Orta Doğu’nun kalbinde bitmeyen satranç: 2026 Golan Tepeleri Strateji Dosyası
Orta Doğu’nun en kritik fay hatlarından Golan Tepeleri’ndeki güç savaşı, Terör ve Güvenlik Uzmanı Salih Aydemir’in hazırladığı 2026 yılı özel strateji dosyasıyla yeniden gündeme taşındı.
Orta Doğu’nun kırılgan güvenlik mimarisi yeniden şekillenirken, bölgenin en kritik jeopolitik fay hatlarından biri olan Golan Tepeleri, 2026 yılının en kapsamlı stratejik analiziyle masaya yatırıldı. Terör, Güvenlik ve Analiz Uzmanı, Stratejist-Yazar Salih Aydemir tarafından hazırlanan "THE GOLAN (Golan Tepeleri): Efsanelerden Jeopolitiğe Uzanan Bitmeyen Mücadele" başlıklı özel dosya, bölgedeki yeni güç dengelerini ve Türkiye’yi bekleyen risk ile fırsatları gözler önüne seriyor.
Golan tarih boyunca en stratejik yer olarak gündemde kalmıştır. Raporda da Golan sorununun; günümüzde su güvenliği, yapay zekâ destekli elektronik istihbarat ağları, erken uyarı sistemleri ve siber savaşların kesiştiği devasa bir "jeopolitik laboratuvara" dönüştüğü vurgulanıyor.
COĞRAFYANIN DEĞİŞMEYEN HÜKMÜ: NEDEN GOLAN?

Yaklaşık 1.800 kilometrekarelik bu yüksek plato, sadece askeri teknolojiler değişse de coğrafyanın stratejik üstünlüğünün nasıl baki kaldığının en net kanıtı. Rapora göre Golan’ı vazgeçilmez kılan temel unsurlar şunlar:
- Hermon Dağı (Bölgenin Gözü): 2.800 metrelik yükseltisiyle Suriye, Lübnan, İsrail ve Ürdün’ü çıplak gözle dahi gözetleme imkânı sunan dağ, modern elektronik harp ve hava savunma mimarisinin kalbi konumunda.
- Görünmeyen Savaş (Su Kaynakları): İklim krizinin kavurduğu Orta Doğu'da, Celile Gölü ve Ürdün Nehri’ni besleyen Golan'ın tatlı su kaynakları, artık askeri mühimmat kadar hayati bir silah.
- Şam’ın Kilidi: Golan’ın doğusundan Suriye’nin başkenti Şam’a olan mesafe yalnızca 60 kilometre. Bu durum İsrail’e muazzam bir stratejik derinlik sağlarken, Suriye için kalıcı bir güvenlik zafiyeti yaratıyor.

2026 GERÇEKLİĞİNDE AKTÖRLERİN STRATEJİK HAMLELERİ
Suriye’de yaşanan yönetim değişikliği, Gazze savaşı sonrası kırılan ittifaklar ve İran-İsrail gerilimi, Golan’daki kartları yeniden dağıttı. Salih Aydemir’in analizinde aktörlerin mevcut pozisyonları şu şekilde özetleniyor:
İSRAİL: İŞGALİ STATÜKOYA DÖNÜŞTÜRME ÇABASI
İsrail, Golan’daki fiili hâkimiyetini sivil yerleşim yerleri, askeri üsler ve altyapı yatırımlarıyla kalıcılaştırma stratejisi izliyor. Bölgedeki İran ve Hizbullah varlığını uluslararası kamuoyunda bir meşruiyet kalkanı olarak kullanan Tel Aviv, uluslararası hukuku çiğneyerek işgali kalıcı bir statükoya çevirmeyi hedefliyor.
SURİYE (AHMED EL-ŞARA YÖNETİMİ): DİPLOMATİK MEŞRUİYET ARAYIŞI
2024 yılı sonunda Suriye'de dümene geçen Ahmed el-Şara yönetimi, iç savaşın enkazını kaldırmak ve ekonomik toparlanmayı sağlamak için önceliği içe vermiş durumda. Şam, Golan üzerindeki hak iddiasından vazgeçmese de kısa vadede İsrail ile askeri bir cephe açacak güçte değil. Bu nedenle Şara yönetimi, askeri retorik yerine uluslararası hukuk ve bölgesel normalleşme (Türkiye, Suudi Arabistan, BAE hattı) kanallarını zorluyor.

İRAN VE HİZBULLAH: KAN KAYBEDEN DİRENİŞ EKSENİ
Tahran, Golan’ı İsrail’i çevreleme stratejisinin bir parçası olarak görse de ekonomik yaptırımlar ve iç krizler nedeniyle daha temkinli. Ağır askeri darbeler alan Hizbullah ise Güney Lübnan'daki mevcudiyetini koruma ve "hayatta kalma" moduna geçmiş durumda.
KÜRESEL GÜÇLERİN GÖLGE BOKSU
Golan üzerindeki mücadele sadece bölgesel oyuncularla sınırlı değil; küresel aktörler de satranç tahtasında yerini alıyor:
- ABD: İsrail’in askeri üstünlüğünü ve statükoyu koruma odaklı sarsılmaz desteğini sürdürüyor.
- Rusya: Doğu Akdeniz’deki çıkarlarını korumak adına İsrail ile dengeli bir koordinasyon yürütüyor ve yeni bir Suriye savaşını engellemeye çalışıyor.
- Çin: Kuşak-Yol Girişimi ve enerji arz güvenliği kapsamında düşük profilli, ekonomik odaklı bir diplomasi tercih ediyor.
- Avrupa Birliği: Askeri etkinliği zayıf olan AB, yeni bir göç dalgası korkusuyla sadece uluslararası hukuk çağrıları yapmakla yetiniyor.

TÜRKİYE İÇİN STRATEJİK YOL HARİTASI: FIRSATLAR VE RİSKLER
Golan Tepeleri Türkiye ile doğrudan sınırdaş olmasa da, raporda yer alan uyarılar Ankara’nın bu denklemden bağımsız kalamayacağını gösteriyor. Golan’da yaşanacak olası bir patlama, Türkiye’nin güney sınırlarını doğrudan etkileme potansiyeline sahip.

Türkiye’nin Kırmızı Çizgileri ve Öncelikleri:
- Suriye’nin toprak bütünlüğünün korunması.
- Olası güvenlik boşluklarından yararlanacak terör örgütlerinin engellenmesi.
- Doğu Akdeniz’deki güç dengesinin Ankara aleyhine bozulmaması.
- Türkiye sınırına yönelecek yeni ve kitlesel bir mülteci dalgasının önlenmesi.

ANKARA’YA POLİTİKA ÖNERİLERİ
Stratejist Salih Aydemir, Türkiye’nin salt İsrail-Suriye gerilimine odaklanan dar bir çerçeveden çıkması gerektiğini belirtiyor. Ankara; Şara yönetimi ile ilişkileri derinleştirerek Suriye’nin yeniden inşasında ekonomik ve diplomatik bir aktör olarak rol oynamalı, istihbarat kapasitesini yeni nesil tehditlere (siber, elektronik harp) göre güncellemeli ve Levant güvenliğini Doğu Akdeniz vizyonuyla entegre eden çok boyutlu bir caydırıcılık stratejisi yürütmelidir.