Okul heyecanı kapıda! Çocuklarda uyum süreci nasıl yönetilmeli?
Uzman Psikolog Tuğana Akyürek, Yeni Ankara’ya yaptığı açıklamada 2026-2027 eğitim öğretim yılı öncesinde ailelere okul uyum süreci, birinci sınıf adaptasyonu ve çocuklarda görülen kaygıyla baş etme yolları hakkında önemli tavsiyelerde bulundu.
Yeni eğitim-öğretim yılının başlamasına az bir zaman kala, tatil düzeninden okul temposuna geçiş süreci hem öğrenciler hem de aileler için kritik bir dönemi beraberinde getiriyor. Uzman Psikolog Tuğana Akyürek, çocukların bu sürece sağlıklı bir şekilde adapte olabilmesi için Yeni Ankara’ya yaptığı açıklamada ailelere önemli uyarılarda bulundu.
TATİL DÜZENİNDEN OKUL RUTİNİNE GEÇİŞ NASIL OLMALI?
Uzun bir tatilin ardından çocuklardan bir anda okul düzenine geçmelerini beklemenin yetişkinlerden, uzun bir tatilin ertesi günü hiçbir adaptasyon süreci yaşamadan tam performansla işe dönmelerini beklemekten çok farklı olmadığını belirten Uzman Psikolog Tuğana Akyürek, çocukların da zamana ihtiyacı olduğunu vurguladı. Akyürek, “Çocukların da yeniden bir rutine, sorumluluklara, erken kalkmaya, ders temposuna ve sosyal ortama uyum sağlaması için zamana ihtiyacı var. Bu nedenle ailelere ilk önerim, okul başlamadan önce evin ritmini yavaş yavaş okul dönemine yaklaştırmaları. Özellikle uyku ve uyanma saatleri burada çok önemli” dedi.

“MERAK UYANDIRAN ANCAK GERÇEKÇİ BİR DİL KULLANIN”
Tatil boyunca esneyen ekran süresinin aniden kesilmesinin okulun zihinde ‘özgürlüğün bittiği yer’ olarak kodlanmasına yol açabileceğini ifade eden Akyürek, kullanılan dilin önemine dikkat çekerek,
"Bazen iyi niyetle, 'Tatil bitti, artık çalışma zamanı', 'Bu sene çok ders çalışacaksın', 'Bak bakalım notların nasıl olacak' gibi cümleler kurulabiliyor. Fakat daha okul başlamadan çocuğun zihninde okul; performans, başarı ve baskıyla eşleşmeye başlayabiliyor. Bunun yerine, 'Arkadaşlarını yeniden göreceksin', 'Yeni şeyler öğreneceksin', 'Yeni bir dönem başlayacak, bakalım sana neler getirecek' gibi daha merak uyandıran ve olumlu fakat gerçekçi bir dil kullanılabilir” ifadelerini kullandı.
BİRİNCİ SINIFA BAŞLAYANLAR İÇİN UYUM SÜRECİ NASIL YÖNETİLMELİ?
Birinci sınıfa başlamanın çocuk hayatındaki en büyük gelişim adımlarından biri olduğunu vurgulayan Uzman Psikolog Akyürek, bu süreçte temel hedefin ‘çok başarılı bir öğrenci yetiştirmek’ değil, ‘okulla güvenli bir ilişki kurmasını sağlamak’ olması gerektiğini söyledi. Başarı baskısının çocukta hata yapma korkusu yaratabileceğinin altını çizen Akyürek, "Çocuk 'Okula gidiyorum çünkü öğreneceğim' yerine, 'Okula gidiyorum ve sürekli iyi olmak zorundayım' diye düşünmeye başlayabilir. Bu da hata yapma korkusunu beraberinde getirir. Oysa öğrenmenin doğasında hata vardır. Birinci sınıf öğrencisinin harfleri karıştırması, yavaş okuması, defterini unutması veya bir şeyi birkaç kez tekrar ettirmek zorunda kalması son derece doğal olabilir. Ailenin verdiği mesaj şu olmalı: 'Her şeyi hemen yapmak zorunda değilsin. Öğrenmek zaman alabilir’” sözlerini kaydetti.
Ayrılma sürecinde ise ailelerin sakin, kararlı ve kısa vedalarla güven vermesinin önemine değinen Akyürek, ebeveynlerin kendi kaygılarını yönetmesinin şart olduğunu belirtti. Çocukların öğretmenleriyle ilişkilerine alan açılması ve her soruna hemen müdahale edilmemesi gerektiğini ifade eden Akyürek, çocukların problem çözme becerilerinin desteklenmesinin önemini vurguladı.
“BAZEN ‘KAYGILIYIM’ DİYEMEZLER, BEDENLERİ ONLARIN ADINA KONUŞUR”
Okulun ilk günlerinde görülen isteksizliğin her zaman ciddi bir problem anlamına gelmediğini belirten Akyürek, kaygının şiddetine ve süresine dikkat edilmesi gerektiğini ifade ederek şunları aktardı:
"Eğer çocukta haftalar geçmesine rağmen yoğun ağlama, okula gitmeyi sürekli reddetme, uyku bozuklukları, belirgin öfke, içe kapanma gibi durumlar devam ediyorsa biraz daha dikkatli olmak gerekir. Özellikle okul sabahlarında ortaya çıkan karın ağrısı, mide bulantısı veya baş ağrısı gibi bedensel şikâyetleri de 'Okula gitmemek için yapıyor' diyerek geçiştirmemek önemli. Çünkü çocuklar kaygılarını her zaman 'Ben kaygılıyım' diyerek ifade edemezler; bazen bedenleri ve davranışları onlar adına konuşur."

AİLELERİN İYİ NİYETLE YAPTIĞI HATALAR NELERDİR?
Ailelerin iyi niyetle gösterdikleri koruma ve motive etme çabalarının bazen çocuklarda ters tepki yaratabildiğini söyleyen Tuğana Akyürek, şu ifadeleri kullandı:
"Aslında ailelerin yaptığı pek çok hata kötü niyetten değil, tam tersine çocuklarını koruma ve motive etme isteğinden kaynaklanıyor. Fakat bazen iyi niyetle söylediğimiz bir cümle çocukta bambaşka bir karşılık bulabiliyor. Örneğin 'Artık büyüdün, ağlama', 'Bunda korkacak ne var?', 'Bak arkadaşların nasıl gidiyor' gibi cümleler çocuğu rahatlatmak yerine ona 'Benim hissettiğim şey yanlış' mesajını verebilir."
Uzman Psikolog Akyürek, ailelerin çocukların bütün zorluklarını ortadan kaldırmaya çalışmak yerine, o zorluklarla baş edebileceklerine güvenmeleri ve yanlarında olduklarını hissettirmeleri gerektiğini sözlerine ekledi.