Emek Örgütlerinden Ankara’da Sert Açıklama: "İşyerleri Emekçilerin Mezarı Olmasın"
3 Mart İş Cinayetlerine Karşı Mücadele Günü kapsamında Ankara'da düzenlenen basın açıklamasında, denetimsizlik ve kâr hırsının bedelini işçilerin canıyla ödediği vurgulandı. TMMOB, KESK ve ATO'dan "etkin denetim" ve "bağımsız sistem" çağrısı.
3 Mart İş Cinayetlerine Karşı Mücadele Günü’nde; TMMOB, KESK ve Ankara Tabip Odası, TMMOB Makina Mühendisleri Odası Eğitim ve Kültür Merkezi’nde ortak bir basın açıklaması yaptı. Kozlu faciasının 34. yılında iş cinayetlerine dikkat çekilerek, etkin denetim ve kalıcı önlem çağrısında bulunuldu.
TMMOB, KESK ve Ankara Tabip Odası tarafından yapılan açıklamada; iş cinayetlerinin kader olmadığı vurgulanırken, mevcut yasal düzenlemelerin uygulanmadığı ve denetim mekanizmalarının işletilmediği ifade edildi.

KOZLU’DAN BUGÜNE AYNI ACI
Basın açıklaması, 1992 yılında Zonguldak Kozlu’da meydana gelen ve 263 madencinin yaşamını yitirdiği grizu faciasının yıl dönümünde gerçekleştirildi. Aradan geçen 34 yıla rağmen işçi sağlığı ve güvenliği alanında kalıcı bir iyileşme sağlanamadığına dikkat çekildi.
TMMOB Ankara İl Koordinasyon Kurulu, KESK Ankara Şubeler Platformu ve Ankara Tabip Odası’nın ortak metninde, 2026 yılı itibarıyla iş cinayetlerinin hâlâ ciddi bir sorun olmaya devam ettiği belirtildi.
“SON 20 YILDA EN AZ 32 BİN İŞÇİ HAYATINI KAYBETTİ”
Açıklamada paylaşılan verilere göre, son 20 yılda en az 32 bin işçi iş cinayetlerinde yaşamını yitirdi. 2013 yılında yürürlüğe giren 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu’ndan bu yana ise 20 bini aşkın emekçinin hayatını kaybettiği kaydedildi.

Açıklamada şu ifadelere yer verildi:
“Soma, Ermenek, Amasra, Gayrettepe… Bu isimler yalnızca birer yer adı değil; denetimsizliğin, kâr hırsının ve kamusal sorumluluktan kaçışın simgesidir. 2025 yılında 2 milyonu aşkın iş yerinin yalnızca %0,35’i denetlenmiştir. Bu tablo, denetim mekanizmasının fiilen işlemediğini göstermektedir.”
OSGB SİSTEMİ VE TAŞERONLAŞMA ELEŞTİRİSİ
Basın açıklamasında iş sağlığı ve güvenliği hizmetlerinin ticarileştirilmesi de sert bir dille eleştirildi. Ortak Sağlık ve Güvenlik Birimleri (OSGB) sistemiyle iş güvenliği uzmanları ile işyeri hekimlerinin işverene bağımlı hale geldiği, bunun da mesleki bağımsızlığı zedelediği ifade edildi. Ayrıca eğitim süreçlerindeki eksiklikler ve laboratuvar hizmetlerinin özelleştirilmesi, sistemdeki ciddi zafiyetler olarak değerlendirildi.
“3 MART SADECE ANMA DEĞİL, MÜCADELE GÜNÜDÜR”
Emek örgütleri, 3 Mart’ın yalnızca bir yas günü olmadığını, aynı zamanda bir mücadele günü olduğunu vurguladı. Bilimsel ve teknik ölçütlere dayalı, kamusal ve bağımsız bir denetim sisteminin kurulması çağrısı yinelendi.
Açıklama, “İş cinayetleri sona erene ve emekçilerin yaşam hakkı güvence altına alınana kadar mücadelemizi sürdüreceğiz” sözleriyle tamamlandı.