Karadeniz’de gizli tehlike: Dere yatakları ve dolgu alanlar deprem riskini katlıyor!

Karadeniz’in dağlık yapısı ve kısıtlı yerleşim alanları nedeniyle yoğunlaşan plansız yapılaşma, bölgeyi deprem karşısında savunmasız bırakıyor. Uzmanlar; dere yatakları, heyelan sahaları ve dolgu zeminler üzerine inşa edilen yapı stokunun yüzde 80’inin riskli olduğu konusunda uyarıyor.

Karadeniz’de gizli tehlike: Dere yatakları ve dolgu alanlar deprem riskini katlıyor!

Trabzon başta olmak üzere Karadeniz genelinde şehirleşmenin yoğunlaştığı alüvyal dolgu alanlar ve heyelan bölgeleri, olası bir sarsıntıda en büyük tehlikeyi barındırıyor. Karadeniz Teknik Üniversitesi (KTÜ) Jeofizik Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Dr. Özgenç Akın, bölgedeki yapılaşma kültürünün bilimsel verilerle uyuşmadığına dikkat çekti. Akın, Türkiye genelindeki yapı stokunun kalitesine dair endişelerini dile getirirken, parsel bazlı çalışmaların eksikliğine vurgu yaptı.

"YAPI STOKUNUN BÜYÜK ÇOĞUNLUĞU KÖTÜ DURUMDA"

1999 ve 2018 yıllarında güncellenen deprem yönetmelikleriyle iyileşme adımları atılsa da, mevcut durumun hala kritik seviyede olduğu belirtiliyor. Dr. Özgenç Akın, yapı stokuna dair şu çarpıcı tespiti paylaştı: "Sadece Trabzon'da değil, tüm Türkiye'de yapı stoğumuz belli bir kalitenin altında. Maalesef yapı stokumuzun yüzde 80-90'ı şu an kötü durumda. Artık genel deprem haritalarından ziyade, her binanın bulunduğu parsele özel jeofizik ölçümler ve zemin etütleri yapılması bir zorunluluktur."

DEPREMLE YAŞAMAK: "ŞEMSİYE ALMAK KADAR DOĞAL OLMALI"

Bölge halkının depreme çok alışkın olmadığını ancak bu doğa olayının kaçınılmazlığını vurgulayan Akın, depremi yağmura benzeterek şu ifadelere yer verdi: "Deprem, dünyanın yaşadığını gösteren doğal bir süreçtir. Nasıl yağmur yağarken yanımıza şemsiye alıyorsak, deprem için de önlem alırsak sorun yaşamayız. Alp-Himalaya kuşağında, dünyanın en aktif bölgelerinden birinde yer alıyoruz. Depremle savaşmak yerine, onunla güvenli bir şekilde yaşamayı öğrenmeliyiz."

DERE YATAKLARI VE DOLGU ZEMİNLERDEKİ RİSK

Karadeniz’de yerleşim alanlarının darlığı, inşaat projelerini dere yataklarına ve deniz dolgularına itiyor. Uzmanlar, bu tip zeminlerin deprem dalgalarını büyütme (amplifikasyon) etkisine sahip olduğunu ve yapıların taşıyıcı sistemlerini doğrudan tehdit ettiğini hatırlatıyor. Karadenizli vatandaşların, binalarının deprem dayanıklılığını sorgularken mutlak surette "parsel bazlı zemin raporlarını" dikkate almaları öneriliyor.