TBMM Yeni Yol grubu toplantısı: Topyekun arınma ve şeffaflık çağrısı
Saadet Partisi’nden Mahmut Arıkan, Gelecek Partisi’nden Ahmet Davutoğlu ve DEVA Partisi’nden Ali Babacan, TBMM Yeni Yol Grubu toplantısında yargı, ekonomi ve sistem arınması için ortak çağrı yaptı. Varlık Fonu ve arka kapı müdahaleleri sert eleştirildi.
TBMM Yeni Yol Grubu’nun haftalık olağan toplantısı, Saadet Partisi Genel Başkanı Mahmut Arıkan, Gelecek Partisi Genel Başkanı Prof. Dr. Ahmet Davutoğlu ve DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan’ın katılımıyla gerçekleştirildi. Toplantıda sistemdeki tıkanmışlık, yargı bağımsızlığı, derin devlet tartışmaları ve ekonomideki şeffaflık sorunları sert sözlerle eleştirildi.

"SADECE BELLİ BİR KESİMİN DEĞİL, SİSTEMİN ARINMASI GEREKİR"
Kürsüye ilk çıkan Saadet Partisi Genel Başkanı Mahmut Arıkan, yüksek enflasyon, yüksek faiz ve dış finansman ihtiyacının mevcut büyüme modelinin tıkandığının açık bir göstergesi olduğunu vurguladı. Demokratik alanın daralmasının da bu tıkanmışlığın bir parçası olduğunu söyleyen Arıkan, sistem genelinde acil bir temizlik çağrısında bulunarak şunları söyledi:
“Herkes diğerinin temizlenmesi gerektiğinden bahseder. Gerçekten sadece belli bir kesimin arınması yetmez, topyekun bugünkü sistemin arınması gerekir. Liyakatsiz kadroları kökünden kazımadan bu ülkeye huzur getiremezsiniz. Belediyelerin arınması yetmez, bakanların da arınması gerekir. İhale baronlarının akraba kayırmacılığından arınması gerekir ve en önemlisi yargının arınması şarttır. Cübbesine düğme dikenlerin, talimatla karar verenlerin yüce mahkemeden arınması bu ülkenin geleceğinin en büyük teminatı olacaktır. Medyada gazeteciden siyasetçiye tüm kamunun da arınması şarttır. İki yüzlü siyaseti kabul edemeyiz; bir temizlik yapılacaksa, samimi bir arınma olacaksa en baştan en aşağıya olmalıdır.”
Türkiye’de bir muhalefet sorunu değil, iktidar sorunu olduğunu dile getiren Arıkan, “Mevcut iktidar emir kulu, sorgusuz, kendisini dekor malzemesi yapan bir muhalefet arıyor. O şatafatlı koltuklarda iktidarlarını devam ettirebilmek için yapacakları çok iş var. Siyasette hiçbir gürültü sebepsiz yere çıkmaz. Gündemi neyin belirlediği değil, hangi konuların gündemden düşürüldüğü önemlidir” dedi. Yeni bir anayasa konusuna da değinen Arıkan, “Biz anayasaya karşı değiliz. Anayasa bir milletin geleceğini belirleyen ana iradedir” ifadelerini kullandı.

"DERİN MİLLETLE BULUŞMADAN İKTİDAR OLMAK ZORDUR"
“Kitabın ortasından konuşacağım” diyerek sözlerine başlayan Gelecek Partisi Genel Başkanı Prof. Dr. Ahmet Davutoğlu ise zihinsel bir arınmaya ihtiyaç olduğunu belirterek derin devlet ve devlet aklı kavramları arasındaki farka dikkat çekti. Davutoğlu şunları söyledi:
“Devlet aklı ile derin devlet arasındaki bağı kurmamız lazım. Devlet aklı, kurumsal tecrübenin getirdiği akıldır. Bazen belli çevreler ‘devlet aklını biz temsil ediyoruz’ diyerek ortaya çıkarlar, siyasetin alanını daraltırlar ve kendilerine ‘derin devlet’ derler. Bunun karşısına siyaset aklını ve derin millet kavramını koyuyorum. Kurumsal derinlik ise asırların getirdiği değerleri hazmetmiş, onunla yaşayan milletin vicdanıdır. Derin millet ile buluşmadan CHP’nin iktidar partisi olması zordur.”
Kendi başbakanlığı döneminden örnekler veren Davutoğlu, “Biz göreve başladığımızda başbakanlık koridorlarında Batı Çalışma Grubu’nun hayaleti uçuşurdu. ‘Başbakanlık Takip Kurulu’ diye bir şey icat etmişlerdi. Ömer Dinçer bu kurulun görevi dolmuştur, revize etmeliyiz dediğinde toplantıya ara verildi, yanına çağrılıp ‘Sizin değil, bizim sözümüz geçer’ denildi. Siyaset aklı devlet aklını yönetebiliyor mu, yoksa birileri müdahale mi ediyor?” sorusunu yöneltti. Bilgi Üniversitesi’nin kapatılması sürecine de atıfta bulunan Davutoğlu, ülkede ahlak, adalet, üretim ve istihdam devrimine ihtiyaç duyulduğunu belirtti.

"VARLIK FONU BORSAYI ARKA KAPIDAN MI DİZAYN EDİYOR?"
Grup toplantısında konuşan DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, tarım üreticilerinin mağduriyetini ve Varlık Fonu üzerinden yürütülen ekonomi politikalarını hedef aldı. Açıklanan buğday ve arpa alım fiyatlarının çiftçiyi enflasyona ezdirmekten başka bir işe yaramadığını söyleyen Babacan, asgari ücrete de ara zammın şart olduğunu belirtti.
Maden işçilerinin hak arayışlarına ve hükümetin söz tutmamasına değinen Babacan, “15 Mayıs’ta ödeyeceğiz dediler, bugün 3 Haziran. 7 kalem ödemenin sadece biri yapılmış. Hak gaspı varsa mutlaka adalet ve devlet araya girmelidir. Yeniden Ankara’ya yürümek istiyorlar, biz sonuna kadar yanlarında olacağız” dedi.
Ekonomideki şeffaflık eksikliğini Varlık Fonu ve Merkez Bankası işlemleri üzerinden eleştiren Babacan, şu soruları sordu:
“Devlet tutup da bazı şirketlerin hisse senedinin fiyatı düşmesin diye o hisse senetlerini satın alır mı? Böyle bir şey yok. Peki, ben şimdi soruyorum; asıl soru Varlık Fonu’nda. O piyasada senetlerin olduğu günlerde, borsaya düşmesin diye hangi şirketlerin hisse senedini satın alıp o şirketlerin fiyatını yükseltti? Hangi şirketlerin hisse senetlerini almadı da o hisse senetlerinin düşmesine göz yumdu? Bu adalet mi? Bu şeffaf yönetim anlayışı mı? Bunu Sayıştay da denetleyemiyor. Biz az çok yıllar boyu bu ülkenin ekonomisinin başında olduk. Öyle bir şey olmaz. Öyle seçici olarak herhangi bir özel sektöre ‘hisse senedinin fiyatına destek veriyorum, öbürünün düşmesine izin veriyorum’ diyemezsiniz. Kurallar içerisinde adil, şeffaf, açık bir yönetim olur, Sayıştay denetimine açık olur.”
Merkez Bankası’nın “arka kapıdan” döviz satma uygulamalarının şimdi de borsada sürdürüldüğünü savunan Babacan, “Gizli saklı döviz satarak kuru tutuyorlar, ‘bak ekonomiyi ne kadar iyi yönetiyoruz’ diyebilmek için. İki trilyon 700 milyar lira devlet faiz veriyor bu sene sırf dışarıdan döviz gelsin diye. Şimdi arka kapıdan döviz satanlar, şimdi arka kapıdan borsaya müdahale ediyorlar. Böylesine şeffaflıktan uzak ve hesap vermekten kaçan bir anlayışla devlet yönetilmez. Bunun adı yalancılıktır” diyerek sözlerini tamamladı.