Talibanlaşma tartışmalarında Türkiye: Nedir bu "Talibanlaşma"?
Türkiye, Medeni Kanun’un 100. yılında "Laiklik Bildirisi" ve Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin’in politikaları üzerinden şekillenen tarihi bir hesaplaşmaya sahne oluyor.
Cumhuriyet’in ikinci yüzyılına girilirken, eğitimden hukuka kadar her alanda hissedilen "Siyasal İslam-Laiklik" gerilimi, 2026 Şubat’ında zirve yaptı. Aralarında sanatçı, akademisyen ve yazarların bulunduğu 168 ismin yayımladığı "Laikliği Birlikte Savunuyoruz" bildirisi, iktidar ve muhalefet arasında "söz düellosu"nun ötesine geçerek bir krize dönüştü.
168 AYDIN’DAN "KARANLIĞA TESLİM OLMAYACAĞIZ" MESAJI
17 Şubat 1926 Türk Medeni Kanunu’nun yıl dönümünde yayımlanan bildiri, Türkiye’nin bir "Talibanlaştırma" baskısı altında olduğunu iddia etti. Ataol Behramoğlu’ndan Korkut Boratav’a kadar geniş bir yelpazenin imzaladığı metinde; laik eğitim ve hukuk düzeninin sistematik olarak ortadan kaldırılmaya çalışıldığı savunuldu. Bildirideki şu ifadeler ise tartışmanın fitilini ateşledi:

"Türkiye, ABD ve İsrail planları doğrultusunda bir 'Talibanlaştırma' baskısı altına girmiştir. Gerici-şeriatçı kuşatmaya karşı laikliği savunmak bir vatan savunmasıdır." - Laikliği Birlikte Savunuyoruz
BAKAN YUSUF TEKİN: "ÖZGÜR ÖZEL KADAR MİDESİ GENİŞ DEĞİLİM"
Bildirideki suçlamaların bir numaralı hedefi olan Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, Artvin’den çok sert bir karşılık verdi. Bildiriyi yayımlayanları "İslam düşmanlığı" ile suçlayan Tekin, suç duyurusunda bulunacağını açıkladı. Tekin, tartışmayı kültürel bir kimlik çatışmasına taşıyarak şu ifadeleri kullandı:
-
"Ben bir Anadolu çocuğuyum. Özgür Özel kadar midesi geniş değilim."
-
"Dini coşku yaşanmasını 'Talibanlaşma' olarak sunmak asıl yobazlıktır."
-
"Bildirideki 168 kişi hakkında yargı önünde hesap sorulacaktır."
BAHÇELİ’DEN TEKİN’E "TAM DESTEK": "BİR İNSAN BİLE ETMEZLER"
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, 24 Şubat'taki grup toplantısında Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin’in arkasında durduklarını tescilledi.

Bildiriyi imzalayan aydınlara yönelik üslubunu sertleştiren Bahçeli, "Bu bildiriyi imzalayan 168 kişiyi yan yana, üst üste koysanız bir insan bile etmezler." diyerek, tartışmada geri adım atılmayacağının sinyalini verdi.
ERDOĞAN’IN YAKLAŞIMI: "İNANÇ DÜZLEMİNDE TERS BİR YANIMIZ YOK"
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın söz konusu tartışmalardaki tutumu, özellikle 2021 yılında Afganistan’da yönetimin Taliban tarafından devralınması sürecinde yaptığı açıklamalar üzerinden yeniden gündeme taşınıyor.

Fotoğraf - AA
Erdoğan’ın o dönemde dile getirdiği “Türkiye'nin Taliban'ın inancıyla ters bir yanı yok. Daha iyi anlaşabileceğimize ihtimal veriyorum.” sözleri, muhalefet çevrelerince bugün dile getirilen “yaşam tarzına müdahale” endişelerinin dayanaklarından biri olarak gösteriliyor.
TALİBANLAŞMA NEDİR?
"Talibanlaşma" (Talibanization), sosyolojik ve siyasal literatürde bir toplumun, kurumun veya devlet yapısının, Afganistan'daki Taliban hareketinin ideolojisine, sosyal normlarına ve yönetim biçimine benzer bir yapıya bürünmesi sürecini ifade ediyor.
Sadece dini bir radikalleşme değil, aynı zamanda hayatın her alanının (hukuk, eğitim, giyim, sosyal ilişkiler) tek bir katı dini yorumun süzgecinden geçirilerek yeniden dizayn edilmesi olarak tanımlanıyor.
KAVRAMIN KÖKENİ VE TARİHSEL ARKA PLANI
Terim, 1990'ların ortalarında Taliban'ın Afganistan'da iktidara gelmesiyle doğdu. Başlangıçta Pakistan-Afganistan sınırındaki medreselerde eğitim gören öğrencilerin (talip/talebe) başlattığı bu hareket, zamanla bir sosyo-politik model haline geldi.
Literatürde ilk kez, bu radikal anlayışın Pakistan'ın kuzeyindeki kabile bölgelerine (Pashtun kuşağı) sıçramasını tanımlamak için kullanıldı. Bugün ise küresel bir "ultra-muhafazakarlaşma" metaforu olarak kabul ediliyor.
TALİBANLAŞMANIN TEMEL SÜTUNLARI
Bir sürecin "Talibanlaşma" olarak nitelendirilmesi için genellikle şu dört ana unsurun bir arada görülmesi beklenir:
-
Kadın Haklarının Tasfiyesi: Kadınların eğitimden, çalışma hayatından ve sosyal alandan tamamen yalıtılması. "Mahrem" olmadan sokağa çıkma yasağı bu modelin en belirgin özelliğidir.
-
Hukukun Tek Tipleştirilmesi: Modern ve seküler hukuk kurallarının yerini, ortaçağ uygulamalarını andıran (kısas, halka açık infaz, recm vb.) katı bir şeriat yorumunun alması.
-
Kültürel İzolasyon: Sinema, müzik, heykel gibi sanat dallarının ve televizyon, internet gibi iletişim araçlarının "günah" veya "yabancı etkisi" denilerek yasaklanması veya ağır sansüre uğraması.
-
Eğitimin Dinselleşmesi: Fen bilimlerinin ve felsefenin müfredattan çıkarılarak, eğitimin tamamen dogmatik ve ezberci bir dini içeriğe indirgenmesi.
SİYASAL LİTERATÜRDEKİ KULLANIMI
Siyaset bilimciler bu kavramı sadece Afganistan için değil, şu durumlar için de kullanırlar:
"Yumuşak" ve "Sert" Talibanlaşma: Bazı bölgelerde bu süreç doğrudan silahlı güçle gerçekleşirken (Sert), bazı toplumlarda devlet imkanları ve sivil yapılar (vakıf, tarikat vb.) aracılığıyla zamana yayılarak (Yumuşak) gerçekleştirilmeye çalışılır.
| Özellik | Modern Devlet Yapısı | Talibanlaşmış Yapı |
| Meşruiyet Kaynağı | Halkın iradesi / Anayasa | Dini metinlerin tekil yorumu |
| Kadın Statüsü | Eşit vatandaşlık | Erkeğe bağlı, kısıtlı statü |
| Eğitim Modeli | Bilimsel ve laik | Dogmatik ve teokratik |
| Kişisel Özgürlük | Bireysel haklar esastır | Toplumsal/Dini kurallar esastır |
NEDEN BİR "TEHDİT" OLARAK GÖRÜLÜYOR?
Demokratik toplumlarda bu kavramın bir tartışma konusu olmasının temel nedeni, toplumsal çoğulculuğu yok etmesidir. Talibanlaşma, sadece kendi yorumunu "tek doğru" kabul ettiği için farklı inançlara, yaşam tarzlarına veya seküler düşünceye sahip kesimlerin yaşam alanını tamamen ortadan kaldırır.
Özellikle kadınların kamusal hayattaki kazanımlarının (miras, boşanma, eğitim hakları gibi) birer birer geri alınması, bu sürecin en kritik "kırılma noktası" olarak görülür.
Bakan Tekin'den Özgür Özel'e yaylım ateşi: "Onun kadar midesi geniş değilim!"Eğitim