Karadeniz'deki vahşetin perde arkası! Vurulan Türk gemisinde neler yaşandı?

Karadeniz'de Ukrayna füzeleriyle vurulan Türk gemisi MV Reyhan Sarı'da hayatını kaybeden denizci Savaş Çakar'ın ailesi, yetkililerin sessizliğine isyan etti.

Karadeniz'deki vahşetin perde arkası! Vurulan Türk gemisinde neler yaşandı?

Karadeniz'de Türk gemisine yönelik saldırı, başkentin diplomatik koridorlarında ve Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde (TBMM) yeni bir kriz başlığına dönüştü. 22 Temmuz 2026 tarihinde uluslararası sularda Ukrayna füzeleriyle hedef alınan MV Reyhan Sarı gemisinde yaşanan can kaybı, ailenin adalet arayışıyla hukuki bir boyuta taşınıyor. Sivil bir deniz aracının Cenevre Sözleşmesi ihlal edilerek vurulması, savaş suçları kapsamında Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nin gündemine gelmek üzere.

KARADENİZ'DE TÜRK GEMİSİNE SALDIRI NASIL GERÇEKLEŞTİ?

Rusya'nın Taman Limanı'ndan kömür yükleyerek ayrılan ve uluslararası sularda ilerleyen Türk bayraklı MV Reyhan Sarı kuru yük gemisi, 22 Temmuz 2026'da füze atışlarının hedefi oldu. Sivil ve silahsız olan MV Reyhan Sarı, iddiaya göre yaşam mahallini doğrudan hedef alan 3 Ukrayna füzesinin isabet etmesi sonucu ağır hasar aldı. Gerçekleşen füzeli eylem sonucunda yıllardır gurbette denizcilik yapan Savaş Çakar hayatını kaybederken, beraberindeki 3 Türk denizci ağır yaralandı. Geminin herhangi bir askeri unsur taşımaması ve tamamen sivil mürettebattan oluşması, eylemin uluslararası deniz hukuku kapsamında sivil hedeflere yönelik açık bir ihlal olduğunu ortaya koyuyor.

CENEVRE SÖZLEŞMESİ'NE AYKIRI MÜHİMMAT MI KULLANILDI?

MV Reyhan Sarı gemisine isabet eden füzelerin en tartışmalı boyutu, kullanılan donanımın teknik yapısıyla ilgili elde edilen veriler oldu. Gemi armatörünün hasar tespit raporlarına ve ailenin açıklamalarına göre, gemiyi vuran mühimmatlar çeliği deldikten sonra etrafa şarapnel ve bilye saçan özel bir çift aşamalı tahrip sistemine sahip. Askeri hedeflerde bile kullanımı Cenevre Sözleşmesi kapsamında yasaklanan bu mühimmat tipi, Türk gemisinin tüm gövdesinde ağır yıkım yarattı. Aile üyeleri, tahribat verileri ışığında Ukrayna ordusunun sivil gemiye yönelik bu eyleminin doğrudan bir savaş suçu teşkil ettiğini vurguluyor.

ANKARA'DAKİ DİPLOMATİK SESSİZLİK NEDEN TEPKİ ÇEKİYOR?

Savaş Çakar'ın kardeşinin de aralarında bulunduğu aile üyeleri, Dışişleri Bakanlığı başta olmak üzere Ticaret ile Ulaştırma ve Altyapı Bakanlıklarından resmi bir kınama veya somut bir diplomatik yaptırım adımı gelmemesini eleştiriyor. Vurulma olayının, Dışişleri Bakanı Hakan Fidan'ın 15-16 Temmuz 2026 tarihlerinde Karadeniz'deki seyrüsefer güvenliğini görüşmek üzere Ukrayna'ya yaptığı resmi ziyaretin hemen ardından yaşanması dikkat çekti.

Aile adına süreci yürüten gazeteci Abbas Çakar, çeşitli yetkililerden taziye telefonları aldıklarını, ancak asıl devletten uluslararası boyutta güçlü bir diplomatik nota ve hukuki takip beklediklerini belirtti. Meclis kulislerinde ise YENİ Parti Zonguldak Milletvekili Dr. Eylem Ertuğ Ertuğrul öncülüğünde sunulan ve aralarında Saadet Partisi ile CHP milletvekillerinin de bulunduğu isimlerin desteklediği soru önergelerinin resmi yanıtları bekleniyor.

UKRAYNA'YA YÖNELİK ULUSLARARASI HUKUK SÜRECİ BAŞLAYACAK MI?

Armatör firma temsilcileri ve Savaş Çakar'ın yakınları, devlet kurumlarından beklenen diplomatik adımların atılmaması üzerine kendi uluslararası hukuk mücadelelerini başlatma kararı aldı. Aile avukatları, olay sonrasında geminin vurulma görüntülerini askeri bir zafermiş gibi kamuoyuna servis ettiğini belirttikleri Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenski'nin yargılanması için harekete geçti. Bu süreçte, mağdur Türk denizcilerin yaşam hakkı ihlallerini kayıt altına almak üzere, Lahey merkezli ceza mercilerine sunulması planlanan teknik kanıt dosyaları hazırlanıyor.

Savaş Çakar'ın ağabeyi Kocaeli Gündem gazetesinin yazarı Abbas Çakar'ın yazısının tamamını okumak için TIKLAYIN!

Karadeniz Ukrayna Rusya Türkiye Kocaeli