Ev hanımları neden ikinci çocuğu istemiyor? "Çalışan kadın" miti çöktü!

Türkiye'de doğurganlık hızı her geçen gün düşerken sorunun kaynağı kimi çevrelerce kadınların çalışma hayatına aktif katılımı olarak görülüyor. TÜİK verileri ise istihdamda olsun veya olmasın doğum sayısının 2'nin altına düştüğünü gösteriyor. Peki ev hanımı anneler neden çocuk yapmıyor?

Ev hanımları neden ikinci çocuğu istemiyor? "Çalışan kadın" miti çöktü!

Türkiye’de giderek düşen doğum oranları, uzun bir süredir "kadınların aktif iş hayatına katılmasına" bağlanıyordu. Toplumda genel kabul gören bu algı, hem Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verileri hem de Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığının açıklamalarıyla çürütüldü. Veriler, istihdamda olmayan kadınların da artık çok çocuk tercih etmediğini gözler önüne sererken; Yeni Ankara olarak, madalyonun diğer yüzünü çevirdik ve ev hanımı olan genç annelerle az çocuk yapma nedenlerini konuştuk. İşte resmi rakamlar ve annelerin anlatımıyla Türkiye'de düşen doğurganlık hızının gerçek nedenleri...

"DÜŞÜŞÜ SADECE KADIN İSTİHDAMIYLA AÇIKLAYAMAYIZ"

TÜİK Demografi İstatistikleri Daire Başkanı Metin Aytaç’ın paylaştığı verilere göre, Türkiye'de toplam doğurganlık hızı 2024 yılı itibarıyla 1,48’e kadar geriledi. Nüfusun kendini yenileme eşiği olan 2,1 seviyesinin çok uzağında kalınırken, istihdama göre yapılan ayrım çarpıcı bir gerçeği ortaya çıkardı. Verilere göre istihdamda olan kadınlarda doğurganlık hızı 1,38 iken, istihdamda olmayan ev hanımı, öğrenci veya işsiz kadınlarda doğurganlık hızı 1,72 olarak kaydedildi. Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş da geçtiğimiz dönemde bu tabloya dikkat çekerek, "Doğurganlığın düşüşünü tek başına kadının istihdamıyla açıklayamayız" ifadelerini kullanmıştı. Rakamlar, iş hayatında olmayan kadınlarda bile doğum oranının 2'nin altında kaldığını net bir şekilde kanıtlıyor.

EV HANIMLARI YENİ ANKARA’YA KONUŞTU

Masa başındaki verilerin sokaktaki karşılığı, istihdamda yer almamasına rağmen tek ya da en fazla iki çocuk sahibi olan genç annelerle özel bir dosya çalışmasında ele alındı. Toplumda az çocuk yapmanın ana sebebi olarak genellikle "ekonomik kaygılar" gösterilse de, annelerin gündeminde maddiyattan çok daha ağır basan başka problemler var. Görüşmelerden çıkan en net sonuç içinde bulunduğumuz çağda çocuk yetiştirmenin manevi ve psikolojik yükünün giderek ağırlaşması oldu.

GÜVENLİK, ZORBALIK VE "EKRAN" ÇIKMAZI

Genç anneler, günümüzde bir çocuğu fiziksel ve ruhsal olarak sağlıklı büyütebilmenin son derece zorlaştığına dikkat çekiyor. Anneler, toplumsal ahlak yapısındaki bozulmalardan ve özellikle okul çağındaki çocukların maruz kaldığı ağır akran zorbalığından büyük endişe duyuyor.

Kendi çocukluklarında sokaklarda özgürce koşturduklarını hatırlatan kadınlar, günümüzdeki göç ve güvenlik endişeleri nedeniyle çocuklarını parklara dahi rahatça çıkaramadıklarını belirtiyorlar. Dört duvar arasına sıkışan çocukları ekrandan ve teknolojiden uzak tutmak ise anneler için tam bir hayatta kalma mücadelesine dönüşmüş durumda.

"ANNELİKTEN MEZUN OLUNMUYOR"

Görüşmelerde en çok vurgulanan konulardan biri de "desteksiz çocuk büyütmenin" yarattığı yıkıcı yorgunluk oldu. Kadınlar, anneliğin mesaisiz ve ömür boyu süren bir görev olduğunu, hamilelik ve sonrasındaki süreçte hem bedenen hem de ruhen çok yıprandıklarını, toparlanmalarının ise yıllar aldığını ifade ediyor.

DOĞUMDAN SONRA KADINLARIN SOSYAL HAYATLARI SIFIRLANIYOR

Annelerin en çok dert yandığı konulardan biri de eşleriyle aralarındaki hayat standardı uçurumu. Yeni Ankara'ya konuşan kadınların ifadelerinde öne çıkan o çarpıcı tablo şöyle:

"Çocuk doğduktan sonra eşlerimizin hayatında pek bir şey değişmiyor. İşe gidiyorlar, spora yazılıyorlar, arkadaşlarıyla dışarıda vakit geçirebiliyorlar. Ancak bizim hayatımız sadece çocuktan ibaret hale geliyor. Sosyal yaşamımız tamamen sıfırlanıyor."

ÇÖP ATMAYA GİTMEK "KENDİNE VAKİT AYIRMAK" SAYILIR MI?

Görüşmelerin en vurucu kısmı ise kadınların kişisel alanlarına dair anlattıkları oldu. Kendilerine hiçbir şekilde vakit ayıramadıklarını ve bir noktadan sonra bu durumun "kendilerine yaptıkları bir haksızlık" gibi hissettirdiğini belirten genç anneler, durumu şu sözlerle özetliyor:

"Artık tek başımıza markete gitmek ya da kapıya çöpü çıkarmak bile bize lüks geliyor. Bunları yaparken kendimize vakit ayırıyormuşuz gibi hissediyoruz."

Tüm bu görüşler ve yaşam tecrübeleri, kadınların neden ikinci çocuğa pek de sıcak bakmadıklarının en temel nedenleri olarak gösterilebilir.

Yaşam Kadın Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı TÜİK Aile Çocuk