Fikret Seçen hangi soruşturmalarda görev aldı?
Ergenekon soruşturmasında görev alan eski özel yetkili savcı Fikret Seçen'in kariyeri, adı geçen soruşturmalar ve zamanaşımının uygulanmadığı suçlar merak ediliyor.
Türkiye'nin yakın dönemindeki önemli adli soruşturmalarından Ergenekon soruşturmasında görev alan isimlerden biri olan Fikret Seçen, özellikle özel yetkili savcılık döneminde yürüttüğü soruşturmalarla gündeme geldi. Seçen'in adı Hrant Dink suikastı, askeri casusluk ve şantaj soruşturması ile Gölcük Donanma Komutanlığı'nda ele geçirilen belgeler gibi çeşitli dosyalarda da yer aldı.
Öte yandan kamuoyunda sıkça gündeme gelen "Zamanaşımı her suç için geçerli mi?" sorusu da Türk Ceza Kanunu'ndaki düzenlemeler nedeniyle önem taşıyor. Bazı suçlarda belirli sürelerin sonunda dava zamanaşımı gündeme gelebilirken, bazı suçlar için kanun zamanaşımı uygulanmayacağını açıkça düzenliyor.
FİKRET SEÇEN KİMDİR?
Fikret Seçen, 27 Mayıs 1969'da İstanbul'da dünyaya geldi. Aslen Malatyalı olan bir ailenin çocuğu olan Seçen, çocukluk ve gençlik yıllarını İstanbul'un Kocamustafapaşa semtinde geçirdi.
1986 yılında İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi'ne giren Seçen, 1990'da hukuk eğitimini tamamladı. Savcılık mesleğine başlayan Seçen, Erzurum Şenkaya, Bilecik Gölpazarı ve Adapazarı Kaynarca'da Cumhuriyet Başsavcılığı görevlerinde bulundu.
Daha sonra Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğü'nde tetkik hâkimi olarak görev yapan Seçen, 2005 yılında İstanbul'daki Beşiktaş Adliyesi'nde bulunan özel yetkili Cumhuriyet Başsavcılığı bünyesine atandı.

ERGENEKON SORUŞTURMASINDA ÖNE ÇIKTI
Fikret Seçen'in kamuoyunda tanınmasını sağlayan en önemli süreçlerden biri Ergenekon soruşturması oldu.
2007 yılından itibaren özel yetkili savcı olarak soruşturmayı yürüten ekipte yer alan Seçen, aynı dönemde soruşturmayla özdeşleşen savcı Zekeriya Öz ile birlikte çalıştı.
Zekeriya Öz'ün özel yetkilerinin alınarak İstanbul Cumhuriyet Başsavcı Vekilliği görevine atanmasının ardından Seçen, özel yetkili Cumhuriyet Başsavcı Vekili olarak görevlendirildi. Böylece özel yetkili savcıların başındaki isimlerden biri haline gelen Seçen, Ergenekon soruşturmasının sonraki aşamalarında da önemli görev üstlendi.

HANGİ SORUŞTURMALARDA ADI GEÇTİ?
Fikret Seçen'in görev yaptığı dönemde adı birden fazla kritik soruşturmayla birlikte anıldı. Bunlar arasında özellikle şu dosyalar öne çıktı:
- Hrant Dink suikastı soruşturması
- Askeri casusluk ve şantaj soruşturması
- Mehmet Haberal'a ilişkin rapor soruşturması
- Hüseyin Baybaş'ın uyuşturucu kaçakçılığı dosyası
- Gölcük Donanma Komutanlığı'nda ele geçirilen belgelerle ilgili soruşturma
Seçen, bu süreçlerde ifade alma, soruşturma yürütme ve iddianame hazırlama gibi adli görevlerde bulundu.
MİT SORUŞTURMASINDA DA GÜNDEME GELDİ
Fikret Seçen'in adı, 2012 yılında dönemin MİT Müsteşarı Hakan Fidan'ın da aralarında bulunduğu bazı isimlerin ifadeye çağrıldığı süreçte de gündeme geldi.
Özel yetkili savcıların görev yaptığı bu dönem, Türkiye'deki yargı ve güvenlik bürokrasisi açısından önemli kırılma noktalarından biri olarak değerlendirildi.
2015'TE GÖREVDEN UZAKLAŞTIRILDI
Seçen'in mesleki kariyerindeki önemli değişimlerden biri 2015 yılında yaşandı. HSYK tarafından görevden uzaklaştırılan Seçen, daha sonraki süreçte FETÖ soruşturmalarında şüpheli olarak yer aldı ve meslekten ihraç edildi.
Bu gelişmeyle birlikte Seçen'in özel yetkili savcılık dönemindeki görevleri ve yürüttüğü soruşturmalar yeniden kamuoyunun gündemine geldi.
ZAMANAŞIMI HER SUÇ İÇİN GEÇERLİ Mİ?
Ceza hukukunda zamanaşımı, bütün suçlar açısından aynı şekilde uygulanmıyor. Türk Ceza Kanunu'nda suçun niteliği ve öngörülen cezanın ağırlığına göre farklı dava zamanaşımı süreleri bulunuyor.
Ancak kanun, bazı ağır suçlar bakımından açık bir istisna getiriyor. Bu suçlarda dava zamanaşımı işlemiyor.

SOYKIRIM VE İNSANLIĞA KARŞI SUÇLARDA ZAMANAŞIMI YOK
Türk Ceza Kanunu'nun 76. maddesinde düzenlenen soykırım suçu bakımından zamanaşımının işlemeyeceği belirtiliyor.
Benzer şekilde TCK'nın 77. maddesinde düzenlenen insanlığa karşı suçlar açısından da dava zamanaşımı uygulanmıyor.
İnsanlığa karşı suçlar kapsamında, kanunda belirtilen koşullar altında sistematik biçimde işlenen kasten öldürme, kasten yaralama, işkence, eziyet, köleleştirme, kişi hürriyetinden yoksun kılma ve bazı cinsel suçlar gibi fiiller bulunuyor.
Burada önemli nokta, söz konusu fiillerin yalnızca tek başına gerçekleşmesinin değil, TCK'da belirtilen insanlığa karşı suç oluşturma şartlarının bulunmasının aranmasıdır.
YURT DIŞINDA İŞLENEN BAZI SUÇLARDA DA İSTİSNA VAR
Zamanaşımının uygulanmadığı bir başka durum ise TCK'nın belirli hükümlerinde yer alan bazı suçların yurt dışında işlenmesiyle ilgili.
Kanunda belirtilen şartlar kapsamında, ağırlaştırılmış müebbet, müebbet veya 10 yıldan fazla hapis cezasını gerektiren bazı suçlar bakımından dava zamanaşımının uygulanmayacağı düzenleniyor.
DİĞER SUÇLARDA ZAMANAŞIMI SÜRESİ NE KADAR?
TCK'nın 66. maddesinde genel dava zamanaşımı süreleri, suçun gerektirdiği cezanın ağırlığına göre belirleniyor.
Genel olarak süreler şöyle:
- Ağırlaştırılmış müebbet hapis: 30 yıl
- Müebbet hapis: 25 yıl
- En az 20 yıl hapis: 20 yıl
- 5 yıldan fazla, 20 yıldan az hapis: 15 yıl
- 5 yıl veya daha az hapis veya adli para cezası: 8 yıl
Ancak bu süreler her dosyada doğrudan takvim hesabıyla belirlenmiyor. Kanunda sayılan bazı adli işlemler zamanaşımını kesebiliyor ve bu durumda süre yeniden işlemeye başlayabiliyor.
Bu nedenle bir suçun zamanaşımına uğrayıp uğramadığının belirlenmesinde yalnızca suçun işlendiği tarihe bakılması yeterli olmuyor. Suçun niteliği, öngörülen ceza, soruşturma ve kovuşturma sırasında yapılan işlemler ile zamanaşımını kesen veya durduran nedenlerin birlikte değerlendirilmesi gerekiyor.

DAVA ZAMANAŞIMI İLE CEZA ZAMANAŞIMI AYNI DEĞİL
Kamuoyunda zaman zaman birbirine karıştırılan iki farklı kavram bulunuyor: dava zamanaşımı ve ceza zamanaşımı.
Dava zamanaşımı, suçun işlenmesinden sonra belirli şartlarda devletin dava açma veya açılmış davayı sürdürme yetkisini etkileyen süreyi ifade ediyor.
Ceza zamanaşımı ise kesinleşmiş bir mahkûmiyet hükmündeki cezanın infazıyla ilgili farklı bir kurum.
Bu nedenle bir suç hakkında "zamanaşımı doldu" denildiğinde, öncelikle hangi zamanaşımından söz edildiğinin belirlenmesi gerekiyor.
ZAMANAŞIMINDA SUÇUN NİTELİĞİ BELİRLEYİCİ
Sonuç olarak Türk hukukunda her suç için tek bir zamanaşımı süresi bulunmuyor. Suçun gerektirdiği cezanın ağırlığına göre süreler değişirken, soykırım ve insanlığa karşı suçlar gibi kanunda özel olarak düzenlenen bazı suçlarda dava zamanaşımı uygulanmıyor.
Bu nedenle belirli bir olay açısından zamanaşımı değerlendirmesi yapılırken suçun hangi madde kapsamında kaldığı ve dosyada zamanaşımını etkileyen işlemlerin bulunup bulunmadığı ayrıca inceleniyor.