Osmanlı ordusunun sesi mehter: Yürüyüşünden Avrupa’ya uzanan tarihi
Orta Asya’daki tuğ ve nevbet geleneğinden Osmanlı mehterhânesine uzanan mehter, savaş meydanlarında ordunun ritmini ve moralini belirleyen önemli bir unsur oldu. Ancak mehterin yürüyüşü hakkında yıllardır tekrarlanan “iki ileri bir geri” ifadesi, gerçek yürüyüş düzeniyle örtüşmüyor.
Türk askerî müzik geleneğinin en önemli unsurlarından biri olan mehter, Orta Asya’daki tuğ ve nevbet geleneğinden Selçuklu ve Osmanlı dönemlerindeki mehterhâne teşkilatına uzanan köklü geçmişiyle dikkat çekiyor.
Savaş meydanlarında askerin moralini yükseltmek, ordunun yürüyüş ritmini desteklemek ve psikolojik üstünlük sağlamak amacıyla kullanılan mehterin yürüyüşünün, halk arasında yaygın biçimde söylenen “iki ileri bir geri” şeklinde olmadığı; üç adım ileri atıldıktan sonra sağa, ardından üç adım daha ilerlenerek sola selam verilmesi esasına dayandığı belirtiliyor.
Davul, kös, zurna, nakkare, boru, zil ve çevgen gibi çalgılarla güçlü bir ritim oluşturan mehter, 1826’daki Vak’a-i Hayriye sonrasında Yeniçeri Ocağı ile birlikte resmî askerî yapıdan çıkarıldı. 20. yüzyılın başlarında yeniden canlandırılan gelenek, 1952’de tekrar kurumsal yapıya kavuşurken bugün Millî Savunma Bakanlığı bünyesindeki Mehteran Birlik Komutanlığı tarafından yaşatılıyor.
Osmanlı askerî müziğinin özellikle 17. ve 18. yüzyıllarda Avrupa’da da ilgi gördüğü, “Türk müziği” ve “Yeniçeri müziği” etkisinin Batı’daki askerî bandoların gelişimine ve Mozart, Beethoven ile Gluck gibi bestecilerin eserlerine yansıdığı ifade ediliyor.