Kargo sektörü büyürken PTT neden küçülüyor? İşte 13,2 milyarlık çöküşün sırrı!
Haber-Sen Başkanı Mesut Balcan, PTT’de uygulanan merkeziyetçi yönetim anlayışının kurumu işlevsiz hale getirdiğini savundu.
Haber Sen Başkanı Mesut Balcan, PTT’de son yıllarda yaşanan yapısal değişimlerin kurumun işleyişini olumsuz etkilediğini belirterek Yeni Ankara’ya özel açıklamalarda bulundu.
“MERKEZİYETÇİ YÖNETİM PTT’Yİ İŞLEVSİZ HALE GETİRDİ”
Balcan, PTT’nin 1840 yılında kurulan, 185-186 yıllık köklü bir kurum olduğunu hatırlatarak, kurumun yeniden yapılandırma sürecinin demokratik bir şekilde yürütülmediğini belirterek şunları söyledi:
“PTT uzun süredir zarar açıklıyor ve çağın gereklerine ayak uyduramıyor. Pandemi sonrası dünyada lojistik ve kargo sektörü değişirken, özel şirketler personel sayılarını artırmışken PTT’de ise personel sayısı azalmıştır. Güvenceli personel sayısı 40 binlerden 20 binlere düşmüştür. Bu durum ciddi bir soruna işaret etmektedir. En önemli problem ise merkeziyetçi yönetim anlayışıdır. Eskiden her ilde bulunan başmüdürlükler sayesinde yerinde ve hızlı müdahale edilebiliyordu. Ancak yeniden yapılanma sonrası sistem değişmiştir. Şu anda başmüdürlüklerde personel durumuna ilişkin belirsizlikler vardır ve bazı çalışanlar atıl duruma düşmüştür. Buna karşılık bölge müdürlüklerinde personel ihtiyacı ortaya çıkmıştır.”
“KAMU HİZMETİ GERİ PLANDA KALDI”
Başmüdürlük sistemini savunurken liyakatli yöneticilerin önemine dikkat çeken Balcan, “Biz emekçilerin ve vatandaşların merak ettiği tüm konuları ilgili kurumlara, özellikle de PTT Genel Müdürlüğüne iletiyoruz. Ancak maalesef çoğu zaman cevap alamıyoruz. Cevap gelmediğinde ise Türkiye Büyük Millet Meclisine ve Kamu Denetçiliği Kurumuna soru önergeleri veriyoruz. Meclise verilen soru önergeleri üzerinden vatandaşlar da PTT ile ilgili bilgilere ulaşabilir. PTT Kargo ağının daha da genişlemesi gerektiğini düşünüyoruz. Ancak mevcut yönetim, bu ağı daraltan ve bankacılık hizmetlerini devre dışı bırakan, yalnızca kargo odaklı bir anlayışla hareket etmektedir. Bu da kamusal hizmet anlayışını zayıflatmaktadır. Yönetim, kar-zarar mantığıyla hareket etmektedir. Biz ise nitelikli kamu hizmetinin esas alınması gerektiğini savunuyoruz. Keşke 500 bin kişi çalıştırılsaydı ve kurum zarar etseydi; ancak durum böyle değildir. Az personelle çalışılmasına rağmen kurum yine zarar etmektedir.” ifadelerini kullandı.
“SORUNLARI YERELDE ÇÖZMEK İSTİYORUZ”
Balcan, PTT çalışanlarının sahadaki sorunlarını yerinde tespit ederek çözüm arayışına girdiklerini söyleyerek, şu ifadelere yer verdi:
“Genellikle bir ilde örgütlenme çalışması yaparken, il ve ilçelere bağlı tüm bölgeleri geziyoruz. Bu ziyaretler sırasında tespit ettiğimiz sorunları günün sonunda ya da çalışmanın sonunda, eskiden başmüdürlük olan ve şimdi bölge müdürlükleri ile bölge müdür yardımcılarına iletiyoruz. Yerelde çözülebilecek sorunların yerinde çözülmesini talep ediyoruz. Eğer bu sorunlar yerelde çözülemeyecek düzeydeyse, hem PTT Genel Müdürlüğüne hem de yazılı başvurularla ileterek emekçilerin sorunlarının hızlı şekilde çözülmesini istiyoruz. Eğer Genel Müdürlük bu sorunları çözerse emekçiler açısından olumlu bir sonuç ortaya çıkar. Ancak çözülmediği durumlarda, Meclis gündemine taşıyor, basın aracılığıyla paylaşıyor ve Kamu Denetçiliği Kurumu, Etik Kurulu ve Cumhurbaşkanlığı İletişim Merkezi gibi kurumlara başvuruyoruz; böylece yanıtları alarak emekçilerle paylaşıyoruz.”
“ŞEFFAFLIK SORUNU BÜYÜYOR”
PTT’nin Türkiye Varlık Fonu’na devredilmesine yönelik eleştirilerde bulunan Balcan, şu değerlendirmelerde bulundu:
“Bir diğer konu Türkiye Varlık Fonu’dur. Öncelikle kamu iktisadi teşekkülleri neden kurulmuştur, bunu sorgulamak gerekir. Biz kamu kurumlarının zarar etmesini savunmuyoruz; ancak elde edilen gelirin emekçilerle paylaşılması gerektiğini düşünüyoruz. PTT Türkiye Varlık Fonu’na devredildiğinde gelirleri doğrudan bu fona aktarılmaktadır. Bu durum, hazineye aktarılmadığı için şeffaflık ve denetim açısından soru işaretleri doğurmaktadır. Türkiye Varlık Fonu’nun dünyada kuruluş amacı, var olan kaynakları büyütmek ve kriz dönemlerinde ekonomiyi desteklemektir. Ancak Türkiye’de PTT’nin 2018 yılında fona devredilmesinden sonra kurum zarar etmeye başlamıştır. Ayrıca 2018’den bu yana doğrudan personel alımı yapılmamakta, istihdam şirketler ve taşeron yapılar üzerinden sağlanmaktadır. Bu da emek sömürüsüne yol açmaktadır. Biz buna karşıyız. PTT’nin özelleştirilmesine de karşı duruyoruz. Çünkü geçmişte yaşanan deneyimler, benzer süreçlerin kurumları zayıflattığını göstermektedir. PTT’nin Türkiye Varlık Fonu’na devri de bu açıdan bir sorun alanıdır. Zaten kurumun 13,2 milyar TL zarar ettiği görülmektedir.”
