İzmir’deki selden 6 Şubat’a: Hatimoğulları Meclis’ten haykırdı!

DEM Parti Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları, partisinin grup toplantısında gündemi değerlendirdi.

İzmir’deki selden 6 Şubat’a: Hatimoğulları Meclis’ten haykırdı!

Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları, TBMM’deki grup toplantısında Türkiye gündemine dair kritik açıklamalarda bulundu. Konuşmasına İzmir’deki sel felaketi ve Kürt yazar Mehmet Emin Bozarslan’ın vefatı nedeniyle taziyelerini ileterek başlayan Hatimoğulları, İliç ve deprem bölgelerindeki adalet arayışını kürsüye taşıdı.

"İLİÇ AİLELERİNİN YANINDAYIZ"

Toplantı salonunda, İliç’teki maden faciasında yaşamını yitiren işçilerden Uğur Yıldız’ın ailesi de yer aldı. İliç’teki ihmallere ve yargı sürecine tepki gösteren Hatimoğulları, şu ifadeleri kullandı:

“İliç’te bir işçi katliamı yaşanmıştı, aileler hala adalet peşinde. Maalesef gerçek bir soruşturma yapılmadı. İhmali olan şirket soruşturulmadığı gibi, sorumlular eli kolunu sallayarak geziyor. İlk gün olduğu gibi bugün de ailelerimizin yanındayız, omuz omuza dayanışma içinde olacağız.”

6 ŞUBAT’IN ACISI TAZE: “SESİMİ DUYAN VAR MI?”

6 Şubat depremlerinin yıldönümünde Adıyaman ve Hatay’daki anma törenlerine katıldığını belirten Hatimoğulları, o gece Adıyaman Saat Kulesi meydanında yükselen çığlıkları hatırlattı.

Devletin müdahale hızını eleştiren Hatimoğulları, “Arama kurtarma çalışmalarında hayati öneme sahip ilk üç günde devlet yoktu. İnsanlar adeta ölüme terk edildi.” diyerek o dönem sivil toplum örgütleri ve belediyelerin sağladığı dayanışmanın hayati önemine değindi.

“AFAD KAĞITTAN KAPLAN, KIZILAY ÇADIR TÜCCARI OLDU”

Hatimoğulları, depremin ilk günlerindeki koordinasyonsuzluğu kendi gözlemleriyle anlatarak kurumların içinin boşaltıldığını şu ifadelerle savundu:

"AFAD'ın kağıttan kaplan olduğu bu depremde ortaya çıktı. Samandağ'da enkaz altındaki çığlıkları duyup müdahale edemeyen AFAD gönüllüleri hıçkıra hıçkıra ağladı; çünkü ellerinde ne bir kazma ne bir kürek vardı. Kızılay ise uluslararası yardıma koşan bir kurumdan, çadır ve konserve satan bir pozisyona düştü. Liyakatsizlik tam da budur."

21 METREKAREYE SIĞDIRILAN HAYATLAR

Depremin üzerinden üç yıl geçmesine rağmen resmi verilere göre Hatay’da 150 bin, Adıyaman’da ise 40 binin üzerinde yurttaşın hâlâ konteynerlerde yaşadığını hatırlatan Hatimoğulları, toplu konut projelerinde uygulandığını öne sürdüğü “boş senet” uygulamasına sert tepki gösterdi. Depremzedelere anahtar teslimi sırasında boş kağıt ve boş senet imzalatıldığını iddia eden Hatimoğulları, daha sonra bu belgelere devlet tarafından rakam yazılacağını belirterek, işsiz ve yoksul bırakılan depremzedelere müşteri muamelesi yapıldığını savundu. Deprem vergilerinin akıbetini de sorgulayan Hatimoğulları, bu kaynaklarla 1 milyon konut yapılabileceğini ifade ederek, Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek’in “duble yollar yaptık” sözlerini eleştirdi ve bu yaklaşımı “utanç mantığı” olarak nitelendirdi.

"UNUTURSAK İSTANBUL İÇİN ÖNLEM ALINMAZ"

Bilim insanlarının beklenen İstanbul depremi konusundaki uyarılarını hatırlatan Hatimoğulları, "Unutmayacağız, unutturmayacağız sözü basit bir slogan değil. Konuşmazsak İstanbul için önlem alınmaz. İmar affı çıkaranları, çocuk kaçıranları, çadır satanları unutursak yüreğimiz kurusun." dedi.

EKONOMİ VE EMEK DÜNYASINDA "YIKIM" DEVAMI

Hatimoğulları, deprem bölgesindeki ağır yıkımın yanı sıra Türkiye genelinde bir “ekonomik çöküş” yaşandığını savunarak devam eden işçi eylemlerine dikkat çekti.

Mersin Limanı’nda sendikalı oldukları gerekçesiyle işten çıkarılan 185 işçinin 40 gündür eylemlerini sürdürdüğünü hatırlatan Hatimoğulları, Merzifon’daki GM Teknik Cam fabrikasında ise 209 gündür devam eden büyük bir grev yaşandığını ifade etti. Ayrıca Migros depolarında çalışan işçilerin, eylemlerine de yarın görüşme yapılacağı için ara verdiklerini aktardı.

İŞÇİNİN "SİMİT-KİRA" HESABI: "BEN BU EKSİĞİ NASIL TAMAMLAYAYIM?"

Hatimoğulları, bir Migros Depo işçisinin Türkiye’deki geçim sıkıntısını özetleyen çarpıcı hesabını da paylaştı. Beykoz’daki bir villa önünde konuşan işçi, dört kişilik bir aile için yalnızca çay ve simitten oluşan üç öğünlük aylık harcamanın 14 bin 400 TL’ye ulaştığını, ortalama ev kirasının 15 bin TL olduğunu ve mutfak masrafları ile faturalar eklendiğinde toplam giderin 49 bin TL’yi bulduğunu ifade etti. İşçinin, “Asgari ücretin fersah fersah üstünde bir rakam… Ben bu eksiği nasıl tamamlayacağım? Köle hayatı mı yaşayayım?” sözlerini aktaran Hatimoğulları, bu tablonun Türkiye’deki gerçek ekonomik durumu gözler önüne serdiğini söyledi.

EPSTEİN SKANDALI VE "SUSURLUK" GÖNDERMESİ

Dünyayı sarsan Epstein dosyalarında Türkiye bağlantılarına dikkat çeken Hatimoğulları, yargının sessizliğini "karanlık ilişkiler" olarak nitelendirerek, "Epstein belgelerinde Türkiye'den çocuk kaçırıldığına dair iddialar ve tanıdık isimler var. Bu isimleri Susurluk’tan, uyuşturucu ve mafya ilişkilerinden tanıyoruz. Türkiye’den bu adaya çocukları kim, nasıl kaçırdı? Yargı neden suskun? Yoksa bu isimlerin dokunulmazlığı mı var? Bu bir güvenlik meselesidir." dedi.

"KOMÜNİST MANİFESTO SUÇ DEĞİLDİR!"

Geçtiğimiz hafta Ezilenlerin Sosyalist Partisi’ne (ESP) yönelik operasyonda 77 kişinin tutuklanmasını "keyfi" olarak tanımlayan Hatimoğulları, delil sayılan unsurlara ise şu ifadelerle tepki gösterdi:

"Yoldaşlarımızı 'Komünist Manifesto' kitabı, Che Guevara posteri ve çocuk emeği sömürüsüne karşı eylem yaptıkları için tutukladılar. Bu kitap tüm dünyada en çok okunan eserlerdendir ve suç değildir. Bunu suç sayanlar, kitabı alsın hakkıyla okusun da ezilenin yanında olmayı öğrensin!"

ONURLU BARIŞ İÇİN 3 TEMEL PERSPEKTİF

Hatimoğulları, Türkiye’de barış ihtiyacının artık ertelenemez bir noktaya geldiğini vurgulayarak iktidara üç maddelik somut bir yol haritası sundu. Demokratikleşme başlığı altında kayyum uygulamalarına derhal son verilmesini ve seçilmişlerin görevlerine iade edilmesini isteyen Hatimoğulları, ana dilde eğitim hakkının tanınması ve tekçi anlayışı reddeden eşit yurttaşlığın anayasal güvence altına alınması gerektiğini ifade etti.

Hukuk alanında Anayasa Mahkemesi ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarının uygulanmasını talep eden Hatimoğulları, Selahattin Demirtaş, Figen Yüksekdağ, Osman Kavala ve Can Atalay başta olmak üzere tüm siyasi tutukluların serbest bırakılmasını, “umut hakkı”nın ise yasal zemine kavuşturulmasını istedi. Bu sürecin en önemli aktörlerinden birinin Abdullah Öcalan olduğunu belirten Hatimoğulları, buna göre hareket edilmesi gerektiğini söyledi. Özgürlükler başlığında ise inanç özgürlüğü kapsamında Alevilerin taleplerinin karşılanmasını talep eden Hatimoğulları, ocak ayında katledilen 22 kadın ve 14 şüpheli ölümü hatırlatarak kadın ve çocukların yaşam hakkının korunması ve istismarla etkin mücadele edilmesi çağrısında bulundu.

BÖLGESEL UYARI: "İRAN'DAN BİR TUFAN YAKLAŞIYOR"

Ortadoğu’daki gelişmelere de değinen Hatimoğulları, İran rejimine halkın taleplerini görmezden gelmeme çağrısı yaparak şu ifadelerle konuşmasını tamamladı:

"İran'da halklara sıkılan her kurşun dış müdahaleye zemin hazırlar. Kürtlerin, Farsların, Azerilerin ve kadınların özgürlük talebi görülmelidir."

Tülay Hatimoğulları DEM Parti İran Epstein Abdullah Öcalan Mehmet Şimşek 6 Şubat AFAD Deprem Türk Kızılay