Tarımda leonardit kullanımı: İklim krizine karşı yerli çözüm
Tarımda leonardit kullanımı, artan gübre maliyetleri ve kuraklığa karşı üreticinin yeni umudu oldu. Peki, bu doğal kaynak toprağı nasıl kurtarıyor?
Tarımda leonardit kullanımı, küresel enerji krizleri ve artan gübre fiyatlarıyla mücadele eden Türk çiftçisi için stratejik bir çıkış yolu olarak öne çıkıyor. Doğal yollarla oluşan bu organik materyal, yalnızca üretim maliyetlerini düşürmekle kalmayıp kuraklık tehdidi altındaki toprakların yapısını da onarıyor. Yaklaşık 12 yıldır Türkiye'nin toprak biyolojisi üzerine araştırmalar yürüten uzman Enver Abdullah Baltaş, ülkenin sahip olduğu yeraltı zenginliğinin küresel gıda güvenliği açısından kritik bir milli değer olduğunu ifade ediyor.

Baltaş'ın saha çalışmalarına göre, Türkiye'deki tarım alanlarının büyük bir bölümünde organik madde oranı kritik sınır olan yüzde 1'in altına gerilemiş durumda. Bu tablo, bitkilerin besin elementlerine ulaşmasını zorlaştırarak kimyasal gübre bağımlılığını en üst seviyeye çıkarıyor. Yeni Ankara yazarı uzman isim, sorunun çözümünün daha fazla kimyasal tüketmekte değil, toprağın doğal yapısını güçlendirmekte olduğunu vurgulayarak, “Bugün ihtiyaç duyduğumuz şey daha fazla kimyasal yük değil; toprağın hafızasını yeniden canlandırmak” değerlendirmesinde bulunuyor.

TARIMDA LEONARDİT KULLANIMI İÇİN AFŞİN-ELBİSTAN POTANSİYELİ
Araştırmacının dikkat çektiği alanların başında gelen Kahramanmaraş'ın Afşin-Elbistan havzası, dünya standartlarındaki değerleriyle araştırmalara konu oluyor. Bağımsız laboratuvar analizlerine göre, bölgeden alınan numunelerde toplam humik ve fulvik asit oranı yüzde 64,38 olarak ölçüldü. Kaliteli rezervlerde bu oranın genellikle yüzde 40 bandından başladığı biliniyor. Aynı analizlerde organik madde oranının yüzde 70,67, pH değerinin ise 6,08 çıkması, bölgenin tarımsal ıslah çalışmalarında kilit rol oynayabileceğini kanıtlıyor.

TARIMDA LEONARDİT KULLANIMI İKLİM KRİZİNİ NASIL FRENLİYOR?
Türkiye'nin İç Anadolu, Ege, Akdeniz ve Güneydoğu Anadolu havzaları, artan sıcaklıklar sebebiyle ağır bir kuraklık riskiyle yüzleşiyor. Bilimsel teknik verilere göre, bu organik kaynağın toprağa uygulanması su tutma kapasitesini ciddi oranda artırarak buharlaşmayı ve sulama ihtiyacını en aza indiriyor. Öte yandan materyal, "karbon sekestrasyonu" adı verilen süreçle atmosferdeki karbonun toprağa hapsedilmesini sağlayarak, çölleşme ve erozyona karşı doğal bir kalkan oluşturuyor.

ÜNİVERSİTE RAPORLARI VE İTHALATA KARŞI MİLLİ GÜÇ
Akademik kurumların yürüttüğü saha testleri de bu doğal kaynağın etkilerini rakamlarla ortaya koyuyor. Uludağ Üniversitesi'nin taze fasulye üretiminde yaptığı denemelerde, katı uygulamaların verimi yüzde 286'ya, sıvı uygulamaların ise yüzde 216'ya kadar artırdığı tespit edildi. GAP Uluslararası Tarımsal Araştırma ve Eğitim Merkezi ile Bingöl Üniversitesi'nin raporları da uygulanan alanlarda kök gelişiminin hızlandığını ve gübre verimliliğinin yükseldiğini belgeliyor.
Sadece 2023 yılında kimyasal gübre ithalatı için yaklaşık 2,38 milyar dolar harcayan Türkiye için bu kaynak, döviz kaybını önleme potansiyeli taşıyor. Kamu tarafında Türkiye Kömür İşletmeleri (TKİ) bünyesinde yürütülen projeyle bugüne kadar 3,9 milyon litreyi aşan sıvı üretim yapıldığı ve 40 ilde sahaya inildiği belirtiliyor. Uzmanlar ise piyasada satılan her ürünün aynı içerik kalitesine sahip olmadığı konusunda çiftçileri uyararak, alım sürecinde mutlaka organik madde ve hümik asit seviyelerini gösteren analiz raporlarının incelenmesi gerektiğinin altını çiziyor.
NOT: Görseller yapay zeka ile oluşturulmuştur.