Dijital platformlar hedefte: Ahlak duvarı mı, sansür silsilesi mi?

Netflix ve sosyal medya yasağı kapıda mı? MHP’nin "ahlak gümrüğü" çıkışı ve yerli dizilerdeki şiddet sarmalı dijital dünyayı böldü.

Dijital platformlar hedefte: Ahlak duvarı mı, sansür silsilesi mi?

Türkiye’de dijital yayıncılık ve sosyal medya mecraları üzerindeki denetim tartışmaları, siyasetin ve medyanın gündemine bomba gibi düştü. Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) tarafından hazırlanan "Bireysel ve Toplumsal Şiddetle Mücadele" kitabı kapsamında yapılan açıklamalar, dijital platformlara yönelik yeni bir kısıtlama dalgasının kapıda olup olmadığı sorusunu akıllara getirdi. MHP Genel Başkan Yardımcısı İzzet Ulvi Yönter’in Netflix üzerinden yaptığı sert eleştiriler, muhafazakâr değerlerin korunması ile ifade özgürlüğü arasındaki ince çizgide yeni bir tartışma başlattı.

"GÜMRÜK DUVARI" ÇIKIŞI VE NETFLİX ELEŞTİRİLERİ

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli'nin talimatıyla hazırlanan raporun tanıtım toplantısında konuşan İzzet Ulvi Yönter, özellikle Netflix gibi uluslararası platformları hedef aldı. Gençlerin ve aile yapısının bu mecralar aracılığıyla "Batı kaynaklı ideolojik bir saldırı" altında olduğunu savunan Yönter, içeriklerdeki ensest ve toplumsal cinsiyet temalarına dikkat çekti. Yönter, bu duruma karşı "Ahlakımızın gümrük duvarı ile karşı koymalıyız" diyerek, dijital içeriklere yönelik daha sıkı bir milli denetim mekanizmasının sinyallerini verdi.

YERLİ YAPIMLARDAKİ ŞİDDET VE "ÇUVALDIZ" ELEŞTİRİSİ

Siyaset kanadından gelen bu kısıtlama çağrıları, kamuoyunda ve sosyal medyada geniş çaplı bir "öz eleştiri" tartışmasını da beraberinde getirdi. Eleştirmenler, dijital platformlardaki kurgusal içeriklere odaklanılırken, ulusal kanallarda saatlerce süren yerli dizilerdeki kadına yönelik şiddet, tecavüz sahneleri, çarpık ilişkiler ve bireysel silahlanma güzellemelerinin göz ardı edildiğine dikkat çekiyor. "Dışarıdan gelen kültüre set çekelim derken, kendi ekranlarımızda şiddeti ve travmayı meşrulaştıran içeriklerle her gün karşılaşıyoruz" yorumları, denetim taleplerinin ne kadar kapsayıcı olması gerektiğini sorgulatıyor.

SOSYAL MEDYADA "KİMLİK DOĞRULAMA" VE FİŞLEME KAYGISI

Adalet Bakanlığı ve RTÜK nezdinde yürütülen çalışmalar, dijital dünyanın sadece içerik bazlı değil, kullanıcı bazlı da denetleneceği bir döneme işaret ediyor. Özellikle 15 yaş altı kullanıcılar için planlanan sosyal medya kısıtlamaları ve platformlara girişlerde "kimlik doğrulama" zorunluluğu getirilmesi ihtimali, hukuk çevrelerinde "kişisel verilerin gizliliği" ve "fişleme" endişelerini doğurdu. İktidar kanadı bu adımları "toplumsal güvenliği ve çocukları koruma" amacıyla savunurken, muhalif kesimler bu durumun yaşam tarzına müdahale ve dijital sansürün son aşaması olduğunu iddia ediyor.

HUKUKİ ÇERÇEVE VE GELECEK SENARYOLARI

Türkiye’nin dijital yayıncılık yasaları, son yıllarda yapılan düzenlemelerle zaten dünyadaki en sıkı denetim modellerinden birine sahip. Ancak 2026 yılı itibarıyla gündeme gelen bu yeni söylemler, mevcut "Dezenformasyon Yasası"nın ötesinde, içeriklerin ahlaki ve kültürel uygunluk üzerinden daha doğrudan bir müdahaleye maruz kalabileceğini gösteriyor. Hukukçular, yapılacak düzenlemelerin Anayasa ile güvence altına alınan haberleşme hürriyeti ve özel hayatın gizliliği ilkeleriyle çelişmemesi gerektiği konusunda uyarıyor. Türkiye'nin dijital dünyadaki bu "denetim-özgürlük" dengesini nasıl kuracağı, önümüzdeki dönemin en kritik siyasi virajlarından biri olacak gibi görünüyor.

MHP Adalet Bakanlığı RTÜK Devlet Bahçeli