CHP İstanbul İl Başkanlığı önünde Mahmut Tanal yaralandı!

Kayyım atanan Gürsel Tekin’in il binasına girişi sırasında polis ile vatandaşlar arasında gerginlik yaşandı. CHP Milletvekili Mahmut Tanal olay sırasında yaralandı.

CHP İstanbul İl Başkanlığı önünde Mahmut Tanal yaralandı!

CHP İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal, kayyım olarak atanan Gürsel Tekin’in İstanbul İl Başkanlığı’na gitmesi üzerine başlayan protestolar sırasında polis müdahalesi sonucu yaralandığını duyurdu.

HASTANEDE TEDAVİ ALTINA ALINDI!

Tanal, “Bu hukuksuzluğun bedelini şu an hastanede tedavi gören ben ödüyorum. Gözüm yaralı, bedenim darp izleriyle dolu. Bugün bana yapılan, yarın tüm muhalefete ve her özgür yurttaşa yapılabilir.” dedi.

Dün akşamdan itibaren başlayan protestolarda milletvekilleri, partililer ve çok sayıda kişi, CHP İstanbul İl Başkanlığı binasında sabaha kadar nöbet tuttu. İl binasına yürümek isteyen bazı gruplar gözaltına alınırken, kayyım olarak atanan Gürsel Tekin’in gelişiyle gerginlik tırmandı. Polis, Tekin’e yolu açmak amacıyla binada ve bahçede toplanan CHP’lilere biber gazı ile müdahale etti.

Olay sırasında yaralanan CHP İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal, hastaneden paylaştığı görüntülerle müdahalenin etkilerini gösterdi. Tanal, “Ortada bir mahkeme kararı olmamasına rağmen parti binasının işgal edilmesi, içerideki insanların şiddete uğraması ve milletvekilleri ile üyelerin haklarının gasp edilmesi anayasal suçtur.” ifadelerini kullandı.

Tanal sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada şunları kaydetti:

"Cumhuriyet Halk Partisi İstanbul İl Başkanlığı’na herhangi bir mahkeme kararı olmaksızın giren polislerin yaptığı müdahale, açıkça hukuksuz, kanunsuz ve keyfi bir eylemdir. Bir siyasi partinin il binasına, Anayasa ve Siyasi Partiler Kanunu hiçe sayılarak zorla girilmesi, yalnızca CHP’ye değil, Türkiye’de çok partili hayata, demokrasinin asgari kurallarına ve halkın iradesine yapılmış bir saldırıdır.

" HERKES SESİNİ YÜKSELTMELİDİR!"

Hukuk devletinde güvenlik güçleri, yalnızca mahkeme kararlarını uygular. Burada ortada bir mahkeme kararı olmamasına rağmen, parti binasının işgal edilmesi, içerideki insanların şiddete uğraması, milletvekillerinin ve üyelerin haklarının gasp edilmesi anayasal suçtur.

Bu hukuksuzluğun bedelini şu an hastanede tedavi gören ben ödüyorum. Gözüm yaralı, bedenim darp izleriyle dolu. Ancak bilinmelidir ki biz ne bedel ödersek ödeyelim, Atatürk’ün emaneti olan Cumhuriyet Halk Partisi’ni ve Cumhuriyetimizi savunmaktan asla vazgeçmeyeceğiz.

Bugün bana yapılan, yarın tüm muhalefete ve her özgür yurttaşa yapılabilir. Bu yüzden çağrım nettir: Hukukun üstünlüğü, demokrasinin onuru ve yurttaşın iradesi için herkes sesini yükseltmelidir!"