Dervişoğlu'ndan iktidara "umut hakkı" resti: "Ölen kadınların hakkı ne olacak?"
İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu, partisinin grup toplantısında Ankara'daki aile faciasına ve ekonomik krize dikkat çekti.
İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu, TBMM Grup Toplantısı’nda gündeme dair çarpıcı açıklamalarda bulundu. Konuşmasına 11 Şubat Uluslararası Bilimde Kadın ve Kız Çocukları Günü’nü kutlayarak başlamayı planladığını ancak Ankara Keçiören’den gelen feci katliam haberiyle sarsıldığını ifade eden Dervişoğlu, siyasetin gerçek gündemden koptuğunu vurguladı.
"BİLİM KONUŞACAKTIM, KATLİAM HABERİ GELDİ"
Konuşmasına duygusal bir tonda başlayan Dervişoğlu, bir eş ve bir kız çocuk babası olarak bilimde fırsat eşitliğini konuşmak isterken telefonuna düşen haber bildirimiyle yıkıldığını söyledi. Keçiören’de cezaevinden izinli çıkan şahsın annesini, eşini ve 8 yaşındaki kızı Azra'yı öldürmesine değinen Dervişoğlu, şu ifadeleri kullandı:

"Ankara Keçiören'de cezaevinden izinli çıkan bir şahıs; annesini, eşini ve 8 yaşındaki kızını öldürdükten sonra intihar etti diyor. Ben işte o haberde kaldım. Neleri konuşuyoruz, kimleri konuşuyoruz dedim kendi kendime. Manşetlerin gölgesinde yok olup giden hayatları konuşmuyoruz."
"TERÖRSÜZ TÜRKİYE MASALLARI VE GERÇEK ACILAR"
İktidarın "Türkiye Yüzyılı" ve "Terörsüz Türkiye" söylemlerini eleştiren Dervişoğlu, büyük sloganların sokağın ve mutfağın gerçeğini yansıtmadığını savundu. Siyasetin insan hayatına dokunması gerektiğini belirten İYİ Parti Lideri, devletin koruma refleksinin zayıfladığına dikkat çekti:
"Siyasetteki şantaj ve transfer pazarının, büyük Türkiye laflarının, hiç tutmayan enflasyon hedeflerinin gölgesinde binlerce acı dolu hikâyeden sadece biri o. Ben ahir ömrümde devletin vatandaşını korumaktan, kucaklamaktan böylesine uzaklaştığı bir dönem hatırlamıyorum."
"ÖLEN ÇOCUKLARA NE ZAMAN VERECEKSİNİZ?"
Son dönemde siyasetin gündeminde olan "Umut Hakkı" tartışmalarına da sert tepki gösteren Dervişoğlu, asıl umudun vatandaşın, kadının ve çocuğun hakkı olması gerektiğini söyledi. Çıkarılan kanun ve yönetmeliklerin gençleri, öğretmenleri ve çiftçileri perişan ettiğini belirten Dervişoğlu, "O umut denilen mefhumu, o hakkı; o ölen kadınlara, o kız çocuklarına, kendi insanımıza ne zaman vereceksiniz?" sorusunu yöneltti.
"NE ZAMAN UTANIP İSTİFA EDECEKSİNİZ?"
Dervişoğlu, iktidarın 24 yıllık karnesini sorgulayarak yaşanan felaketler karşısındaki sorumsuzluğu da sert sözlerle eleştirdi. Depremlerden sel felaketlerine, maden facialarından ekonomik çöküşe kadar geniş bir yelpazede "başarısızlık" vurgusu yapan Dervişoğlu, şunları söyledi:
"Daha kaç yıl iktidarda kalırsanız, kaç ihale dağıtır, kaç kayyum atarsanız gerçekleri konuşacaksınız? Soruyorum size; ne olursa başarısız olduğunuzu itiraf edeceksiniz? Kaç depreme daha 'kader' deyip geçeceksiniz? Ne zaman utanır da istifa edersiniz? Makamları mülk bellemekten ne zaman vazgeçeceksiniz?"
İZMİR'DEKİ SEL FELAKETİ VE "HAYSİYET" MESELESİ
Hükümet ile yerel yönetimlerin sorumluluğu birbirine atmasını "masa tenisi maçı"na benzeten Dervişoğlu, geçtiğimiz günlerde İzmir'deki sel felaketinde hayatını kaybeden vatandaşı hatırlatarak, "Bir vatandaşımızın selde boğulup ölmesi devlet için bir haysiyet meselesi değil midir? Kolonları kesik binalarda, ruhsatsız madenlerde ölenlerin hayatı bu ülke için bir şeref meselesi değil midir?" ifadelerini kullandı.
"ADALET KILIĞINA SOKULMUŞ ZULÜM" VE İMAMOĞLU VURGUSU
Adalet sistemindeki çifte standarda dikkat çeken Dervişoğlu, yargının siyasallaştığını savunarak Ekrem İmamoğlu’nun ailesine yönelik tutum üzerinden eleştirilerde bulundu.

Bir tarafta kaçma şüphesi bulunmayan kişilerin aylarca tutuklu kaldığını, diğer tarafta ise yüzlerce yıl hapis cezası istenen kişilerin devlet korumasıyla dolaştığını öne süren Dervişoğlu, bunun adalet değil “adalet kılığına sokulmuş zulüm” olduğunu ifade etti. Siyasetin hesaplaşmayı aileler üzerinden yürütmemesi gerektiğini vurgulayan Dervişoğlu, Ekrem İmamoğlu’na değil ailesine yönelik uygulamalara bakılması gerektiğini belirterek, devletin hukukun dışına çıktığı anda güçlü değil korkak olacağını söyledi.
YENİ KABİNEYE "UCUBE SİSTEM" VE "İLLÜZYON" ELEŞTİRİSİ
Gece yarısı yayımlanan kararname ile yapılan kabine değişikliğini "tek adam rejiminin illüzyonu" olarak nitelendiren Dervişoğlu, özellikle yeni Adalet Bakanının ismine şu sözlerle dikkat çekti:

"Ana muhalefet partisine yönelik en büyük hukuki süreçleri yöneten bir ismin Adalet Bakanı yapılması, davaların siyasi yönünü resmileştirmiştir. Davayı açan kişi, dava bitmeden hakimlerin başına geçiyor! Bu ortamdan demokrasi çıkmaz."
"VATANDAŞA 'ÇOCUK YAP' DİYENLER, O ÇOCUKLARI NASIL DOYURACAK?"
Nüfus artış hızındaki düşüş üzerine vatandaşa “çocuk yapın” çağrısında bulunan iktidarı ekonomik koşullar üzerinden eleştiren İYİ Parti Genel Başkanı, tarımdaki gerileme ve artan yoksulluğa dikkat çekti. Asgari ücretin kiraya dahi yetmediği 1+1 evlerde çocuk büyütmenin nasıl mümkün olacağını soran İYİ Parti Lideri, tarımın bitirildiğini savunarak çocukların sağlıklı gıdaya erişiminin dahi risk altında olduğunu ifade etti. Eğitim koşullarını da eleştiren parti lideri, okullarda temel hijyen malzemelerinin bile karşılanamadığını öne sürerek gençlerin mezuniyet sonrası ya güvencesiz işlerde çalışmak zorunda kaldığını ya da “ev genci” olarak hayatlarına devam ettiğini söyledi.
"YOL VE KÖPRÜ SATIŞI BİR NAMUS MESELESİDİR"
Devletin yaptığı yol ve köprülerin özelleştirilme gündemine değinen Dervişoğlu, bu durumu "vatan meselesi" olarak tanımlayarak, "Vatandaşın vergisiyle yapılmış boğaz köprülerini ve otoyolları, bir aylık faize bile karşılık gelmeyen bedellerle satmaya kalkmak namus meselesidir. Sıra devletin yaptığı yollara mı geldi?" ifadelerini kullandı.
"ÖZELLEŞTİRME DEĞİL, YANDAŞ TEKELİ"
Telekom, Tank Palet, SEKA ve Eti Maden gibi kurumların satılmasını eleştiren Dervişoğlu, elektriğin özelleştirilmesinin faturasını vatandaşın ödediğini söyledi.

Araç muayene istasyonlarındaki "Deli Dumrul" düzenine ve denetimsizliğe dikkat çekerek, "Bu maddi kaynağı emekliden esirgeyip rant olarak dağıtmak vatana ihanet değil midir?" diye sordu.
"MİLLİYETÇİLİĞİMİN ZEKATI SİZE 40 RAMAZAN YETER"
Hükümetin milliyetçilik anlayışını ve "Umut Hakkı" adı altındaki süreci hedef alan Dervişoğlu, isim vermeden Devlet Bahçeli’ye de şu sözlerle yüklendi:
"Bize çıkmış milliyetçilik dersi vermeye kalkışıyorlar. Ben milliyetçiliğimin zekatını versem size 40 Ramazan yeter! Önce ortağına bir sor; her türlü milliyetçiliği ayaklar altına almıştı, ayağını üzerinden kaldırmış mı? Türk milliyetçiliği üzerine bir kara gölge gibi düştünüz."
"SEN ÖCALAN'IN DAVA ARKADAŞISIN!"
Konuşmasının en çarpıcı kısmında, terör örgütü liderine yönelik "Umut Hakkı" çağrılarını hatırlatan Dervişoğlu, MHP Lideri Bahçeli'ye yönelik şu ağır ifadeleri kullandı:

"Dava arkadaşı edebiyatının sonu gelmiştir. Sen benim dava arkadaşım değilsin! Sen Abdullah Öcalan'ın dava arkadaşısın. Bunun hesabını bize değil, milliyetçi ülkücü camiaya vermek zorundasın. Benim dava arkadaşlarım burada, senin dava arkadaşların ise İmralı'da yatıyor."
SİSİ GÖRÜŞMESİ VE TOGG TEPKİSİ: "RABİA'NIN RUHUNA HANÇER"
Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın Mısır Cumhurbaşkanı Sisi ile görüşmesini ve hediye edilen TOGG otomobilini de eleştiren Dervişoğlu, geçmişteki "katil, zalim" söylemlerini hatırlattı:
"Dün dediklerini bugün inkar ettiklerinde kimse onlara bu tenakuzun sebebini sormuyor. Yerli ve milli otomobili, dilinizden düşürmediğiniz Rabia'nın ruhuna hançer saplayın diye mi ürettiniz? Nerede kaldı sizin Rabia'nız?"
"İSTİFA EDENLER VE SİYASİ NAMUS"
Partisinden istifa edenlerin başka partilere geçmesini "siyasi namus" üzerinden eleştiren Dervişoğlu, "Dün kara dediğine bugün ak diyenler, dün en ağır dille saldırdıkları partilere gittiler. Burası siyasi namusuna sahip çıkanların yuvasıdır. Siyaseti kirletenlerden şikayetçiyseniz, gelin İYİ Parti çatısı altında temizliğe başlayalım." diyerek çağrıda bulundu.
"NETANYAHU İLE AYNI MASADA MI OTURACAKSINIZ?"
Uluslararası basında yer alan haberlere göre ABD Başkanı Trump’ın Netanyahu’yu "Gazze Barış Kurulu"na davet ettiğini hatırlatan Dervişoğlu, Türkiye’nin de üye olduğu bu kurul üzerinden hükümete şu soruları yöneltti:

"Türkiye ile İsrail aynı platformda birlikte mi çalışacak? Netanyahu ile aynı masaya mı oturacaksınız? Eğer oturulacaksa, İsrail’e yönelik ticari ambargo sona mı erdirilecek? İçeride terörist dediklerinize yaptığınız gibi, Netanyahu’ya da mı bir 'umut hakkı' tanıyacaksınız?"
"O DENSİZ İHRAÇ EDİLDİ VE DEFOLUP GİTTİ!"
Mihalgazi Belediye Başkanı Zeynep Güneş’e yönelik provokatif eylemlerde bulunan parti üyesi hakkında sert konuşan Dervişoğlu, İYİ Parti’nin bu tür yaklaşımlara asla prim vermeyeceğini söyleyerek, "Mihalgazi Belediye Başkanı Sayın Zeynep Güneş'e atfedilen lafları, bir parti üyesi yaptı diye sineye çekecek değildik. Bir kadın, bir çocuk incindiyse sorumluluk üstlenir ve hesap sorarız. O densiz artık partimizden ihraç edilmiş ve def olup gitmiştir. Biz evladını kaybeden anaları meydanlarda yuhalatmadık, kimseye 'sürtük' demedik." ifadelerini kullandı.
MHP’NİN 57. YILINA "LAİK" GÖNDERME
MHP’nin 57. kuruluş yıl dönümünü tebrik eden Dervişoğlu, Alparslan Türkeş’in mirasına sahip çıkılması gerektiğini belirterek, "Bu mirasın ehil ellerde yönetilmesi arzusunu bir kez daha ifade ediyorum." dedi.
"SİYASETİ BİNALARDAN ÇIKARMA VAKTİ GELDİ"
Konuşmasını Anadolu vurgusuyla tamamlayan Dervişoğlu, İYİ Parti kadrolarının bundan sonra köylerde, mahallelerde ve yollarda olacağını şu sözlerle ilan etti:
"Varsın onlar bir bebek katilinde umut arasın, biz 86 milyonun umuduyuz. Devleti millete geri vermenin vakti geldi. Umudunu cumhuriyete bağlamış büyük Türk milletiyle yola düşme vaktidir. Vakit artık bizim vaktimizdir!"