Karadeniz’de saldırılar deniz ticaretini vurdu: Türk filosu ve Boğaz gelirleri için uyarı

Karadeniz’de artan saldırılar deniz ticaretini vurdu. Marmara’da gemi yoğunluğu artarken Türk filosu, navlun fiyatları, Boğaz gelirleri ve enflasyon için uyarı geldi.

Karadeniz’de saldırılar deniz ticaretini vurdu: Türk filosu ve Boğaz gelirleri için uyarı

Rusya-Ukrayna savaşı nedeniyle Karadeniz’de ticari gemilere yönelik saldırıların artması deniz taşımacılığında güvenlik krizini derinleştirdi. Transbosphor Denizcilik Yönetim Kurulu Başkanı Mustafa Can, çok sayıda geminin Marmara’da beklemek zorunda kaldığını belirterek Türk nehir-deniz filosu, navlun fiyatları ve Boğaz gelirleri konusunda uyarıda bulundu. Son dönemde hem Rusya hem de Ukrayna kaynaklı saldırıların ticari gemileri etkilediği uluslararası haber kaynaklarına da yansıdı.

KARADENİZ’DE TİCARET ALARMI: MARMARA’DA GEMİLER BEKLİYOR

Rusya ile Ukrayna arasındaki savaşın Karadeniz’de deniz ticaretine etkisi giderek ağırlaşıyor.

Ticari gemilere yönelik saldırılar ve artan güvenlik riski nedeniyle bazı armatörlerin seferlerini durdurması veya ertelemesi, Marmara Denizi’ndeki demirleme alanlarında yoğunluğu artırdı.

Transbosphor Denizcilik Yönetim Kurulu Başkanı Mustafa Can, yaşanan krizin yalnızca denizcilik sektörünü değil, Türkiye’nin ticareti, navlun maliyetleri ve Boğaz geçiş gelirlerini de tehdit ettiğini söyledi.

Karadeniz’de son aylarda ticari gemilerin hem Rusya hem de Ukrayna kaynaklı saldırılardan etkilendiği bildiriliyor. Ağustos ayında yayımlanan sektör değerlendirmelerinde, Türk bandıralı gemilerin önemli bölümünün faaliyetlerini durdurduğu ve armatörlerin Ankara’dan diplomatik girişim beklediği aktarılmıştı.

“MARMARA’DA DEMİR SAHALARI DOLDU”

Mustafa Can, Karadeniz’e geçiş konusunda oluşan güvenlik endişesinin Marmara’daki bekleme sürelerini artırdığını belirtti.

Can’ın aktardığına göre normal şartlarda kontrollerini tamamladıktan sonra Karadeniz’e hareket edecek birçok gemi, mevcut risk nedeniyle seferine devam etmiyor.

Bu durumun demirleme sahalarında ciddi yoğunluk oluşturduğunu savunan Can, gemilerin bir bölümünün uygun demir yeri bulamadığı için açıkta beklemek zorunda kaldığını ifade etti.

Can, Türkiye’nin gemi trafik kontrol sistemlerinin güçlü olduğunu ancak sorunun Türk Boğazlarındaki trafik yönetiminden değil, Karadeniz’deki savaş riskinden kaynaklandığını vurguladı.

TÜRK GEMİLERİ DE SALDIRILARDAN ETKİLENDİ

Karadeniz’de son aylarda Türk sahipli veya Türk bayraklı gemilerin de saldırılardan etkilendiği biliniyor.

Mayıs ayında Ukrayna’nın Odessa Limanı’ndan Türkiye’ye yük taşıyan Türk sahipli, Vanuatu bayraklı ANT adlı kuru yük gemisi Rus İHA saldırısında vurulmuş, iki Türk denizci hafif yaralanmıştı. Türk Dışişleri Bakanlığı da saldırıyı doğrulamıştı.

Temmuz ayında ise Rusya’nın Taman Limanı’ndan Trabzon’a kömür taşıyan Türk bayraklı MV Reyhan Sarı, Novorossiysk açıklarında saldırıya uğramış; bir Türk denizci hayatını kaybetmiş, üç kişi yaralanmıştı.

Ağustos ayında da Türk sahipli bir Ro-Ro gemisinin Novorossiysk açıklarında İHA saldırısına uğradığı ve dört mürettebatın yaralandığı bildirilmişti.

“150 CİVARINDA GEMİ ATIL KALABİLİR”

Mustafa Can, Karadeniz’de çalışan Türk armatörlerin özellikle nehir-deniz tipi gemiler açısından ciddi risk altında bulunduğunu söyledi.

Can daha önce de yaklaşık 150 geminin Karadeniz odaklı çalıştığını, krizin birkaç ay daha sürmesi halinde bu gemilerin ekonomik olarak işletilemez hale gelebileceğini belirtmişti.

Sektöre ilişkin son değerlendirmesinde de sürecin uzaması halinde yaklaşık 150 geminin hurdaya ayrılma riskiyle karşı karşıya kalabileceğini ve bazı armatörlerin faaliyetlerini tamamen sonlandırabileceğini ifade etti.

“206 GEMİ VURULDU” İDDİASI

Can, son dört aylık döneme ilişkin yaptığı değerlendirmede Karadeniz bölgesinde 206 geminin vurulduğunu, bunların yaklaşık 40’ının Türk sahipli veya Türk bayraklı olduğunu öne sürdü.

Mevcut açık kaynaklar da Karadeniz’de son dönemde ticari gemilere yönelik saldırılarda ciddi artış yaşandığını doğruluyor. Sektör temsilcileri özellikle Novorossiysk, Tuapse ve Odessa çevresindeki saldırılarda belirgin artış olduğunu bildiriyor.

SİGORTA MALİYETLERİ DE YÜKSELDİ

Karadeniz’de artan saldırı riski yalnızca gemi hareketlerini değil, sigorta maliyetlerini de etkiliyor.

Howden Türkiye ve Orta Asya Bölgesi Marine, Lojistik & Kargo Genel Müdürü Ülkem Gürdeniz, bazı sigorta şirketlerinin Karadeniz seferleri için harp teminatı vermekten kaçındığını, bazı şirketlerin ise yalnızca mevcut müşterilerine teminat sunduğunu belirtti.

Gürdeniz, savaş risk primlerinin bazı durumlarda yüzde 10 seviyesine kadar yükseldiğini, birkaç ay önce ise bu oranların çok daha düşük olduğunu kaydetti.

HAM PETROL TANKERLERİ İÇİN ÇEVRE FELAKETİ UYARISI

Mustafa Can’ın dikkat çektiği bir diğer risk ise tanker trafiği.

Can, yüklü bir ham petrol tankerinin saldırıya uğraması halinde meydana gelebilecek sızıntının yalnızca gemiyi değil, Karadeniz ekosistemini ve Türk Boğazlarını da tehdit edebileceğini söyledi.

Böyle bir olayda akıntılarla taşınabilecek petrolün geniş bir alanda çevresel zarara yol açabileceği uyarısında bulundu.

NAVLUN ARTIŞI ENFLASYONU ETKİLEYEBİLİR

Deniz ticaretindeki aksama ekonomi açısından da yeni riskler yaratıyor.

Karadeniz rotalarının kullanılamaması veya daha riskli hale gelmesi durumunda gemilerin alternatif ve daha uzun güzergâhlara yönelmesi gerekiyor.

Bu da yakıt, sigorta ve navlun maliyetini yükseltiyor.

Sektör temsilcileri, savaş nedeniyle ertelenen taşımacılık talebinin ilerleyen dönemde birikmesi halinde Karadeniz’de navlun fiyatlarında sert yükseliş yaşanabileceğini değerlendiriyor.

Artan taşıma maliyetlerinin ithal ürün ve ham madde fiyatlarına yansıması halinde enflasyon üzerinde de ek baskı oluşabileceği belirtiliyor.

BOĞAZ GELİRLERİ İÇİN DE RİSK VAR

Can, Karadeniz’deki trafik azalmasının Türk Boğazlarından geçiş yapan gemi sayısını da düşürdüğünü savundu.

Yıllık Boğaz gelirlerinin son yıllarda önemli ölçüde yükseldiğini hatırlatan Can, gemi trafiğinin uzun süre düşük kalması halinde Türkiye’nin bu gelirlerde ciddi kayıp yaşayabileceğini öne sürdü.

Can’ın, gelirin yaklaşık 1 milyar dolar seviyelerinden 200 milyon dolar bandına kadar gerileyebileceğine ilişkin tahmini ise resmi bir kamu projeksiyonu değil, sektör temsilcisinin mevcut kriz üzerinden yaptığı öngörü niteliğinde.

YENİ “TİCARET KORİDORU” ÇAĞRISI

Krizin çözümü için Türkiye’nin yeniden diplomatik rol üstlenmesi gerektiğini savunan Mustafa Can, daha önce uygulanan Tahıl Koridoru benzeri bir mekanizmanın ticari gemiler için kurulmasını önerdi.

Can’a göre Rusya ve Ukrayna ile yapılacak görüşmeler sonucunda sivil ticaret gemilerinin güvenli geçişini sağlayacak bir “Ticaret Koridoru” oluşturulması, Karadeniz’deki taşımacılığın yeniden başlaması açısından kritik önem taşıyor.

Sektör temsilcileri de Ankara’nın hem Moskova hem Kiev ile temas kurarak sivil gemilerin hedef olmaması konusunda güvence sağlamasını talep ediyor.

Karadeniz’de ticari gemilere yönelik saldırıların sürmesi halinde ise Türkiye açısından sorun yalnızca denizcilik sektörüyle sınırlı kalmayabilir. Navlun, sigorta, dış ticaret, Boğaz gelirleri ve çevre güvenliği aynı krizin farklı başlıkları haline geliyor.

Rusya Ukrayna