Erkut Akbay Suikastı: 1982 Lizbon Saldırısı'nın perde arkası

Erkut Akbay suikastı Portekiz'in istihbarat zafiyetini acı biçimde gösterdi. Büyükelçilik baskınına zemin hazırlayan bu kanlı eylemde neler yaşandı?

Erkut Akbay Suikastı: 1982 Lizbon Saldırısı'nın perde arkası

Türk diplomasi tarihinin en acı olaylarından biri olan Erkut Akbay suikastı, asimetrik terörün kanlı yüzünü uluslararası arenada bir kez daha gösterdi. 7 Haziran 1982 tarihinde Portekiz'in başkenti Lizbon'da düzenlenen Erkut Akbay suikastı, yalnızca bir diplomatı değil, eşi Nadide Akbay'ı da hedef alarak tüm Türkiye'yi yasa boğdu.

Soğuk Savaş döneminde Türk diplomatları hedef alan terör dalgası, 1980'lerin başında zirveye ulaştı. 1973 yılında Los Angeles'ta başlayan ve 1982 yılına gelindiğinde 22 Türk diplomatının hayatına mal olan bu şiddet sarmalı, sadece büyükelçileri değil, idari kadroları da hedef tahtasına oturttu. Bu kanlı sürecin en sarsıcı ve planlı örneklerinden biri de Portekiz'de yaşandı.

ERKUT AKBAY SUİKASTI NASIL GERÇEKLEŞTİ?

Türkiye'nin Lizbon Büyükelçiliği'nde İdari Ataşe olarak görev yapan 40 yaşındaki Erkut Akbay ve kurumda sözleşmeli sekreter olarak çalışan eşi Nadide Akbay, öğle yemeği için evlerine dönerken hedef alındı.

Portekiz güvenlik birimlerinin olay yeri inceleme raporlarına göre; evlerinin yakınındaki kavşakta yavaşlayan araca yaklaşan saldırgan, yakın mesafeden ateş açtı. Erkut Akbay olay yerinde anında şehit düşerken, ağır yaralanan Nadide Akbay ise tedavi gördüğü Ankara'da 8 Ocak 1983 tarihinde hayatını kaybetti. Failin olay sonrası silahını aracın altına atıp yaya olarak kaçması, saldırının haftalar süren planlı bir istihbarat çalışmasının ürünü olduğunu ortaya koydu.

AFP AJANSI'NA İNGİLİZCE TELEFON: SALDIRIYI JCAG ÜSTLENDİ

Olayın hemen ardından Fransa merkezli Agence France-Presse (AFP) Haber Ajansı'nın Lizbon Bürosu'nu arayan kimliği belirsiz bir şahıs, İngilizce olarak "İki Türk diplomatı öldürdük" ifadesini kullandı.

Bu kısa mesajla saldırıyı, Ermeni Soykırımı Adalet Komandoları (JCAG) isimli radikal terör örgütü üstlendi. Güvenlik analistlerine göre, Nadide Akbay'ın da "diplomat" statüsünde zikredilmesi, örgütün devletin sivil memurlarını doğrudan askerileştirerek hedef aldığını ve şiddeti meşrulaştırmaya çalıştığını kanıtladı.

PORTEKİZ'İN GÜVENLİK ZAFİYETİ VE 1983 BASKINI

Yaşanan trajedinin ardından ev sahibi ülke Portekiz'in diplomatik koruma yükümlülüklerindeki ciddi zafiyetleri tartışma konusu oldu.

Alındığı duyurulan ek güvenlik önlemlerine rağmen, Akbay çiftinin şehadetinden yalnızca 13 ay sonra, Temmuz 1983'te Türkiye'nin Lizbon Büyükelçiliği Konutu doğrudan silahlı baskına uğradı. Bu ikinci saldırıda Maslahatgüzarın eşi Cahide Mıhçıoğlu ve bir Portekizli polis memuru yaşamını yitirdi.

ŞEHİT DİPLOMATIN ADI ADANA'DA BİR MAHALLEDE YAŞIYOR

Aradan geçen yıllara rağmen, şehit edilen diplomatların anısı gerek diplomatik gerekse toplumsal hafızada yaşatılmaya devam ediliyor. 2013 yılında Dışişleri Bakanlığının girişimleriyle olayın yaşandığı kavşağa bir anıt dikilirken, Avrasya İncelemeleri Merkezi (AVİM) de yayımladığı bültenlerle bu fedakarlığı kurumsal bellekte taze tutmayı sürdürüyor. Öte yandan Erkut Akbay'ın ismi, Adana'nın Yüreğir ilçesindeki büyük bir mahalleye verilerek kent hafızasına kazındı.

Suikast Tarih