Mimara, inşaatçıya serbest; jeoloğa yasak: Mühendislikte görülmemiş ayrımcılık!

Geçtiğimiz günlerde TBMM’den geçen yeni Tapu Kanunu mühendislikte eşitliği bozdu. Diğer meslekler serbestçe çalışırken, jeoloji ve jeofizik mühendislerine "Bakanlık izni ve kota" şartı geldi. JMO Başkanı Düzgün Esina, düzenlenemin mesleki disiplinler arasında ayrımcılık algısı oluşturduğunu söyledi.

Mimara, inşaatçıya serbest; jeoloğa yasak: Mühendislikte görülmemiş ayrımcılık!

Geçtiğimiz günlerde TBMM’den geçen yeni Tapu Kanunu mühendislikte eşitliği bozdu. Diğer meslekler serbestçe çalışırken, jeoloji ve jeofizik mühendislerine "Bakanlık izni ve kota" şartı geldi. JMO Başkanı Düzgün Esina, düzenlenemin mesleki disiplinler arasında ayrımcılık algısı oluşturduğunu söyledi.

TBMM Genel Kurulunda kabul edilerek 22 Mayıs 2026 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanan 7579 sayılı "Tapu Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun", 4708 sayılı Yapı Denetim Kanunu’nda radikal değişikliklere neden oldu. Doğrudan jeoloji mühendislerini, jeofizik mühendislerini ve zemin etüt bürolarını ilgilendiren bu değişiklik özellikle jeoloji mühendisleri tarafından tepkiyle karşılandı.

MÜHENDİSLERİN SERT TEPKİSİYLE KARŞILANDI

Yasa, çıkmadan önce Jeoloji Mühendisleri Odası ve milletvekilleri tarafından "binlerce mühendisi işsiz bırakabilir" gerekçesiyle çok sert tartışmalara neden oldu. Kanunun yürürlüğe girmesiyle birlikte, binaların zemin ve temel etütleri, sadece Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığından resmen "İzin Belgesi" almış kuruluşlar tarafından yapılabilecek. Bakanlık hangi ilde kaç firmanın faaliyet göstereceğine, kota ve sınırlamalara karar verme yetkisine sahip oldu. Jeoloji Mühendisleri Odası, serbest mühendisliği kısıtlayıp büroları kapatmaya zorladığı gerekçesiyle en çok bu değişikliğe tepki gösterdi.

“YASA, MESLEKİ FAALİYET HAKKINI SINIRLANDIRIYOR”

TMMOB Jeoloji Mühendisleri Odası Başkanı Düzgün Esina, Tapu Kanunu’na ilişkin Yeni Ankara’ya konuştu. Yeni düzenlemelerin yalnızca teknik bir mevzuat değişikliği olmadığını söyleyen Esina, “Düzenleme yıllardır serbest mühendislik hizmeti üreten jeoloji ve jeofizik mühendislerinin mesleki faaliyet alanlarını doğrudan etkilemekte ve önemli hak kayıplarına yol açabilecek sonuçlar doğurmaktadır. Bugün bir jeoloji veya jeofizik mühendisi, aldığı lisans eğitimi, mesleki yetkinliği ve ilgili mevzuat çerçevesinde serbest mühendislik hizmeti sunabilmektedir. Ancak yeni düzenleme ile zemin ve temel etüt hizmetlerinin büyük ölçüde sermaye şirketleri bünyesinde yürütülmesinin öngörülmesi, mühendislerin diplomalarından kaynaklanan mesleki faaliyet hakkını fiilen sınırlandırmaktadır. Bu durum yalnızca mesleki bir tartışma değil, aynı zamanda çalışma hakkı ve meslek icrası açısından da değerlendirilmesi gereken bir konudur” ifadelerini kullandı.

“MÜHENDİSLİK ALANLARI ARASINDA AYRIMCILIK ALGISI OLUŞTURUYOR”

Başkan Esina, diğer mühendislik ve mimarlık disiplinlerinde benzer bir uygulamanın olmadığının altını çizdi. Yeni mezun bir mimar, makine mühendisi, inşaat mühendisi veya elektrik mühendisinin diplomasından doğan mesleki haklarını kullanabildiğini söyleyen Esina, “Jeoloji ve jeofizik mühendislerinin aynı haklarının farklı bir düzenlemeyle sınırlandırılması eşitlik ve hakkaniyet ilkeleri açısından ciddi soru işaretleri yaratmaktadır. Meslek disiplinleri arasında farklı uygulamaların oluşturulması, mühendislik alanları arasında ayrımcılık algısına neden olabilecek niteliktedir” açıklamasında bulundu.

“YÜZLERCE MÜHENDİS İŞSİZ KALACAK”

Düzenlemenin ekonomik boyutuna da değinen Esina şöyle devam etti:

“Türkiye genelinde zemin etütleri, jeoteknik çalışmalar ve yerbilim hizmetleri alanında faaliyet gösteren çok sayıda küçük ve orta ölçekli mühendislik bürosu bulunmaktadır. Düzenlemenin mevcut haliyle uygulanması durumunda, bu büroların önemli bir kısmının faaliyetlerini sürdürmekte zorlanabileceği doğrudan ya da dolaylı olarak yüzlerce mühendis, teknik personel ve ailelerinin ekonomik açıdan olumsuz etkilenebileceği kaygısındayım.”

“KAMUSAL DENETİMİ BAĞIMSIZ BİR ŞEKİLDE ETKİN KILMAK GEREKİR”

Deprem güvenliği, bina güvenliği gibi doğrudan yaşam hakkını ilgilendiren bir alanda özellikle jeoloji mühendislerine ihtiyaç duyulduğunu kaydeden Düzgün Esina açıklamasını şu sözlerle tamamladı:

“Mühendisleri sistem dışına itmek değil; mesleki denetimi güçlendirmek, bilimsel niteliği artırmak ve kamusal denetimi bağımsız bir şekilde etkin kılmak gerekir. Zemin etütleri ve yerbilim hizmetleri ticari bir faaliyet olmanın ötesinde, toplumun can ve mal güvenliğini ilgilendiren kamusal bir sorumluluktur. Bu nedenle süreçlerin sermaye yapılarından bağımsız olarak, bilimsel esaslara ve mesleki yetkinliğe dayalı biçimde yürütülmesi büyük önem taşımaktadır.”
Deprem TBMM TMMOB Çevre