FETÖ'nün "siyasi ayağı" dosyası: 15 Temmuz'un 10. yılında bitmeyen tartışma
15 Temmuz darbe girişiminin 10. yıl dönümünde; mahkeme salonlarından meclis koridorlarına taşan ancak bir türlü hukuki bir zeminde somutlaşamayan 'siyasi ayak' tartışması, Türk siyasetinin en derin fay hatlarından biri olmayı sürdürüyor.
Türkiye tarihinin en karanlık gecelerinden biri olan 15 Temmuz 2016 darbe girişiminin üzerinden tam 10 yıl geçti. Geçen on yılın ardından, askeri, adli ve bürokratik düzeyde on binlerce kişinin yargılandığı veya ihraç edildiği süreçte en çok tartışılan konu başlıklarından biri hâlâ belirsizliğini koruyor: FETÖ'nün siyasi ayağı kim?
Somut bir resmi liste veya toplu bir yargılama dosyasından ziyade, meclis koridorlarında, komisyon tutanaklarında ve parti gruplarında yankılanan bu soru, geride kalan 10 yıl boyunca Türkiye'nin en büyük siyasi polemiklerinden biri haline geldi.
GÜNDEMDEN DÜŞMEYEN POLEMİK: İKTİDAR VE MUHALEFET NE DİYOR?
FETÖ'nün devlet içindeki yapılanmasına yönelik tasfiyeler hız kesmeden devam ederken, siyasi düzeydeki sorumluluk tartışmaları iktidar ile muhalefeti keskin hatlarla böldü.
Hükümetin Yaklaşımı: İktidar kanadı, örgütün siyasi ayağına dair mücadeleyi büyük ölçüde bireysel yargı süreçleri üzerinden yürüttü. Darbe sonrasında ilan edilen OHAL ve çıkarılan KHK'lar ile asker, polis, hakim, savcı ve memurlar tasfiye edilirken, kamuoyuyla paylaşılan "üst düzey siyasi bir liste" olmadı. Muhalefetin TBMM'ye sunduğu "siyasi ayak araştırılsın" önergeleri ise iktidar blokunun oylarıyla reddedildi.
Muhalefetin İddiaları: Başta CHP olmak üzere muhalefet cephesi, iktidar partisini geçmiş yıllardaki işbirlikleri üzerinden hedef aldı.
KARŞILIKLI İTHAMLAR VE GÜNDEME GELEN İSİMLER
10 yıllık süreçte resmi bir iddianameye dönüşmeyen "siyasi ayak" tartışması, karşılıklı isimlerin zikredildiği bir siyasi düelloya dönüştü. Süreç boyunca farklı dönemlerde şu iddialar ve isimler ön plana çıktı:
- Muhalefet, AK Parti kadrolarını Yüksek Askeri Şura (YAŞ) kararlarında FETÖ'cü generallerin terfisine göz yummakla ve devletteki (vali, emniyet müdürü vb.) kadrolaşmaya zemin hazırlamakla suçladı.
Buna karşılık hükümet ve iktidara yakın medya, muhalefet saflarındaki bazı isimleri hedef aldı:
- Mahmut Tanal (CHP): 17-25 Aralık sürecinin ardından Koza-İpek Holding'e kayyum atanması sürecindeki protestolara katılımı nedeniyle iktidar kanadınca "FETÖ'nün Meclis'teki ayağı" yakıştırmalarına maruz kaldı. Aynı şekilde bazı CHP'li isimlerin o dönem FETÖ'ye yakınlığı ile bilinen medyaya destekleri de iktidar tarafından sık sık gündeme taşındı.
Darbe sonrası süreçte, geçmişte FETÖ ile yakın diyaloğu veya mesaisi bilinen isimler kamuoyunda sıkça eleştirildi. Özelikle de 15 Temmuz'ın 10. yıldönümü arifesinde AK Parti Bursa Milletvekili Mustafa Varank’ın, eski Milli Eğitim Bakanı olan Hüseyin Çelik’i "FETÖ ile mücadele döneminde kendilerini tehdit etmekle" suçlaması, bu tartışmaların ne kadar taze olduğunu bir kez daha gözler önüne serdi.
Bu noktada kamuoyunun en çok sorduğu sorulardan biri şuydu: Peki, bu tür ağır ithamlara ve geçmişteki kadrolaşma iddialarına rağmen Hüseyin Çelik veya benzer pozisyonlardaki siyasi figürler neden hiç yargılanmadı?
ESKİ SİYASİLER VE TARTIŞILAN FİGÜRLER
Darbe sonrası süreçte, geçmişte FETÖ ile yakın diyaloğu bilinen Burhan Kuzu ve Hüseyin Gülerce gibi eski AK Partili isimler de kamuoyunda sıkça eleştirildi; ancak bu isimler doğrudan bir "siyasi ayak" davasının sanığı olmadı. Örgütün siyasetle ilişkisi ve devletin kılcal damarlarına kadar sızma hamlelerinin kökenleri ise günümüz iktidarının yanı sıra Alparslan Türkeş, Muhsin Yazıcıoğlu, Bülent Ecevit, Tansu Çiller ve Refah Partisi dönemlerine kadar uzanan tarihi referanslarla karşılaştırıldı ve tartışıldı.
MAHKEMELERDE NELER OLDU?
Türkiye'nin dört bir yanında kurulan mahkemeler; Akın Öztürk ve Mehmet Dişli gibi askeri komuta kademesini, Adil Öksüz ve Kemal Batmaz gibi örgütün "sivil imamları" ve bürokratik kadrolarını yargıladı. Yargıtay ve emniyet içindeki mahrem yapılanmalar çökertildi. Bugün bile hala kamuda FETÖ operasyonları devam ediyor. Ancak siyasileri kapsayan, örgütün siyaset kurumundaki yapılanmasını hedef alan toplu bir "siyasi ayak" davası hiçbir zaman açılmadı.
15 Temmuz'da neredeydiniz? Ankaralılar ve Kırıkkaleliler konuştuGüncel
İhanete karşı çelikten irade: 15 Temmuz Destanı 10 yaşındaGüncel
15 Temmuz’ın 10. yılında FETÖ davalarından çıkan en çarpıcı 5 gerçekGüncel
Sakarya Savaşı'ndan bugüne: 15 Temmuz'da neden sela okundu?Güncel
Hüseyin Çelik, Mustafa Varank'ı tehdit mi etti? Melek Anne kim?Güncel
15 Temmuz sonrası günlük dilimize ve siyasete giren yeni ifadeler!Güncel
Ömer Halisdemir nasıl şehit oldu? 15 Temmuz kahramanının şehadete giden yoluGüncel
Darbenin WhatsApp grupları: 10 yıl sonra geriye kalan dijital delillerGüncel
Türk basını tek ses oldu: 15 Temmuz'dan bir gün sonra Türkiye'de manşetlerGüncel