Sanat ve bilim Server Vakfı’nda buluştu: "Her insan bir cevherdir"

KBB Uzmanı Muharrem Gerçeker, Server Vakfı’nda düzenlenen söyleşide sanatın insan ruhu üzerindeki etkisini ve “içimizdeki cevheri keşfetme” yolculuğunu anlattı.

Sanat ve bilim Server Vakfı’nda buluştu: "Her insan bir cevherdir"

Server Vakfı, tıp dünyasının duayen isimlerinden KBB Uzmanı Prof. Dr. Muharrem Gerçeker’i ağırladı. Türkü-Der koristlerinin konuk olarak katıldığı etkinlikte, sanatın insan ruhu üzerindeki iyileştirici gücü ve "içimizdeki cevheri keşfetme" yolculuğu felsefi bir derinlikle ele alındı.

TIPTAN SANATA BİR KÖPRÜ: TÜRK ŞİİRİ

Konuşmasına hekimlik kimliğinin ötesinde, paramedikal bir tutkuyla bağlı olduğu Türk şiiri ve Türk sanat müziği ile başlayan Prof. Dr. Gerçeker, kelimelerin tarihsel yolculuğuna ışık tuttu. Şiir kelimesinin Arapça kökenli olduğunu; "hissetmek, bilmek ve öğrenmek" anlamlarını taşıdığını belirtti.

"SANAT, DUYGULARA BİÇİM VERME İŞLEMİDİR"

Sanatı en özet haliyle insanın duygularına biçim verme işlemi olarak tanımlayan Prof. Dr. Gerçeker, düşüncelerin biçim bulmasının felsefeyi; duyguların semboller, resimler, heykeller ve ezgilerle vücut bulmasının ise sanatı doğurduğunu ifade etti. Şiiri ise kelimelerle güzel söz söyleme sanatı olarak nitelendirdi.

"İLK MISRA TANRIDANDIR"

Şiir teorilerine değinen Gerçeker, Paul Valery’nin meşhur "İlk mısra Tanrı’dandır, geri kalanı ise çaba" sözünü derinlemesine yorumladı. Tanrı’nın her kuluna doğuştan bir kabiliyet bahşettiğini vurgulayan Gerçeker, "İnsanın yaşamdaki asıl görevi, kendisine emanet edilen bu ilahi kabiliyeti çalışarak keşfetmek, o cevheri süzüp ortaya çıkarmaktır" dedi.

EMEKLİLİKTEN SANATA: "DAHA ÖNCE NEREDEYDİNİZ?"

Etkinlikte, geç yaşta sanata yönelen bireylerin uyanış hikayeleri de konuşuldu. Prof. Dr. Gerçeker, insanın içindeki potansiyeli işlenmemiş bir cevhere benzeterek; bu cevher işlendiğinde ortaya çıkan eserin, kişiye "Daha önce neredeydim?" dedirten bir aydınlanma yaşattığını dile getirdi.

KORO ÜYELERİNDEN BÜYÜK İLGİ

Türkü-Der koristlerinin ve davetlilerin yoğun katılımıyla gerçekleşen söyleşi, bilimin rasyonalitesi ile sanatın duygusal derinliğinin harmanlandığı bir atmosferde sona erdi.