PTT’de “Kod 49” tartışması büyüyor! Haber-Sen’den PTT yönetimine sert tepki!
Haber-Sen 2 No’lu Şube Başkanı Yaşar Polat, PTT’nin Türkiye’nin en köklü kamu kurumlarından biri olduğunu belirten Polat, kurumda çalışanların aktardığı sorunların artık görmezden gelinemeyecek boyuta ulaştığını savundu.
Haber-Sen 2 No’lu Şube Başkanı Yaşar Polat, PTT’de taşeron işçilerin Kod 49 gerekçesiyle işten çıkarıldığı, İHS kapsamında çalışan personelin ise görev yeri değişiklikleri ve baskıyla karşı karşıya kaldığı yönündeki iddiaları gündeme taşıdı. Polat, PTT’de çalışanların karşı karşıya kaldığını öne sürdüğü sorunlara ilişkin açıklamalarda bulundu.
PTT’nin Türkiye’nin en köklü kamu kurumlarından biri olduğunu belirten Polat, kurumda çalışanların aktardığı sorunların artık görmezden gelinemeyecek boyuta ulaştığını savundu.
Çalışanlar arasında benzer uygulamaların “PTT yönetiminin talimatı” olduğu yönünde bir algı oluştuğunu belirten Polat, böyle bir talimat varsa bunun kamuoyuna açıklanması gerektiğini söyledi.
Polat, herhangi bir merkezî talimat bulunmuyorsa farklı bölgelerde benzer uygulamaların nasıl ortaya çıktığının da açıklığa kavuşturulmasını istedi.
“KOD 49 İŞTEN ÇIKARMA ARACINA MI DÖNÜŞÜYOR?”
Taşeron işçilerin uzun yıllardır PTT’nin iş yükünü taşıdığını ifade eden Polat, çalışanların işlerini kaybetme endişesi yaşadığını belirtti.
Bir işçinin hangi gerekçeyle işten çıkarıldığının hukuki süreç içerisinde değerlendirilmesi gerektiğini vurgulayan Polat, aynı gerekçenin farklı bölgelerde benzer şekilde uygulanması halinde bunun araştırılması gerektiğini savundu.
Polat, şu soruyu yöneltti:
“Kod 49, gerçekten somut ve kişisel bir iş hukuku gerekçesi olarak mı uygulanıyor, yoksa örgütlenmek, hak aramak, eleştirmek ve itiraz etmek isteyen işçiler üzerinde bir baskı aracına mı dönüştürülüyor?”
Çalışma koşullarını eleştiren veya haklarını arayan işçilerin işten çıkarılma tehdidiyle karşı karşıya kalmasının ciddi bir sorun olduğunu belirten Polat, bu konunun yalnızca bireysel iş uyuşmazlığı olarak ele alınmaması gerektiğini söyledi.
İHS’Lİ PERSONEL İÇİN “GÖREV YERİ” SORUSU
Polat, İHS kapsamında çalışan personelin de çeşitli sorunlarla karşı karşıya olduğunu öne sürdü.
Görev yeri değişiklikleri, farklı görevlendirmeler ve çalışanlar tarafından “sürgün” olarak değerlendirilen uygulamaların personel üzerinde baskı oluşturduğunu savunan Polat, görev değişikliklerinin hangi kriterlere göre yapıldığının açıklanmasını istedi.
Polat, kamu hizmetinin gerektirdiği durumlarda personelin görev yerinin değiştirilebileceğini ancak bu işlemlerin objektif kriterlere dayanması gerektiğini ifade etti.
“Hizmet ihtiyacı mı, yoksa kişiye göre değişen bir yönetim anlayışı mı?” sorusunu yönelten Polat, personelin görev değişikliklerinin gerekçelerinin açıkça ortaya konulması gerektiğini söyledi.
“PTT’DE LİYAKAT NEREDE?”
Açıklamasında liyakat tartışmasına da değinen Polat, bazı görevlerde yapılan atama ve görevlendirmelerde sınav ve objektif kariyer kriterlerinin nasıl uygulandığı konusunda soru işaretleri bulunduğunu öne sürdü.
Polat, PTT yönetimine şu soruları yöneltti:
- Sınav kazanmadan yönetici yapılanlar varsa hangi kriterler esas alındı?
- Yönetici kadrolarına getirilen kişiler hangi objektif ölçütlerle belirlendi?
- Yıllarca sahada çalışan ve kurumun işleyişini bilen personel neden geri plana itiliyor?
- Deneyimli yöneticilerin görev yerleri hangi gerekçelerle değiştiriliyor?
Yönetici kadrolarının kişilerin ödüllendirileceği veya cezalandırılacağı makamlar olmadığını belirten Polat, kamu hizmetinin niteliğinin liyakat ve kurumsal deneyim temelinde korunması gerektiğini savundu.
“PTT’Yİ PERSONEL DEĞİL, YÖNETİM ANLAYIŞI TÜKETİR”
PTT’deki sorunların yalnızca personel sayısıyla sınırlı olmadığını dile getiren Polat, asıl tartışılması gereken konunun yönetim anlayışı olduğunu söyledi.
Personel sayısının azalmasıyla iş yükünün arttığını, taşeron işçilerin iş güvencesi endişesi yaşadığını, İHS’li personelin ise görev yeri değişikliği konusunda kaygı taşıdığını öne süren Polat, çalışanların baskı altında olduklarına ilişkin şikayetlerin araştırılması gerektiğini belirtti.
Polat, “İnsanları korkutarak verimlilik sağlayamazsınız. Liyakatı tartışmalı hale getirerek kurumsal hafızayı koruyamazsınız. İşi bilen insanları kenara iterek güçlü bir kamu hizmeti yaratamazsınız.” ifadelerini kullandı.
Kod 49 gerekçesiyle işten çıkarılan taşeron işçilerin sayısının ve her bir işten çıkarma işleminin somut gerekçelerinin açıklanmasını isteyen Polat, uygulamalarda merkezî bir talimat veya ortak bir politika bulunup bulunmadığının da ortaya konulmasını istedi.
İHS’li personelin görev yerlerinin hangi kriterlere göre değiştirildiğini soran Polat, görev değişikliklerinin hizmet gerekçelerinin açıklanması ve mobbing ile baskı iddiaları hakkında inceleme yapılıp yapılmadığının kamuoyuna duyurulması çağrısında bulundu.
“PTT ÖZEL BİR ŞİRKET DEĞİLDİR"
Polat ayrıca görevde yükselme ve yönetici atamalarında sınav ve liyakat kriterlerinin nasıl uygulandığının açıklanmasını istedi.
“PTT özel bir şirket değildir. PTT bir kamu kurumudur.” diyen Polat, kurum çalışanlarının emeğinin ve iş güvencesinin korunması gerektiğini savundu.
PTT’de yaşandığını öne sürdüğü sorunların yalnızca birkaç çalışanın meselesi olarak görülemeyeceğini belirten Polat, konunun kamu hizmetinin niteliği, liyakat, iş güvencesi ve çalışma hakkı açısından ele alınması gerektiğini ifade etti.
Polat, “PTT çalışanlarının daha fazla baskıya değil, daha fazla liyakate; daha fazla sürgüne değil, adalete; daha fazla işten çıkarmaya değil, güvenceli çalışmaya ihtiyacı var.” değerlendirmesinde bulundu.
Yaşar Polat, PTT çalışanlarının sorunlarının takipçisi olacaklarını belirterek, hak, hukuk ve adalet mücadelesinin sürdürüleceğini ifade etti.