Seçil Erzan davasında şok gelişme: 102 yıllık ceza istinafta bozuldu
İstanbul'da yüksek kârlı gizli fon vaadiyle aralarında ünlü futbolcuların da bulunduğu 41 kişiyi dolandırdığı gerekçesiyle hapis cezasına çarptırılan Seçil Erzan davasında şok edici bir dönüm noktası yaşandı.
İstinaf mahkemesi, yerel mahkemenin verdiği 102 yıllık hapis cezası kararını usul ve suç vasfı yönünden hatalı bularak bozma kararı verdi.
Kamuoyunda "Fatih Terim Fonu" olarak bilinen davanın bir numaralı sanığı Seçil Erzan hakkındaki mahkumiyet kararı üst mahkeme tarafından iptal edildi. Kararın bozulmasıyla birlikte Erzan'ın tahliye olma ihtimali hukuk çevrelerinde en çok konuşulan başlık haline geldi.
İSTİNAF MAHKEMESİNDEN USUL VE ESAS BOZMASI
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 22. Ceza Dairesi, İstanbul 41. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından Seçil Erzan’a "nitelikli dolandırıcılık" ve "özel belgede sahtecilik" suçlarından verilen toplam 102 yıl 2 ay 2 günlük hapis cezasına ilişkin incelemesini tamamladı. Üst mahkeme, yerel mahkemenin hükmünde birleşen dosya bilgilerinin yeterince yer almadığını ve bu durumun hukuki denetimi imkânsız kıldığını belirtti. İstinaf, bu eksikliklerin savunma hakkını kısıtladığı ve yargılama sürecindeki bazı usul işlemlerinin eksik bırakıldığı gerekçesiyle yerel mahkemenin kararını tamamen bozdu. Dosya yeniden yargılama yapılmak üzere yerel mahkemeye gönderildi.
BANKA MÜDÜRÜ SIFATI VE SUÇ VASFI TARTIŞMASI
İstinaf kararındaki en dikkat çekici başlıklardan biri suçun niteliğine ilişkin değerlendirme oldu. Mahkeme, Seçil Erzan’ın sadece banka müdürü sıfatının, fiilin doğrudan "nitelikli dolandırıcılık" kapsamında değerlendirilmesi için yeterli olmayabileceğine dikkat çekti. Kararda iddianamedeki anlatım eksikliklerine ve suç vasfının yanlış belirlenmiş olma ihtimaline vurgu yapıldı. Dosyanın farklı bir suç tanımı çerçevesinde ele alınması gerektiği belirtilerek yargılamanın yeniden yapılmasına hükmedildi.
TAHLİYE VE UZLAŞMA İHTİMALİ GÜNDEMDE
Hukukçular, bozma kararının ardından davanın seyrinin değişebileceğini değerlendiriyor. Özellikle suç vasfının "nitelikli dolandırıcılık" yerine "basit dolandırıcılık" olarak kabul edilmesi ihtimali tartışılıyor. Bu durumda suçun uzlaştırma kapsamına girmesi, Seçil Erzan açısından tahliye ihtimalini gündeme getirebilir. Olası yeni değerlendirmede suçun niteliği değişirse, tutukluluk halinin sona ermesi ve tarafların uzlaşması hukuken mümkün hale gelebilecek.
DİĞER SANIKLARIN DURUMU VE YARGILAMA SÜRECİ
Bozma kararı yalnızca Seçil Erzan’ı değil, dosyada yer alan diğer sanıkları da etkiledi. Bazı sanıklar yönünden verilen cezalar da usul eksiklikleri gerekçesiyle bozulurken, bazı kararlar ise yerinde bulundu. Ancak ana sanık olarak görülen Seçil Erzan hakkındaki hükmün bozulması, tüm dolandırıcılık davası sürecini yeniden şekillendirdi. Önümüzdeki süreçte İstanbul 41. Ağır Ceza Mahkemesi’nde yapılacak yeni yargılamada, hem suç vasfı hem de mağdurların talepleri davanın kaderini belirleyecek.