Senin 15 Temmuz'un... O geceyi yaşayanlar yazıyor, biz yayımlıyoruz

15 Temmuz 2016'da neredeydin, darbeyi ilk nasıl öğrendin ve ne yaptın? Siz yazın, biz yayımlayalım.

Senin 15 Temmuz'un... O geceyi yaşayanlar yazıyor, biz yayımlıyoruz

15 Temmuz 2016'da FETÖ tarafından gerçekleştirilen hain darbe girişiminin 10. yılında çalışanlarımızın ve okuyucularımızın 15 Temmuz anılarını paylaşıyoruz. Peki, siz o karanlık gecede darbenin haberini ilk nasıl aldınız, neredeydiniz ve ne yapıyordunuz? Bize mail veya yorum olarak yazın biz de aklınızda kalanları ve yaşadıklarınızı anbean Yeni Ankara'dan yayımlayalım...

Kızını sakinleştirmeye çalışan bir baba ve ateş altında gazetecilik

Kızını sakinleştirmeye çalışan bir baba ve ateş altında gazetecilik

Yeni Ankara Foto Muhabiri Seyit Ali Ünal: O gece kızım ile Aydınlıkevler'deki evimizin terasında oturuyorduk. Havanın serinlemesini fırsat bilip terastaki çit bitkileri ve çiçekleri suluyorduk. O sırada tahminen 70 metre üzerimizden geçen F-16'nın ses hızının üzerindeki sonik patlaması ile kısa bir şok geçirdik. Binanın havaya kalkıp indiğini hissettik. Sonik patlama olduğunda jet neredeyse Kuzey Ankara üzerindeydi. Kızım ağlamaya başladı. Birkaç dakika sonra bir jet daha aynı gürültü ile üzerimizden geçti. Kızım korkudan titriyor ve ağlıyordu. Kızımı iç odaya alarak sakinleştirmeye çalışırken, bir taraftan da bu durumun normal olmadığını, çok sayıda jetin kontrolsüz, alçak uçuş yapmasının anormal olduğunun farkında idim. Kızıma haberleri takip etmesini söyledim. Ben de birkaç arkadaşımı aradım. F-16'ların şehir üzerinde uçmalarının yasak olduğunu, jetlerin gece, artı alçak ve ani manevralarla uçtuğunu, bunun normal olmadığını söyledim. Olanları anlamaya çalışıyordum. Arkadaşım beni her zamanki gibi komplo teorisiyle itham etti. Oysa bir foto muhabiri olarak mesleğim ve ülkem adına refleks göstermiştim. Olanların bir hain darbe girişimi olduğu anlaşılınca makinelerimi, laptopumu, ihtiyaç duyacağım ekipmanları alıp Yaradan'a sığınıp kendi arabamla sokaklara çıktım.

Aracı Sıhhiye-Hacettepe bölgesine bıraktım. Ekipmanlarımı aldıktan sonra bir kaosun içine girdim. Özellikle TBMM, Genelkurmay ve Akay başındaki sivil halka yönelik saldırı helikopterlerinden makineli tüfek atışını fotoğraflamaya çalıştım. Sonrasında zor şartlarda aracıma ulaşabildim ve Şentepe TV vericilerinin olduğu bölgeye gittim. Vatandaşlar şehrin tamamını gören o tepeden, film izler gibi gelişmeleri takip ediyorlardı. Oysa hayatları büyük bir risk altındaydı. Darbeciler iletişimi kesmek için TV vericilerini vurabilirlerdi. Orada bir miktar fotoğraf çektikten sonra tekrar Genelkurmay ve TBMM bölgesine gittim. Sabaha karşı biraz durulma olsa da foto muhabiri Rıza Özel ile TBMM ve Genelkurmay arasında çapraz, karşılıklı silah atışı olmasından dolayı oradan ayrılamadık. Kaldırım taşlarını kendimize korugan edindik ve silahların susmasını bekledik. Sonrasında polisler tarafından oradan güvenli bölgeye götürüldük.

Buradan sabaha karşı tekrar Şentepe TV vericilerinin olduğu bölgeye gittim. Gün ağarırken darbecilerin şehre verdiği tahribatı görüntülemeyi amaçladım. Biraz fotoğraf çektikten sonra tekrar saldırı altındaki bölgeleri çekmek üzere arabama yönelmişken Cumhurbaşkanlığı Millet Camii yanı ve Jandarma Kavşağı F-16 tarafından bombalandı. Şehrin üzerinde siyah dumanlar yükselmeye başladı. Fotoğrafladıktan sonra insanüstü gayret göstererek aracımla yolda kalmış zırhlı personel taşıyıcılar, hasarlı sivil araçların arasından bombalanan iki noktaya ulaştım ve fotoğrafladım. Hain bombalamada 7 polis memurumuz şehit oldu.

Darbeyi radyodan duydum

Yeni Ankara Muhabiri Büşra Toptaş: Biz 15 Temmuz 2016 gecesi ailece evdeydik. Mersin’deydik. Babam ve annem balkonda oturuyordu. Ben ise radyo dinliyordum. Radyoda İstanbul’da, köprüde bir hareket olduğu söylendi. Radyocu bunun bir darbe girişimi olabileceğini söylediğinde koşarak babama gittim ve durumu anlattım.

Babam bu durumun yanlış anlaşılma olabileceğini, bu çağda darbe yapılamayacağını söyledi. Ancak daha sonra televizyonu açtıklarında durumu öğrenmişlerdi. Hep birlikte televizyondan durumu takip ettik. O dönemde yaşça daha küçük olduğum için bu durumun ne gibi sonuçlar getireceğini, nasıl biteceğini bilmiyordum. Ailece endişeliydik. Darbe girişimi başarısız olduğunda ise milletin gücünün ne kadar önemli olduğunu bir kez daha anladım.

Eve koşun!

Sudenaz Sarıkaya: Ben darbe gününde yaklaşık 11 yaşındaydım, neye uğradığımı şaşırmıştım. İlk defa böyle bir şeye şahit oluyordum. Ablamla dışarıdaydık; annemin arayıp bağırarak "Eve koşun!" deyişiyle eve nasıl gittiğimizi tam kestiremiyorum bile. Eve gidip televizyona baktığımda hiç duymadığım bir şeyle yüzleşmiştim: "Darbe". Çok korkmuştum; nasıl geçecek, nasıl bitecek... Özellikle yankılanan salalar, uçak geçiş sesleri beni derinden etkilemişti. Hâlâ unutamam o duyduğum, gördüğüm şeyleri. Bitsin diye dua ediyordum. Umarım bir daha yaşamayız.

Babam görevde polisti, eve geldiğinde üniforması yoktu ve her yeri kapkaraydı

O.B.T: 18 yaşındaydım olay yaşandığında. Babam o zamanlar görevde polisti. Evde hep beraber akşam yemeği yerken köprünün kapatıldığı haberi geldi ve 5-10 dakika geçmeden babamın telefonu çaldı. "Bütün polisler görev yerlerine" dendi. Babam apar topar çıktı, gitti. Ondan sonrası tamamen bizim için zulümdü. Çünkü hiç ulaşamadık. 1 saat kadar ulaşabildik, sonrası tamamen yok. Sabaha kadar bekledik; hem geçmesini hem de babamın gelmesini. Babam sabah geldiğinde üstünde üniforması yoktu, her yeri kapkaraydı. Babamdan duyduğuma göre üstlerine helikopterler sıkmış. Durmadan... Katliam alanı gibiymiş. Çok korkunç bir andı.

Bir sürü tank vardı, bir sürü uçak...

Ö.Ç: Mahalledeydim. Birkaç arkadaştan "Yunan uçağı gelmiş, düşmüş" gibi bir söylem duydum. Sonra eve koştum evdekilere bakmak için. Sonra oradan hemen çıkıp, darbe olduğunu öğrenip otobüse binerek AK Parti merkez binası önüne gittim. Bir sürü tank vardı, bir sürü uçak... Hep ateş ediyor vaziyetteydiler. Her ses geldiğinde korktuk. Vurulduk sandık. Garip bir duyguydu, herkes şaşırmış vaziyetteydi. Kötü bir andı, bir daha yaşamak istemem.

Yozgat'ta 15 Temmuz

İ.A.: Yozgat'ta evdeydik. Canlı yayınları izleyerek haberdar olduk. Korktum, çok garipti. Evde ailemle oturarak geçirmeye özen gösterdim. Babamlar dışarı çıktı ne var ne yok bakınmaya. Sonra biz de peşlerinden çıktık, meydana gittik. Çok fazla insan çıkmıştı. Beraber bekledik geceye kadar. Yayın yapıyorlardı o sıra "evlerinize gidin" diye. Sonra eve gidip beklemeye devam ettik. Ama çok korkmuştum, unutulmaz bir andı.

Darbe girişimine havada yakalandılar

Devrim Kılınçel: Ben kalkışmanın yaşandığı gece Atatürk Havaalanındaydım. Antalya’ya indim. İner inmez de telefonumu uçak modundan çıkardım ve bir baktım WhatsApp'ta 200 küsür bildirim var. Darbe girişimi meğer biz havadayken olmuş. Son kalkan uçak da bizimkiydi herhalde.

Fenerbahçe maçı için düğün tarihini ayarlamıştık, darbe oldu

Yazılım mühendisi Levent Yağcıoğlu: 16 Temmuz'da düğünüm vardı. 15 Temmuz akşamı da kına yapalım dedik. Düğüne gelecekler vardı Ankara'dan, yola çıkanlar gelebildi. Onları otogardan alırken selalar okunmaya başladı. Düğünü de Fenerbahçe maçına denk gelmesin diye 16 Temmuz tarihine almıştık. ATM'den para çekenler olduğunu gördük. Sonra öğrendik ki darbe olmuş.

Bir kahve için bu kadar yalan uydurulmaz, ne darbesi bu devirde?

M.U: 15 Temmuz gecesi işten eve çok yorgun gelmiştim. Kardeşim kahve yapmamı istedi. Bende; çok yorgun olduğumu ve yapamayacağımı söyleyip yattım. Kardeşim beni "darbe oluyor" diye uyandırmak için sarstığında "bir kahve için bu kadar yalan uydurulmaz ne darbesi bu devirde" demiştim. Sonrası malum...

Abi, evin anahtarı sende kalsın, uzun süre gelemeyebilirim

Bilgisayar teknikeri Tamer Gezici: O gün işten geldim. Akşamüzeri Ankara Demetevler'de ikamet ediyordum. MİT Müsteşarlığına 3-5 sokak yakında bir bölgede klasik yemeğimi yedim. TV'de haberlere bakıyordum. Kanalları gezerken İstanbul'da Boğaz Köprüsü'ne tankların geldiği haberini gördüm; şaşırdım, tatbikat olduğunu düşündüm.

Saat 6-7 sularında kapının önüne indim. Aynı binada komşumuz olan, daha yeni atanmış çevik kuvvet polisi arkadaşımızla sohbet ediyorduk. Bir anda telefonu çaldı. "Emredersiniz amirim!" diye telefonu kapattı, 5 dakika içinde evine koştu. "Ben gidiyorum göreve," diye evinden hücum yeleği tarzında bir yelek ve silahını aldı. Eşofmanının üzerine giyinmiş şekilde aşağı indi. Şaşırmıştım. "Hayırdır, sıkıntı mı var?" dedim. 2 dakikaya kalmadan ekip arabası geldi, içine atladı gitti. Giderken de "Abi, evin anahtarı sende kalsın, uzun süre gelemeyebilirim" diye anahtarını teslim etti. Sonrasında birkaç sıra arayla zırhlı birkaç ekip arabası da binamızın önünden geçti. Durumu algılayamadım.

Daha sonrasında uçak sesleri ve helikopter sesleri geliyordu. İlerleyen saatlerde eve çıkıp "Acaba ne oluyor?" diye TV'ye bakacakken dışarıda "Darbe oluyor!" diye bağıranları, İstiklal Marşı okuyanları gördüm. "Ne darbesi? Sağ, sol ya da anarşi yok ki asker neden darbe yapsın?" dedim. Eve çıkıp TV'yi izlerken ve bilgisayarda süreci takip ederken TRT'de -hiç unutamıyorum- Yurtta Sulh Konseyi adına bildiri okunurken, kendilerini Atatürk pelerinine bürümüş ama dış güçlerin maşası olduğuna emin olduğum darbecilerin bildirisini dinledim.

Dışarıda selaların okunduğu, tepemizde sürekli uçakların sonik patlama yaparak geçtiği bir ihanet gecesiydi. MİT'in helikopterle tarandığını gözlerimle gördüm. Dışarıda, emniyetin vurulması gibi başka kötü süreçleri de gördüm; onlar bende kalsın. Allah taksiratlarını affetsin. En son gece eve girdim, biraz dalmışım. Sabah evin sallantısıyla uyandım; meğerse hainler Beştepe'yi vurmuşlar.

Allah şehit olan herkese rahmet etsin, gazi ve yaralılarımıza acil şifalar versin. Ülke büyük bir sınavdan geçti ve eğer bu sınavı geçemeseydik olacak olanlar hiç hayrımıza olmayacaktı. Bir sümüklünün boyunduruğu altında bu millet yaşayamaz; milletimiz kendi göbeğini kendi keser, kesmiştir ve kesecektir.

Hikâyenin başında anlattığım polis memuru arkadaş da 1 ay sonra saç sakal karışık, sağ salim evine döndü. Rabbim polis, asker ve kolluk güçlerimizin gücünü artırsın.

İstanbul'da bir televizyon stüdyosunda 15 Temmuz

Yeni Ankara Genel Yayın Yönetmeni Hasan Taşkın: Benim 15 Temmuz'um, İstanbul'da bir televizyon stüdyosunda başladı.

Akit TV'nin İstanbul stüdyosunda "Tam Zamanı" programını sunuyordum. Karşımda araştırmacı-yazar Ertan Özyiğit ile güvenlik uzmanı Dr. Eray Güçlüer vardı. Canlı yayında gündemi değerlendirirken, Boğaziçi Köprüsü'nün askerler tarafından kapatıldığı haberi geldi. O an stüdyodaki havanın nasıl değiştiğini bugün bile unutamıyorum. Dr. Eray Güçlüer'in ilk değerlendirmeleri, yaşananların sıradan bir güvenlik olayı olmadığını gösteriyordu. Çok geçmeden yayınımız kesildi. Darbecilerin ilk hedeflerinden biri, milletin haber alma hakkı olmuştu.

O sırada telefonum peş peşe çalmaya başladı. Arayan, Cihan Haber Ajansı Genel Müdürü Seran Sargur'du.

"Hasan Bey, vakit kaybetmeden merkeze gel..."

15 Temmuz'dan birkaç ay önce Cihan Haber Ajansı, FETÖ ile bağlantısı nedeniyle yürütülen adli süreç kapsamında kayyum yönetimine devredilmiş, kurum yeniden yapılandırılmıştı. Ben de bu yeni yapılanmada kayyum ekibi içinde Ankara Temsilcisi olarak göreve başlamıştım. Tarihin cilvesine bakın ki, yıllarca FETÖ'nün kontrolünde bulunan bu ajans, o gece FETÖ'nün darbe girişimini bütün dünyaya duyuran haber merkezi olacaktı.

İstanbul'daki genel merkeze ulaştığımda artık zaman kavramı ortadan kalkmıştı. Haber merkezi adeta bir karargâha dönüşmüştü. Dört gün, dört gece... Tam 96 saat boyunca neredeyse hiç uyumadık. Türkiye'nin dört bir yanından gelen görüntüleri, bilgileri ve gelişmeleri doğrulayarak dünyanın dört bir yanındaki abonelere ulaştırdık. Jetlerin sesi, patlamaların sarsıntısı ve dışarıdaki kaos devam ederken biz haber akışını bir an olsun durdurmadık.

O gece sadece meydanlarda değil, haber merkezlerinde de bir mücadele verildi. Çünkü darbeciler silahla ülkeyi ele geçirmeye çalışırken, biz hakikatin susturulmaması için mücadele ediyorduk.

Bugün, 15 Temmuz'un üzerinden yıllar geçmiş olsa da o geceyi dün gibi hatırlıyorum. Akit TV'de yarım kalan yayın, Seran Sargur'un telefonu, Cihan Haber Ajansı'ndaki uykusuz dört günlük hakikat nöbeti ve milletimizin destansı direnişi hafızamdaki yerini ilk günkü canlılığıyla koruyor.

Bu vesileyle, 15 Temmuz gecesi vatanı, bayrağı ve milli iradeyi korumak uğruna şehit düşen bütün kahramanlarımıza Allah'tan rahmet diliyorum. Gazilerimizi minnet ve şükranla selamlıyorum. Rabbim milletimize bir daha böyle acılar yaşatmasın.

Uzakta ama tek yürek: Bir ailenin 15 Temmuz sınavı

Yeni Ankara Haber Müdürü Meryem Zelal Direkçi: 15 Temmuz günü ailemle bir arada değildik. Bir kısmımız Batman’da, bir kısmımız Osmaniye’de, babam ve ağabeyim ise Ankara’daydı. Darbenin yapıldığını öğrendiğim gibi babamı aradım. Meclis'te bir toplantıda olduğunu biliyordum. Korkuyla telefona sarıldım ve bir süre ona ulaşamadım. Kaybetme korkusunun yanında ailemle bir arada olamamanın verdiği tedirginlikle daha önce hiç yaşamadığım duyguları yaşadım. Bir süre geçtikten sonra babama ulaştım ve darbe girişimi olduğu sırada toplantıda olduğunu, daha sonra hemen sığınağa geçtiklerini, bir süre sonra da Meclis'ten çıkmayı başardıklarını anlattı. Babam 80 darbesini görmüş geçirmiş, dolayısıyla daha sakindi ve bir şey olmayacağını, FETÖ'cülerin başarılı olmayacağını söyleyip telkinlerde bulunuyordu. Ancak evde olan ağabeyimden aldığımız bilgilerde, sürekli uçakların alçak irtifada uçtuğunu söylüyordu. O zaman evimiz eski Cumhurbaşkanı'nın yakınlarındaydı, yani çatışma seslerini de hissediyorlardı. Batman'da bulunan annem ve kardeşlerim ise sokağa çıktıklarını ve güvende olduklarını söyledi. Biz Osmaniye’de, belki de bu durumdan hiç etkilenmeyen bir şehirdeydik. Ne olduğunu anlamak için dışarı çıktığımızda insanların sokakta sloganlarla yürüdüğünü gördük.

İzmir'de üç arkadaşın buluşması kabusa dönüştü

Armağan Kaya: Biz 3 üniversite arkadaşı eşlerimizle birlikte dışarıda buluşma ayarlamıştık. Ben nişanlıydım ve düğünüme de 1 ay vardı. Bostanli Reyhan'da otururken mekan aniden boşaldı, aileler aramaya başladı "neredesiniz, eve dönün isterseniz sıkıntı var" falan diye, biz anlamadık önce sonra mekanın çalışanı gelip "kapatıyoruz darbe olmuş" dedi. Evlere dağıldık, ATM'lerin önü çok kalabalıktı, sıra vardı. Biz ATM'den bir şey çekmedik. Öyle bir reaksiyonumuz yoktu. "Ne alaka ATM'den nakit çekme" diye düşündük ve direkt eve geçtik. Sonra olan biteni TV'den takip ettik.

80 darbesinden 15 Temmuz'a uzanan hikaye

Yeni Ankara İnternet Editörü Tuğçe Şurak: Darbe günü Ankara'daydım. Küçük kuzenim de bizimle beraberdi, tatile gelmişti. Vakit geçiriyorduk ama sürekli kavga ettiğimiz için gitmek istediğini söyledi, teyzemi aramış gizliden çağırmış. Teyzem bizi arayıp geleceğini söyledi. Sonra o otogardayken televizyonda darbe olduğuna dair haberler çıktı. Zaten seslerden dolayı da bir şeyler olduğunu ufak ufak farketmişti babam. Bir yandan teyzem için endişelenirken bir yandan 80 darbesini yaşamış babam evde yiyecek olmaması hakkında konuştu. Eski yaşadıklarını anlattı. O gece uyku uyumadık. Teyzem gelene kadar endişelendik ama korkulan olmadı. Darbe başarısız oldu ve herkes derin bir nefes aldı.

Niğde'de bir ailenin 15 Temmuz'u

Yeni Ankara İnternet Editörü Fatmanur Zırh: 15 Temmuz gecesi ailemle birlikte Niğde'deydim. Gecenin bir vakti salondan gelen seslerle uyandım. Babam pür dikkat haberleri izliyor annem Kur'an-ı Kerim okuyordu. Gidip sessizce yanlarına oturdum. Babam darbe olduğunu söyledi. Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın çağrısı sonrası babam meydana çıktı. Bir süre sonra bizi almak için eve döndü ve ailecek meydana çıktık. Ne oluyorsa Ankara ve İstanbul'da oluyordu sanki. İnsanlar meydanda toplanmış darbe girişimine tepki gösteriyordu. Meydanda bir ağaca yaslanmış hamile kadın ve kuruyemişçiye dolmuş insan kalabalığının endişeli bir şekilde haberleri takip edişi aklımdan çıkmıyor. Gecenin ilerleyen saatlerinde Özel Harekata yapılan saldırı ve gelen şehit haberleri durumun ciddiyetini iyiden iyiye ortaya koymuştu. Bunun üzerine annem ve babam ne yapabileceklerini düşünürken akıllarına bayrak asmak geldi. O günün imkanlarında bir taşra kentinde gösterilebilecek en yerinde tepki buydu onlar için. Devasa boyuttaki bayrağı balkondan sarkıttılar. O gece asılan bayrak bir aya yakın balkondan kaldırılmadı.

12 yaşındaki kız çocuğunun gözünden darbe gecesi

Yeni Ankara Muhabiri Buse Akar: 15 Temmuz darbe gecesi yani 10 sene önce 12 yaşlarımdaydım. Her şeyi televizyondan hiç kaçırmadan annem ve babam ile olan sabaha kadar takip ettik. Havada uçan uçak seslerini duymam beni o zaman korkutmuştu. Annem o gün sabaha kadar Kur'an-ı Kerim okudu ve dua etti. O zamanı çocuk olmamdan ötürü çok hatırlayamasam da televizyonda insanların ölümünü izlemek her anlamda kötü ve korkutucuydu. Daha kötü şeylere yol açmadan bitmesi içimi ferahlatmıştı.

İzmir'den Ankara'ya dönerken darbe olduğunu duyduk

Ş.A: Ankara'daydık. İzmir'e çocuğumun mezuniyet törenine gittik. Orada gelirken yol kenarında tesislerde dinlenlelim dedik. Gelen otobüs duruyor, giden TIR duruyor. Kalktık baktık ne var diye. Bir de gördük ki darbe olmuş. Sabaha kadar siren sesleri duyduk. Kimi bankamatikte kimi yollarda... Sela sesleri sabaha kadar hiç dinmedi. Sabaha ancak Ankara'ya dönebildik. Silah sesi ya da başka bir şey duyamadık ama erken saatlerde (05.00) gibi bile Ankara'ya giremedik. Saatlerce bekledik. Öğle saatlerinde ancak şehrimize dönebildik. Yol kenarlarında 3-4 tane tank ve toma vardı. Herkeste bir panik ve korku hakimdi. Allah kimseye bir daha o günleri yaşatmasın.

Aydınlıkevler'de bir kahvehanede

Yeni Ankara Yazı İşleri Müdürü Fırat Karabulut: Darbe günü Ankara'daydım. Okul yeni bitmiş, Kocaeli'den eve dönmenin rahatlığındaydım. 15 Temmuz gününden bir gün sonra arkadaşımın İzmit'teki düğününe gidecektim. Sincan'da yaşıyordum o zaman ama Dışkapı'da kuzenimde kalacak ve sabah yola çıkacaktım. O gece de kuzenlerle Aydınlıkevler'de bir kahvehanede vakit geçirmek için kağıt oynamaya gittik. Saat 22.00 sularında jet seslerini yavaş yavaş duymaya başladık. Başta ciddiye almadık. Sonra sonik patlamalar sıklaşınca sosyal medyaya göz attık. Önce terör saldırı ve köprünün kapatıldığına dair paylaşımlar gördük. Akabinde de tatbikat yapıldığına dair çeşitli paylaşımlar gördük. Bir süre sonra bir askerin "darbe yapıldığına" dair araçtaki bir vatandaşa açıklama yaptığı videoya denk geldik. Daha sonra oturduğumuz yerden kalkarak önce dışarıda biraz ne olup bittiğine dair çevreyi kolaçan ettik, sonra da araçla eve geçtik ve olan biteni televizyon başında takip ettik. Zaman zaman atılan bombalar nedeniyle bulunduğumuz binada titremeler yaşanmıştı. Yüksek tansiyonlu bir gündü ve nihayetinde korkulan olmadı, darbe başarısız oldu.

15 Temmuz FETÖ Darbe