Deva Partili Hasan Karal Marcus Aurelius ve Hz. Ömer örnekleriyle iktidara uyardı
DEVA Partisi Genel Başkan Yardımcısı Hasan Karal, devlet yönetimindeki güç zehirlenmesine karşı Doğu ve Batı klasiklerinden örnekler vererek iktidara yüklendi.
DEVA Partisi Genel Başkan Yardımcısı ve İstanbul Milletvekili Hasan Karal, TBMM Genel Kurulu’nda yaptığı konuşmada, devlet yönetiminde gücün adalet ve ahlakla dengelenmesi gerektiğine vurgu yaptı. Çeşitli kanun teklifleri üzerine grubu adına söz alan Karal, teknik detaylardan ziyade liderlik ve yönetim felsefesine odaklanarak iktidara "güç zehirlenmesi" uyarısında bulundu. Tarihten çarpıcı örnekler veren Karal, "Güç insanı değiştirmek zorunda değildir. Güç ile erdem bir arada var olabilir" dedi.
"MAKAM BÜYÜDÜKÇE VİCDAN KÜÇÜLÜYOR"
Konuşmasında insanlığın en büyük imtihanının "güç" olduğunu belirten Hasan Karal, yetki sahiplerinin zamanla kibir girdabına kapıldığına dikkat çekti. Gücün kontrol edilmediğinde adaleti yok ettiğini ifade eden Karal, şu eleştirilerde bulundu:
"Tarih boyunca yetki arttıkça kibir artmış, güç arttıkça ne yazık ki adalet zayıflamıştır. Makamların büyüdüğü yerde vicdanların küçüldüğüne şahit oluyoruz. Oysa asıl başarı, bir liderin başkalarını tahakküm altına alması değil, kendi nefsini ve sahip olduğu gücü yönetebilmesidir."
ROMA’DAN İSLAM MEDENİYETİNE ADALET KÖPRÜSÜ
Karal, konuşmasında hem Batı hem de Doğu medeniyetinin sembol isimlerinden örnekler vererek evrensel adalet ilkelerine atıfta bulundu:
Karal, Roma İmparatoru Marcus Aurelius’u tarihte eşsiz kılanın fethettiği topraklar değil, muazzam bir gücü ahlak sınırları içinde yönetebilmesi olduğunu söyledi.
İslam medeniyetinin yönetim anlayışına değinen Karal, Hz. Ömer’in "Fırat’ın kıyısında bir kuzuyu kurt kapsa hesabı Ömer’den sorulur" sözünü hatırlatarak, yöneticiliğin mutlak bir sorumluluk gerektirdiğini belirtti.
Hz. Ali’nin valisi Malik Eşter’e yazdığı tarihi mektuptaki "İnsanlar ya dinde kardeşin ya da yaratılışta eşindir" ifadesini anımsatan Karal, adaletin kimliklere göre değil, insan onuruna yakışır şekilde dağıtılması gerektiğini vurguladı.
"GERÇEK GÜÇ İNTİKAM DEĞİL, AFFETMEKTİR"
Marcus Aurelius’un kendisine isyan eden komutanını bağışlaması ile Hz. Muhammed’in Mekke’nin Fethi sırasında sergilediği yüksek hoşgörü arasında bir bağ kuran Karal, gerçek gücün yıkmakta değil, kazanmakta olduğunu ifade etti.
Devletleri ayakta tutan yegane unsurun vatandaşın adalete ve yönetenlere duyduğu "emanet sadakati" olduğunu söyleyen DEVA Partili Karal, konuşmasını şu sözlerle tamamladı:
"İster iki bin yıl önceki Roma olsun, ister İslam medeniyetinin adalet nehirleri... Hepsi bize aynı hakikati fısıldıyor: Her koltukta, her makamda erdemli kalmak mümkündür. Yetkiyi bir üstünlük aracı değil, taşınması gereken ağır bir emanet olarak görenler kalıcı izler bırakır."