Hüseyin Çelik'ten Beştepe ve AK Parti itirafı! NATO Zirvesi için zehir zemberek sözler
Eski Bakan Hüseyin Çelik "Onlar TV"de Şule Aydın'ın konuğu oldu. Çelik, NATO zirvesi hazırlıklarını "görgüsüzlük" olarak nitelendirdi ve Türk tipi başkanlık sistemi ile Meclis hakkında çarpıcı benzetmelerde bulundu.
Eski Kültür ve Millî Eğitim Bakanı Hüseyin Çelik, 'Onlar TV' YouTube kanalında Şule Aydın’ın sunduğu "Tatava Yok" programına konuk oldu. NATO zirvesi hazırlıklarından Türk tipi başkanlık sistemine, Gezi Parkı olaylarından AK Parti ile olan mevcut ilişkisine kadar birçok konuda ezber bozan ifadeler kullanan Çelik, gündemi sarsacak açıklamalarda bulundu.
İşte Hüseyin Çelik'in açıklamalarından öne çıkan tüm detaylar:
NATO ZİRVESİ HAZIRLIKLARINA "GÖRGÜSÜZLÜK" TEPKİSİ
NATO zirvesi kapsamında kentte yürütülen hazırlıkları "görgüsüzlük" ve "üçüncü dünya görüntüsü" olarak nitelendiren Çelik, Donald Trump ve İsrail üzerinden sert eleştirilerde bulundu. Çelik, "Trump gibi seri katil gelecek. Gazze'deki soykırımın, İran'a yapılan haksız savaşın faili olan İsrail'i destekleyip besleyen Trump gelecek diye bu görgüsüzlüklere başvurmak zorunda değiliz" dedi.
Bu durumu Cumhuriyet'in ilk yıllarındaki bazı uygulamalara benzeten Çelik, "O dönem şalvarlı vatandaşın Atatürk Bulvarı'na girmesi 1946’ya kadar yasaktı; yabancı misyon şeflikleri bizim bu çehremizi görmesin diye maskaralıklar yapılıyordu. Bu görgüsüzlükler bugün de devam ediyor. O günkü ilkel şartlarda bunu bir parça anlamak mümkün ama bugün için kabul edilebilir değil" diye konuştu.

DENİZ GÖKTAŞ'IN TUTUKLANMASI VE BEŞTEPE'YE MESAJ
Komedyen Deniz Göktaş’ın tutuklanması hakkında da konuşan eski Bakan, kutsallar üzerinden yapılan mizahı eleştirdiğini ancak tutuklama kararının son derece ağır olduğunu belirtti. ABD'de bayraklı bir mayo giymenin normal karşılandığını, Türkiye'de ise benzer bir durumun "kıyamet alameti" sayılacağını dile getiren Çelik, iş insanı Rahmi Koç’un geçmişte anlattığı bir fıkra sonrası özür dilemesini örnek göstererek konunun kısa sürede kapandığını hatırlattı.
"Beştepe'de olsaydınız Erdoğan’a ne söylerdiniz?" sorusuna da yanıt veren Çelik, AK Parti'nin kuruluş programını hatırlatacağını belirterek, "Herkes özgür olmadıkça kimse özgür değildir" ifadesini vurgulayacağını söyledi.
AK PARTİ'DEN UZAKLAŞMA SÜRECİ VE 1 MART TEZKERESİ
Hâlâ AK Parti üyesi olduğunu ancak yapılan haksızlıklar ve yanlışlar nedeniyle 2015 yılından itibaren partiden fikren uzaklaştığını ifade eden Çelik, 1 Mart Tezkeresi dönemine ait gizli bir detayı da paylaştı. Oylamada 'Hayır' oyu kullandığını ve bunu kamuoyuna açıkça söylediğini belirten Çelik, dönemin Başbakanı Abdullah Gül’e "Bu tavrım parti veya hükümet içinde sorun yaratırsa bakanlıktan istifa edebilirim" dediğini, Gül'ün ise buna gerek olmadığını ifade ettiğini aktardı.
"AVM YAPILIRSA İŞ MAKİNELERİNİN ÖNÜNDE YATARIM"
Gezi Parkı olayları sırasında hükümet kanadında uzlaştırıcı ve yatıştırıcı bir rol üstlendiğini vurgulayan Çelik, o dönem yaşananları şu sözlerle özetledi:
"29 Mayıs'ta Sayın Gül ve Erdoğan Yavuz Sultan Selim Köprüsü'nün temelini attılar. Başbakan çadır kuran gençlerin tavrıyla ilgili ifadeler kullandı. Gelen sıkıntıyı görüyordum; hemen bir basın toplantısı yaptım ve 'Gençlerimizin yeşil ve çevre duyarlılığını takdirle karşılıyorum' dedim. Eğer Gezi'deki ağaçlar kesilip oraya AVM yapılırsa gider iş makinelerinin önünde yatarım dedim. Gezici ekibin sözcüsü olan kişiler Ankara'ya geldiğinde tüm o eylemcilerle yapılan toplantılarda bulundum ve hep yatıştırıcı, insanları anlamaya yönelik bir tavır sergiledim."
"TBMM İLE RUS DUMASI ARASINDA FARK YOK"
Türk tipi başkanlık sistemini sert bir dille eleştiren Çelik, Meclis'in mevcut yasama gücünün etkisizleştirildiğine dikkat çekti. Çelik, "TBMM hiçbir zaman bu kadar etkisiz, yetkisiz olmamıştır. Rus Duması'yla bizim Meclis arasında fark yoktur" ifadelerini kullandı.
Son olarak adalet sistemindeki aksaklıklara ve yargı bağımsızlığına değinen Çelik, "Yargı bağımsız olmazsa, tarafsız olmazsa, adalet bozulmuşsa tuz kokmuş demektir" dedi.
Çelik son olarak Erdoğan sonrası AK Parti'nin yaşama şansı olmadığını öne sürdü.
1946 şalvar yasağından 2026 NATO Zirvesine: Ankara'da "görüntü yönetimi" tarihiAnkara Haberleri