Kaza sonrası aracınız serviste kaldıysa dikkat! “Yattı parası” hakkını Avukat Akman anlattı

Trafik kazasının ardından aracın serviste kaldığı süre, araç sahipleri için maddi kayba dönüşebiliyor. Avukat Murat Akman, araç mahrumiyet bedeline ilişkin, “Aracın ticari olması şart değil; kişinin aracını kullanamaması başlı başına giderilmesi gereken bir zarardır” dedi.

Kaza sonrası aracınız serviste kaldıysa dikkat! “Yattı parası” hakkını Avukat Akman anlattı

Trafik kazası sonrası serviste kalan araçlar, sahipleri için yalnızca onarım masrafı değil, kullanım kaybı da oluşturuyor. Kamuoyunda “yattı parası” olarak bilinen araç mahrumiyet bedeline ilişkin merak edilenleri Avukat Murat Akman, Yeni Ankara’ya anlattı.

ARACINI KULLANAMAYANLAR BU HAKKI BİLMİYOR

Ticari araçlarda “yattı parası” hangi şartlarda talep edilebilir?

Araç mahrumiyet bedeli yalnızca taksi, minibüs, kamyon veya servis aracı gibi ticari araçlara özgü değildir. Vatandaşlarımızın günlük hayatta kullandığı özel araçlar için de istenebilir. Yargıtay kararlarında da açıkça kabul edildiği üzere aracın ticari olması şart değildir; kişinin aracını kullanamaması tek başına giderilmesi gereken bir zarardır. Kısaca araç mahrumiyet bedeli, başkasının kusuruyla meydana gelen kaza sonrasında aracınız tamirdeyken onu kullanamamanızdan doğan kaybın karşılığıdır. Özel araçta bu kayıp, emsal nitelikte bir aracın tamir süresince kiralanması halinde ödenecek bedel üzerinden hesaplanır; aracınızı kullanmadığınız için harcamadığınız yakıt gibi giderler kural olarak bu tutardan düşülür. Araç kiralamamış olmanız bu hakkı ortadan kaldırmaz; bu durumda zararın miktarını hâkim, bilirkişi incelemesi ışığında hakkaniyete uygun biçimde belirler. Talep için temel olarak şu koşullar aranır: kazanın tamamen ya da kısmen karşı tarafın kusurundan kaynaklanması, aracınızın kaza nedeniyle kullanılamaz hale gelmesi ve talebin aracın onarımı için gerçekten gereken süreyle sınırlı tutulması. Kazada sizin de kusurunuz varsa tazminat bu oranda azalır. Bilinmesi gereken önemli bir nokta da şudur: bu bedel zorunlu trafik sigortasının karşıladığı zararlar arasında yer almaz. Bu nedenle talep kural olarak kazaya sebep olan sürücüye, yani kaza anında aracı kullanan kişiye ve aracın işletenine, yani çoğunlukla ruhsatta adı yazılı araç sahibine yöneltilir. Bu hakkın kural olarak iki yıl içinde kullanılması gerekir.

Mahkemeler fiili süreyi mi, makul onarım süresini mi esas alıyor?

Kazaya sebep olan tarafın sorumluluğu bakımından mahkemeler, aracın serviste kaç gün beklediğine değil, o hasarın gerçekte kaç günde onarılabileceğine bakar. Yargı uygulamasında buna ‘makul onarım süresi’ denir. Yargıtay kararlarında açıkça kabul edildiği üzere; servisin yoğunluğu, parça beklenmesi, sigorta onayının gecikmesi ya da aracın servise geç götürülmesi gibi sebeplerle uzayan süreler kazaya sebep olan sürücüye ve araç sahibine ödetilemez, çünkü bu gecikmelerde onların bir kusuru yoktur. Makul süre, makine mühendisi bilirkişinin raporuyla tespit edilir. Bilirkişi; ekspertiz raporunu, hasar fotoğraflarını, değişen parçaların listesini ve servis kayıtlarını inceleyerek kaporta, boya, montaj ve kontrol gibi işlemlerin her birinin ne kadar süreceğini ayrı ayrı hesaplar. Mahkeme de bu raporun gerekçeli ve denetlenebilir olup olmadığını gözetir.

5 GÜNLÜK ONARIM 30 GÜN SÜRDÜ! ARADAKİ KAYBI KİM KARŞILAYACAK?

Makul onarım süresi nasıl belirleniyor?

Bu sorunun cevabı "kimden?" sorusuna bağlıdır. Makul onarım süresi 7 gün ise, kazaya sebep olan sürücüden ve araç sahibinden yalnızca 7 günlük kayıp istenebilir. Ancak aşan sürenin mutlaka karşılıksız kalacağı da söylenemez. Yargıtay kararlarında benimsenen ilke şudur: makul süreyi aşan gecikme kimin kusurundan kaynaklanıyorsa, o süreye ait zarardan da o sorumlu tutulabilir. Aracı zamanında onarıp teslim etmeyen servis bu gecikmeden sorumlu tutulabilir. Onarım sürecini kendi kasko sigortanız yönetiyor ve eksper incelemesini, onarım onayını ya da parça teminini geciktirmişse, Yargıtay kasko şirketinin bu zarardan poliçe kapsamı dışında olsa bile genel hükümlere göre sorumlu tutulabileceğini kabul etmiştir. Eksperin gecikmesi de kural olarak onu görevlendiren sigorta şirketinin sorumluluk alanında değerlendirilir. Parça temininde yetkili servisin kusuru varsa sorumluluk servise, bazı durumlarda onunla birlikte ithalatçı veya distribütör firmaya gidebilmektedir. Mahkemeler, dosya içeriğine ve olayın niteliğine göre gecikmenin bir kısmından sigorta şirketini, bir kısmından servisi ayrı ayrı sorumlu tutabilmektedir. Şunu da açıkça belirtmeliyim: karşı tarafın zorunlu trafik sigortasına bu gerekçeyle yöneltilen talepleri mahkemeler çok daha dar değerlendirmekte, gecikmenin doğrudan o sigortacının kusurundan kaynaklandığının açıkça ispatını aramaktadır. Aracı servise geç götürmek gibi araç sahibinin kendisinden kaynaklanan gecikmeler ise kimseden talep edilemez. Gecikmenin kimden kaynaklandığı; servis giriş-çıkış belgeleri, eksper raporu ve onarım onayı tarihleri, parça sipariş ve geliş kayıtları ile faturalar karşılaştırılarak bilirkişi incelemesiyle belirlenir. Bu nedenle gecikme başladığında servise ve sigorta şirketine noter kanalıyla ihtarname göndermek ve tüm yazışmaları saklamak büyük önem taşır.

“HEM KİRA HEM KAZANÇ KAYBI ALINAMAZ”

Ticari aracın günlük kazanç kaybı yüksek gösterilebilir mi?

Böyle bir girişimde bulunulabilir; ancak bu tür iddialar yargılamada sıkı bir denetime tabi tutulur ve belgeyle desteklenmedikçe kabul görmez. Ticari araçta tazmin edilen, aracın günlük cirosu değil, masraflar düştükten sonra cebe kalan net kazançtır. Araç çalışmadığı için harcanmayan yakıt, lastik, bakım gibi giderler ve o dönemde fiilen ödenmeyen şoför ücreti kural olarak hesaptan düşülür. Mahkemeler gerçek kaybı belirlerken öncelikle ticari defterlere ve vergi kayıtlarına bakar; şoförler odası, esnaf odası veya kooperatifin o dönem için bildirdiği günlük kazanç bilgisini, aracın çalıştığı bölgeyi ve iş yoğunluğunu da değerlendirir. Gerektiğinde mali müşavir bilirkişiye inceleme yaptırır. Vergi dairesine düşük gelir beyan edip mahkemede yüksek kazanç iddia etmek gibi çelişkiler dosyada ortaya çıkar ve iddianın inandırıcılığını ciddi biçimde zayıflatır. Uygulamada sık karıştırılan bir hususu da vurgulamak isterim: aynı günler için hem kazanç kaybının hem de kiralık araç bedelinin birlikte talep edilmesi kabul görmemektedir. Bunlar aynı zararın iki farklı hesaplama yoludur. Araç sahibi, işi durmuşsa kural olarak kaybettiği net kazancı, kiraladığı bir araçla işini sürdürmüşse ödediği kira bedelini talep edebilir. Mahkemeler, aynı zararın iki kez ödenmesine izin vermemektedir.

YATTI PARASI DAVASINDA SAHTE BELGE KULLANIRSANIZ NE OLUR?

Gerçeğe aykırı belge sunulması halinde ne gibi hukuki sonuçlar doğar?

Uygulamada bu davalar çoğunlukla kısmi dava olarak, zararın tamamı baştan belirtilmeden sembolik bir tutarla açılır. Bilirkişi raporuyla gerçek zarar tespit edildikten sonra talep, kanunun tanıdığı imkânla bir defaya mahsus olmak üzere bu tutara kadar artırılır. Dolayısıyla mahkemenin hükmedeceği tutarı tarafın iddiası değil, bilirkişinin belgeler üzerinden tespit ettiği gerçek zarar belirler. Gerçek zarardan daha yüksek bir tutarda ısrar etmek tek başına suç değildir. Ancak fazla kısım reddedilir ve reddedilen kısım oranında yargılama masrafları ile karşı tarafın avukatlık ücreti talepte bulunan kişiye yüklenir.
Talebi desteklemek için sahte belge kullanıldığında ise tablo tamamen değişir. Sahte bir kira sözleşmesi veya servis yazısı düzenlemek ya da bu tür bir belgeyi bilerek kullanmak, Türk Ceza Kanunu'na göre bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası öngörülen "özel belgede sahtecilik" suçunu oluşturabilir. Gerçeği yansıtmayan fatura ve belgelerle hileli şekilde ödeme almaya çalışmak ise "dolandırıcılık" suçu kapsamında değerlendirilebilir. Para bir sigorta şirketinden alınmaya çalışılıyorsa suç nitelikli hâle gelir ve hapis cezasının alt sınırı dört yıldır. Bu suçlar, para henüz alınmamış olsa bile teşebbüs aşamasında cezalandırılabilir. Nitekim Yargıtay, gerçeği yansıtmayan faturalarla sigortadan tazminat almaya kalkışanlar hakkında verilen mahkûmiyet kararlarını onamaktadır.

Denetime gelince, mahkemeye taşınan taleplerde denetimin etkili olduğunu söyleyebilirim. Bilirkişi incelemesi, ticari defter, vergi ve meslek odası kayıtlarıyla yapılan karşılaştırma ve sigorta şirketlerinin ortak hasar kayıtları, abartılı veya gerçeğe aykırı talepleri önemli ölçüde ortaya çıkarmaktadır. Vatandaşın dikkatli olması gereken asıl alan ise mahkeme dışı süreçlerdir. Telefonla ya da mesajla gelen ödeme taleplerine, belgesi incelenmeden ve talep edenin kimliği doğrulanmadan ödeme yapılmamalıdır. Bir ilamsız icra takibiyle karşılaşıldığında ise öncelikle talep edilen tutar değerlendirilmelidir: tutar gerçekten makul onarım süresiyle ve emsal araç kira bedeliyle, ticari araçta ise net kazançla orantılı mı? Talep makulse, alacaklı veya vekiliyle iletişime geçip anlaşma yolunu aramak çoğu zaman daha faydalıdır. Çünkü haklı bir alacağa itiraz edilirse, açılacak davada yargılama masrafları ve avukatlık ücretiyle birlikte ödenecek tutar artabilir. Ancak karışmadığınız bir kaza nedeniyle ya da açıkça fahiş bir tutarla icra takibi başlatılmışsa, ödeme emrinin tebliğinden itibaren yedi günlük süre kaçırılmadan borca itiraz edilmelidir.

KAZA SONRASI ARACINIZ GÜNLERCE YATTIYSA DİKKAT!

Araç mahrumiyet bedeli konusunda vatandaşlara mesajınız nedir?

Kusurunuz olmayan bir kazada aracınızı kullanamadıysanız bu kaybı isteme hakkınız vardır; aracınızın özel araç olması ya da araç kiralamamış olmanız bu hakkı ortadan kaldırmaz. Ancak kasko sigortanızdan ikame araç aldıysanız, bu aracı kullandığınız süre için kural olarak ayrıca talepte bulunamazsınız. Kazaya siz sebep olduysanız da bilmeniz gerekenler var. "Karşı tarafın aracı ticari değil" ya da "araç kiralamadı, fatura göstersin" diye düşünüp bu talebi yok saymayın; mahkeme faturasız da zarar hesaplayabilir. "Nasılsa trafik sigortam öder" de demeyin; bu bedel zorunlu trafik sigortasının kapsamında değildir ve kural olarak doğrudan sizin cebinizden çıkar. Size yöneltilen talebin makul onarım süresiyle, emsal araç kira bedeliyle ya da ticari araçta net kazançla ve kusur oranınızla sınırlı olup olmadığına bakın; makulse anlaşma yolunu değerlendirin.

Önemli bir uyarı daha: sahte icra belgeleri hazırlayarak vatandaşlardan para isteyen dolandırıcıların sayısı son dönemde belirgin şekilde arttı. Size mesajla, e-postayla ya da telefonla icra takibi bildirildiğinde hiçbir ödeme yapmadan önce e-Devlet üzerinden UYAP Vatandaş Portal'a girerek aleyhinize gerçekten bir takip başlatılıp başlatılmadığını kontrol edin.

Trafik Kazası Dolandırıcılık