Meclis'te tarım eleştirisi: “Türkiye'nin tarım politikası eksik!“

Türkiye'nin tarım politikası Meclis kürsüsünde masaya yatırıldı. DEVA Partili Hasan Karal gıda güvenliği ve artan maliyetler için ne dedi?

Meclis'te tarım eleştirisi: “Türkiye'nin tarım politikası eksik!“

Bilmeniz gerekenler: DEVA Partisi Genel Başkan Yardımcısı Hasan Karal, 15 Haziran 2026 tarihli TBMM Genel Kurulu oturumunda gıda krizi ve üretici sorunlarını dile getirdi. Karal konuşmasında, Türkiye'nin tarım politikası bünyesindeki planlama yetersizlikleri ile tarladan rafa uzanan fahiş fiyat makası sert bir dille eleştirdi. Mazot, yem ve gübre gibi girdi maliyetlerinin düşürülmesi isteyen Karal, yeni yasal düzenlemelerin üreticiye sadece ceza ve bürokratik yük getirdiği savundu. Hasan Karal, gıda güvenliği kapsamında piyasadaki taklit, tağşiş ve kayıt dışı üretimin toplumda ciddi bir güvensizlik yarattığına dikkat çekildi.

TÜRKİYE'NİN TARIM POLİTİKASI NEDEN ELEŞTİRİLİYOR?

TBMM Genel Kurulu bünyesinde yürütülen haziran ayı yasama çalışmalarında, gıda arzı ve çiftçi hakları ana tartışma maddelerinden biri oldu. Kürsüde söz alan DEVA Partisi Genel Başkan Yardımcısı Hasan Karal, Türkiye'nin dünyanın en verimli topraklarına sahip olmasına ve çaydan fındığa kadar devasa bir üretim hacmi barındırmasına rağmen sistemin tıkanma noktasına geldiğini belirtti. Ülkedeki asıl probleminin üretim miktarında değil, bütüncül ve sürdürülebilir Türkiye'nin tarım politikası eksikliğinden kaynaklandığını vurguladı. Tarladan çıkan mahsul ile market rafındaki etiket arasında oluşan ve mantıklı ekonomik gerekçelerle açıklanamayan devasa fiyat uçurumunun, hem üreticiyi hem de tüketiciyi mağdur ettiği ifade edildi.

GIDA GÜVENLİĞİ KONUSUNDA MECLİS'E NE TÜR ELEŞTİRİLER SUNULDU?

Hükümetin Meclis gündemine getirdiği yeni yasal düzenleme paketlerini eleştiren milletvekilleri, mevcut taslakların üreticinin dertlerine çare olamadığına dikkat çekti. Mevcut tarım idaresinin sektörü sadece yeni cezalar, bürokratik engeller ve ağır denetim yaptırımlarıyla yönetmeye çalıştığı savunuldu. Çiftçinin en büyük kamburu olan mazot maliyetleri, hayvancılığı bitme noktasına getiren yem fiyatları ve çay üreticilerinin taban fiyat isyanı konusunda ekonomi yönetiminin somut bir iyileştirme adımı atmadığı kaydedildi. Üreticinin korkutularak veya cezai yaptırımlarla tarlada tutulamayacağı, kalıcı bir gıda istikrarı için öncelikle üretim maliyetlerinin aşağı çekilmesi gerektiği belirtildi.

Ekonomik sıkıntıların yanı sıra piyasada tırmanışa geçen gıda güvenliği krizine de ayrı bir parantez açıldı. Vatandaşların marketten veya pazardan aldığı gıda maddelerinin içeriğine artık büyük bir şüpheyle yaklaştığı gerçeği dile getirildi. Son dönemde artış gösteren taklit ve tağşiş ürünler, yanıltıcı ambalaj etiketleri, tarihi geçmiş gıdalar ve merdiven altı kayıt dışı imalatların toplum sağlığını tehdit ettiği vurgulandı. Devletin en temel anayasal vazifelerinden birinin halkın güvenilir ve temiz gıdaya makul fiyatlarla erişimini sağlamak olduğu, bu denetim mekanizmalarından asla taviz verilmemesi gerektiği hatırlatıldı.

TARIM SEKTÖRÜNÜ CAZİP HALE GETİRMEK İÇİN ÇÖZÜMLER NELER?

Tarım sektörünün yapısal bir çöküşten kurtarılması için günübirlik politikalar yerine köklü bir zihniyet reformuna ihtiyaç duyulduğu ifade edildi. Toprağı eken kitlenin yaş ortalamasının her geçen yıl yükselmesi tehlikesine karşı, genç nüfusu yeniden kırsala ve üretime kazandıracak teşvik modellerinin acilen devreye alınması önerildi. Üretimi cazip kılacak adımların başında, ekim döneminden önce ilan edilecek garantili alım fiyatları ve girdi sübvansiyonları geliyor. Türkiye'nin mevcut tarımsal potansiyelini doğru bir planlamayla yeniden ayağa kaldırmanın mümkün olduğu, üreticiyi finansal olarak güçlendirmeyen hiçbir denetim modelinin başarıya ulaşamayacağı tescillendi.

Tarım DEVA