır.

Madde 4'ün işletilmesi, NATO'nun otomatik olarak askeri müdahalede bulunacağı anlamına gelmez. Üye ülkeler konuyu Kuzey Atlantik Konseyi'nde görüşür; diplomatik, siyasi veya güvenlik alanında hangi adımların atılabileceği değerlendirilir.

Bu yönüyle 4. madde, doğrudan kolektif savunmayı düzenleyen 5. maddeden farklıdır. 4. madde istişare mekanizmasıdır; 5. madde ise bir NATO ülkesine yönelik silahlı saldırının tüm müttefiklere yapılmış sayılması esasına dayanır.

Rusya Ukrayna Türkiye Kocaeli