MHP Genel Başkanı Bahçeli’den SDG ve DEM Parti’ye tepki: “Halep gerekçesiyle sokaklara dökülmek fayda sağlamaz”
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, SDG’ye destek veren DEM partili yetkililere tepki göstererek, “Halep gerekçesiyle sokaklara dökülmek kimseye fayda sağlamaz. Türkler ve Kürtler kader ortağıdır. İsrail güdümündeki terör örgütü ile pazarlık nasıl olacaktır.” dedi
Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) TBMM Grup Başkanlığı tarafından daha önce duyurulan haftalık olağan toplantı, partililerin yoğun katılımıyla başladı. Genel Başkan Devlet Bahçeli Türkiye’nin ve dünyanın gündemine ilişkin kritik açıklamalarda bulundu.
”SDG VE YPG'NİN AKIBETİ AYNI OLAMLI”
Halep’i içine alan çatışmaların düşündürücü olduğunu vurgulayan Bahçeli, ”Halep oradaysa Şam burada, Trump ayak üstü bunları sattı. PKK feshedilmiştir, silahlar bırakılmıştır. SDG ve YPG’nin de akıbeti aynı olmalıdır. Mazlum Abdi, PKK’nın kurucu önderliğine saygısızlık etti. DEM Partinin dili üzücü ve sorunlu bir dildir. Halep gerekçesiyle sokaklara dökülmek, meseleyi istismar etmek hiçbir şey kazandırmayacaktır” diye konuştu. İran’daki olayların perde arkasına dikkat çeken Bahçeli, “Hangi mihrakların devrede olduğu, hangi planların uygulamaya konulduğu ve nasıl bir ihanete hedef alındığı o kadar açıktır ki, sokakta oynayan çocuklara sorsanız dahi itiraf ederler. Bu nedenle yalnızca görünen kısma değil, suyun altında kalan bölüme de bakmak zorundayız.” diye aktardı.
“İRAN'DAKİ OPERASYONUN HEDEFİ BİLİNMEKTE“
İran’daki şiddet olaylarının bölge güvenliği açısından ciddi bir tehdit oluşturduğunu belirten Bahçeli, İran’ın huzursuzluğu, bölünmüşlüğün, Türkiye’de ve bölge ülkelerini her açıdan tehdit ettiğini vurguladı. “İran’a neşter vuran örtülü operasyon yapan siyasi askeri ve tehdit mihraklarının hedefleri bilinmektedir. Tehdit son derece ciddi ve yakındır. ABD’nin doğrudan müdahalesi, küresel konvansiyanel savaşa bir adım daha yaklaşmak olacaktır. İran’daki olaylara mutlaka karşı çıkılmalıdır.“ ifadelerini kullandı.
“TÜRKLER VE KÜRTLER KADER ORTAĞIDIR”
Bahçeli, Suriye’deki çatışmalar ve bölgedeki terör yapılanmalarına ilişkin sert açıklamalarda bulundu. Bahçeli, “Suriye’deki çatışmalar her açıdan düşündürücü. YPG her açıdan yanlış yapmıştır. Trump bunları ayak üstü satmıştır. PKK’nın varlığı feshedilmiş ve silahlar bırakılmıştır. SDG’nin akıbeti de aynı olmalı. Bizim için geçerli olan İmralı’nın çağrısıdır ve bütün yapılarını bağlamaktadır.“ dedi.
SDG bu yapıdan bağımsız olmayacağını ifade eden Bahçeli, özellikle Mazlum Abdi'nin Siyonizm’in kuklası olduğunu vurguladı. DEM Partiye seslenen Bahçeli, ”DEM partili yetkilerin Türkiye’yi uyarıyoruz diye yaptıkları uyarıları, SDG’ye arka çıkmaları son derece üzücü bir dildir. Terörsüz Türkiye’nin gerçekleştiği süreçte he türlü fedakarlık yapılıyorken Halep gerekçesi ile sokaklara dökülmek kimseye bir şey kazandırmayacaktır. Türkler ve Kürtler kader ortağıdır. İsrail güdümündeki terör örgütü ile pazarlık nasıl olacaktır. Muhatap İmralı'dan başkası asla değildir. DEM Parti Türkiye partisidir ve parmak sallaması makul görülemeyecektir.” ifadelerini kullandı.
“DOĞRU SİYASET KADAR DOĞRU ZAMANDA ŞART”
Siyasette yalnızca doğruluğun değil zamanlamanın da hayati önemde olduğunu vurgulayan Bahçeli, “Daha önce de dediğim gibi siyasetin doğruluğu kadar zamanın da doğru olması gerekir. Doğru zamanda yanlış siyaset ham hayalin peşinde oyalanmaktır. MHP’nin siyaseti doğrudur, mücadelesi doğrudur. İlkeleri, ülküsü doğrudur.“ dedi. Vatanseverlik sınavından geçemeyen siyaset gerçek manada siyaset olmayacağını vurgulayan Bahçeli, 'basiret yoksunu' siyaset zihniyetinin pek çok sıkıntıya davetiye çıkaracağını ifade etti.
Türkiye'deki ve dünyadaki gelişmeleri doğru şekilde ele almak gerektiğini vurgulayan Bahçeli, “Basiret, hayatı ve siyaseti doğru okumaktır. Görüneni ve gösterilmek isteneni sezgi ve bilgi ile kavramak demektir. MHP ile Cumhur İttifakı’nın yapacağı budur. Fikir demek hayat demektir, siyaset demektir. Şapkamızı önümüze koyup gelişmeleri doğru şekilde ele almaktayız. Doğru ne ise onu konuşmalıyız. Karşımızdaki meseleleri dürüstçe okumalıyız” şeklinde konuştu.
“ADALETSİZLİK ANLAMSIZLIK DÜNYAYI KUŞATTI”
Bahçeli, küresel ölçekte süregelen tartışmaların doğruluğunu ya da yanlışlığını irdelemenin ötesinde, insanlığın karşı karşıya olduğu temel açmazlara dikkat çekerek, “Asıl üzerinde durmamız gereken, gördüğümüz ve idrak ettiğimiz temel açmaz ve çarpıklıktır. Meşhur bir filozofun 19. Yüzyılda söylediği şu söz, tam da bu iki soruna işaret etmektedir: “İnsanlığın iki temel sorunu vardır. Birincisi adaletsizlik, ikincisi ise anlamsızlıktır. Adaletsizliğe karşı hukuk, anlamsızlığa karşı ise sanat bulunmuştur. Ne var ki insan, ne hukuka ne de sanata tam anlamıyla ulaşabilmiştir.“ dedi.
1975 yılından bu yana dünyadaki çatışmaları inceleyen ve İsveç’te kurulu bulunan Uppsala Çatışma Verileri Programı’na atıfta bulunan Bahçeli, günümüzde orta ve büyük ölçekli çatışma ve savaşların toplam sayısı dünya genelinde 185’e ulaştığını ifade etti. ”Bu tablo, insanlık adına son derece uyarıcı, kaygı verici ve ürperticidir. Yaklaşık 5 milyar insan, huzursuzluk sarmalında; çatışma ve savaşların odağında yaşamaktadır” ifadelerine yer verdi.
“GÜÇLÜ OLANIN HAKLI SAYILDIĞI BİR DÜZEN”
ABD Başkanı Donald Trump’ın basına yansıyan açıklamalarına işaret eden Bahçeli, sözlerini şu şekilde devam ettirdi: “Amerika Birleşik Devletleri Başkanı Trump’ın geçtiğimiz günlerde basına verdiği demeçte sarf ettiği sözler ise, çivisi çıkmış bir kaosun pençesine düşen dünyanın halinin özeti gibidir. Bir gazetecinin, “Küresel yetkilerinizin herhangi bir kısıtlaması var mı?” sorusuna Trump’ın verdiği cevap mealen şudur: ‘Kendi ahlakım, kendi aklım. Beni durdurabilecek tek şey budur. Uluslararası hukuka ihtiyacım yok.’ Bu noktada öncelikle şu sorunun cevabı üzerinde düşünmemiz gerekir: Devlet mi hukukun ürünüdür, yoksa hukuk mu devletin sonucudur?”
Bahçeli, hukuku yapanlarla siyaseti yapanlar, hukuku inşa edenlerle hayatın rotasını çizenlerin çoğu zaman aynı olduğunu ifade etti. MHP Genel bakanı, “Buradan hareketle diyebiliriz ki, mevcut hâliyle uluslararası hukukun aldığı ölümcül darbeler, küresel ölçekte çeteleşmeyi; devlet-altı yapıları ve “gücü yetenin yaptığı yanına kâr kalır” anlayışını yaygınlaştıracaktır. Bu durum, her yeni cümlede korkunç bir tabloyu, yıkıcı bir “yeni normal” olarak tescilleyecektir.” ifadelerini kullandı.
"GEZİ PARKI İLE İRAN'DAKİ OLAYLARIN BENZERLİĞİNE DİKKAT EDİLMELİDİR"
Bahçeli, İran'da yaşanan olaylarla ilgili ise Gezi Parkı benzetmesi yaparak şunları kaydetti: "İran'daki olaylar ülke geneline yayıldı. Bunlar emperyalist kumpas ve planlardır. İran'ın sancısı içinde kıvranması Türkiye ve bölge ülkelerini her açıdan tehdit etmektedir. Gezi Parkı ile İran'daki olayların benzerliğine dikkat edilmelidir. İran'daki olaylara mutlaka karşı durulmalıdır. Üzerinde yaşadığımız coğrafyanın siyonistlere karşı çok daha güçlenmesi hepimiz için önemli olacaktır."
“DEMOKRASİ DÜNYADA YOK HÜKMÜNE DÜŞMÜŞTÜR”
Bahçeli, küresel siyasetin geldiği noktayı sert ifadelerle eleştirerek, “Bugünkü dünya tablosunda demokrasi ne aradadır ne Araf’tadır ne de herhangi bir tarafta yer almaktadır; maalesef bütünüyle kaybolmuş, yok hükmüne düşmüştür.“ dedi. İnsan haklarının, emperyalizmin saldırısına uğradığını ifade eden Bahçeli, “Asırlardır dip akıntısı hâlinde süregelen paylaşım, bölüşüm ve hâkimiyet kavgaları, geldiğimiz aşamada artık aleni biçimde yürütülmektedir. Petrol, doğalgaz, değerli maden ve mineraller; çatışmaların ve savaşların hem aracı hem de motivasyonu hâline gelmiştir. Buna çok yakında su kaynaklarına erişim yollarındaki tıkanıklıklar da eklenecektir. Herkesi sağduyuya davet ediyorum.“ ifadelerini kullandı.
“GERÇEK HASTA ADAM ABD’DİR”
Sıranın, bir NATO üyesi olan Danimarka’ya bağlı topraklara geldiğine dair uyarılar yapıldığını ifade eden Bahçeli, “Trump’ın, “Bu sorunu ister nazikçe ister sertçe çözeceğiz” şeklindeki açıklaması, yangına körükle gitmekten başka bir anlam taşımayan sorumsuz ve şuursuz bir dayatmadır. Bir NATO üyesi ülkenin hâkimiyetindeki topraklara, bir başka NATO üyesinin çökme ve işgal planları yapması nasıl tarif edilecek, nasıl tevil edilecektir?“ dedi.
Bahçeli, Amerika Birleşik Devletleri’nin; küresel yok oluşa giden yolda kendi sonunu da hazırladığı açıkça ortada olduğunu ifade etti. Küresel ölçekte bir konvansiyonel savaş tehdidinin son derece ciddi olduğunu vurguladı. Türkiye olarak her ihtimali sıfır hata ile ele almak, yüksek bir öngörüyle değerlendirmek; buna uygun siyasi, askerî ve ekonomik tahkimatı hayata gerçekleştirmenin son derece önemli olduğunu vurguladı. “ 19. Yüzyılda Osmanlı İmparatorluğu’na “hasta adam” yaftası vurulmuştu. Bugünün dünyasında ise gerçek hasta adam, Amerika Birleşik Devletleri’dir.” dedi.