Dervişoğlu'ndan iktidara sert eleştiri: "Türkiye savaşa karşı hazırlıklı olmalı"

İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu, grup toplantısında hem sağlık çalışanlarının sorunlarına dikkat çekti hem de İran merkezli bölgesel savaşın Türkiye’ye etkilerine ilişkin sert uyarılarda bulundu.

Dervişoğlu'ndan iktidara sert eleştiri: "Türkiye savaşa karşı hazırlıklı olmalı"

İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu, partisinin TBMM Grup Toplantısı’nda yaptığı konuşmada, 11 Mart 2020’de COVID-19’un pandemi ilan edilişinin yıl dönümünü anımsatarak sağlık çalışanlarının fedakârlıklarını gündeme taşıdı. Sağlık sisteminin ağır iş yükü, artan şiddet olayları ve ekonomik sorunlar nedeniyle ciddi bir baskı altında olduğunu söyleyen Dervişoğlu, genç hekimlerin yurt dışına yöneldiğini, sağlık çalışanlarının ise görevlerini yaparken kendilerini güvende hissetmediklerini ifade etti.

“GÜÇLÜ SAĞLIK SİSTEMİ, HUZURLU SAĞLIK ÇALIŞANLARIYLA MÜMKÜNDÜR”

Sağlık çalışanlarının daha güvenli ve saygın çalışma koşullarına kavuşması gerektiğini belirten Dervişoğlu, sağlıkta şiddetin önlenmesi, özlük haklarının iyileştirilmesi ve emekliliğe yansıyan adil bir ücret sisteminin kurulmasının zor olmadığını kaydetti. Dervişoğlu, konuşmasının bu bölümünde yaklaşan 14 Mart Tıp Bayramı’nı da kutladı.

“İRAN’DAKİ SAVAŞ TÜRKİYE İÇİN DOĞRUDAN GÜVENLİK MESELESİDİR”

Konuşmasının devamında bölgedeki çatışmalara değinen Dervişoğlu, İran’da süren savaşın yalnızca birkaç ülke arasında yaşanan sınırlı bir askeri gerilim olarak değerlendirilemeyeceğini söyledi. Günümüz savaşlarının enerji hatlarından gıda zincirine, sınır güvenliğinden ekonomik istikrara kadar birçok başlıkta yıkıcı sonuçlar doğurduğunu belirten Dervişoğlu, “Bu savaş Türkiye için uzak bir coğrafya hadisesi değil, doğrudan milli güvenlik meselesidir” dedi.

HÜRMÜZ BOĞAZI VURGUSU

Savaşın etkilerinin Hürmüz Boğazı üzerinden tüm dünyaya yayıldığını ifade eden Dervişoğlu, buradaki olası bir krizin Türkiye’de akaryakıt fiyatlarından üretim maliyetlerine, taşımacılıktan gübre fiyatlarına kadar birçok alanda etkisini göstereceğini savundu. Dervişoğlu, savaşın bedelinin vatandaş tarafından pazarda, tarlada, üretimde ve mutfakta ödendiğini söyledi.

“HÜKÜMETTE SÖZ ÇOK, HAZIRLIK AZ”

İktidarı hazırlıksız olmakla suçlayan Dervişoğlu, hükümetin “gelişmeleri izliyoruz”, “koordinasyon halindeyiz” ve “diplomasi yürütüyoruz” söylemlerinin yeterli olmadığını belirtti. Türkiye’nin stratejik enerji güvenliği planı, ham petrol stok politikası, doğal gaz fiyat şoklarına karşı koruma mekanizmaları ve gıda arzına ilişkin olağanüstü tedbir paketlerinin nerede olduğunu soran Dervişoğlu, devlet ciddiyetinin açıklamalarla değil, önceden yapılmış hazırlıklarla ölçüleceğini söyledi.

TARIM POLİTİKALARINA ELEŞTİRİ

Dervişoğlu, savaşın en ağır sonuçlarından birinin gıda güvenliği alanında hissedildiğini ifade ederek tarım politikalarını da hedef aldı. Türkiye’nin gübre ve benzeri girdilerde dışa bağımlı hale getirildiğini söyleyen Dervişoğlu, çiftçinin uluslararası krizlerin etkisine açık bırakıldığını savundu. Çiftçinin borcunun 1 trilyon 300 milyar liraya ulaştığını belirten Dervişoğlu, mazot desteğinin yetersiz kaldığını, krediye erişimin zorlaştığını ve Ziraat Bankası’nın üretici üzerindeki faiz yükünü artırdığını ileri sürdü.

Dervişoğlu, çiftçiler için olağanüstü destek programı açıklanması, gübre, tohum ve mazot desteklerinin artırılması, tarımda kullanılan mazottan KDV ve ÖTV’nin kaldırılması ve yerli üretim kapasitesinin güçlendirilmesi çağrısında bulundu.

“DEVLET YAPISI ZAYIFLATILDI”

Konuşmasında devlet yönetimine de yüklenen Dervişoğlu, Türkiye’nin dışarıdaki yoğun kriz ortamına içeride zayıflatılmış bir devlet yapısıyla yakalandığını öne sürdü. Kurumlar arasındaki uyumun bozulduğunu, kurumsal aklın kişisel sadakate kurban edildiğini söyleyen Dervişoğlu, iktidarın riskleri önceden öngöremediğini ve gelişmelerin peşinden sürüklendiğini savundu.

İRAN REJİMİ VE BÖLGESEL DENGE MESAJI

Dervişoğlu, İran’daki rejimi eleştirirken, İran’ın çöküşünün de Türkiye açısından olumlu sonuç doğurmayacağını söyledi. İran’ın çökmesinin bölgedeki kırılgan hatları daha da derinleştireceğini, yeni savaşlar ve yeni terör ağları doğurabileceğini ifade eden Dervişoğlu, “İran’daki rejime karşı olmak başka, İran’ın çöküşünü alkışlamak başka şeydir” değerlendirmesinde bulundu.

AZERBAYCAN VE KKTC VURGUSU

Türkiye ile Azerbaycan arasına mesafe koymaya dönük girişimler olduğunu savunan Dervişoğlu, Azerbaycan’la ilişkinin yalnızca duygusal değil, aynı zamanda enerji, ticaret ve jeopolitik bir mesele olduğunu söyledi. Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin de bölgedeki gelişmelerin dışında düşünülemeyeceğini belirten Dervişoğlu, hükümete Doğu Akdeniz ve Kıbrıs konusunda taviz verilmemesi çağrısı yaptı.

S-400 VE NATO ÇIKIŞI

Türkiye’nin savunma politikalarına ilişkin de değerlendirmelerde bulunan Dervişoğlu, S-400 tercihinin kriz anında etkili bir güvenlik dayanağı olarak neden ortada olmadığını sordu. Türkiye’ye yönelik tehditler karşısında savunma planının açık biçimde ortaya konulması gerektiğini belirten Dervişoğlu, NATO Anlaşması’nın 4. maddesinin gerekirse işletilmesi gerektiğini söyledi.

“TÜRKİYE TERÖRLE MÜZAKERE ETMEMELİ”

Konuşmasının son bölümünde iç siyasete de değinen Dervişoğlu, bölgedeki jeopolitik risklerin gerekçe gösterilerek yeniden etnik pazarlık ve çözüm süreci benzeri tartışmaların gündeme getirilmesine karşı çıktı. Terörle müzakerenin ve vatandaşlık tanımının pazarlık konusu yapılmasının kabul edilemeyeceğini söyleyen Dervişoğlu, Türkiye’nin üniter yapısının ve milli kimliğinin korunması gerektiğini vurguladı.

“BİZİM YOLUMUZ TÜRKİYE’DİR”

Konuşmasını sert mesajlarla tamamlayan Dervişoğlu, Türkiye’nin savaşa sürüklenmemesi gerektiğini ancak savaşa hazırlıksız da yakalanmaması gerektiğini söyledi. Türkiye’nin enerji ve gıda güvenliğini güçlendirmesi, Azerbaycan, KKTC ve Türk dünyasıyla dayanışmasını artırması gerektiğini belirten Dervişoğlu, “Bizim yolumuz Türkiye’dir. Bizim tarafımız Türk milletidir. Bizim istikametimiz Cumhuriyettir” ifadelerini kullandı.

İYİ Parti Müsavat Dervişoğlu TBMM