CHP Genel Merkezi’nde kritik gecede neler oldu? Mahkeme kararının icrası, direniş ve saat saat kriz
21 Mayıs 2026’da Ankara’da yaşanan gelişmeler, Türk siyasi tarihinin en sert parti içi krizlerinden birine dönüştü.
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi’nin CHP’nin 38. Olağan Kurultayı hakkında verdiği “mutlak butlan” kararının ardından başlayan süreç, akşam saatlerinde CHP Genel Merkezi’nde polis müdahalesiyle sonuçlandı.
Yaşananlar yalnızca bir yönetim değişikliği tartışması değil; hukuk devleti, mahkeme kararlarının bağlayıcılığı ve siyasetin demokratik refleksleri açısından da yeni bir tartışma başlığı oluşturdu.

MAHKEME KARARIYLA BAŞLAYAN SÜREÇ
Edinilen bilgilere göre süreç, saat 11.30 sıralarında Ankara Bölge Adliye Mahkemesi’nin kararını açıklamasıyla başladı.
Mahkeme, CHP’nin 4-5 Kasım 2023 tarihlerinde yapılan 38. Olağan Kurultayı’nı “mutlak butlan” kapsamında değerlendirerek tüm sonuçlarıyla geçersiz saydı. Kararla birlikte eski Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu yeniden CHP’nin yasal genel başkanı olarak tescil edildi.
Hukuk çevrelerinde yapılan değerlendirmelerde, kararın istinaf ve üst yargı süreçleri tartışılsa bile “icra edilebilir nitelikte” olduğu ve kamu otoritesinin bu kararı uygulama yükümlülüğü bulunduğu görüşü öne çıktı.
VALİLİK VE EMNİYET HAREKETE GEÇTİ
Saat 13.00’te Kılıçdaroğlu’nun avukatlarının Ankara Valiliği ile İl Emniyet Müdürlüğü’ne resmi başvuru yaptığı öğrenildi. Başvuruda mahkeme kararının uygulanması ve CHP Genel Merkezi’nin yeni yönetime teslim edilmesi talep edildi.
Yaklaşık iki saat sonra Ankara Valiliği’nin emniyet birimlerine gerekli talimatı verdiği ve sürecin “idari bir yargı kararının icrası” çerçevesinde yürütülmesinin istendiği belirtildi.
Öğleden sonra polis ekipleri CHP Genel Merkezi çevresinde güvenlik önlemlerini artırdı.

GENEL MERKEZDE GERİLİM YÜKSELDİ
Saat 16.15’te emniyet güçleri bina önünde ilk resmi bildirimi yaptı. Ancak mevcut yönetimi destekleyen grup, mahkeme kararını “siyasi müdahale” olarak değerlendirdi ve binanın teslim edilmeyeceğini açıkladı.
- Bunun ardından genel merkez çevresinde tansiyon hızla yükseldi.
- Kamera kayıtlarına ve görgü tanıklarının ifadelerine göre:
- Genel merkezin giriş kapıları kilitlendi.
- Ofis mobilyalarıyla barikat kuruldu.
- Koridor ve merdiven boşluklarına kayganlaştırıcı sıvılar döküldü.
- Yangın söndürücü tüpleri polis ekiplerine karşı kullanıldı.
- Bazı gruplar tarafından sert cisimler atıldı.
Ankara İl Sağlık Müdürlüğü’nün gece saatlerinde yaptığı bilgilendirmeye göre olaylarda 11 polis memuru çeşitli şekillerde yaralandı ve hastanelerde tedavi altına alındı.

İL EMNİYETİN MÜDÜRÜNÜN “SAĞDUYU TALİMATI”
Saatler ilerledikçe müzakerelerin sonuçsuz kalması üzerine emniyet güçleri kontrollü müdahale hazırlığı yaptı.
Güvenlik kaynaklarından edinilen bilgilere göre operasyon öncesinde Ankara İl Emniyet Müdürü Maksut Yüksek tarafından sahadaki tüm birimlere “azami dikkat, kontrollü müdahale ve provokasyondan kaçınma” talimatı verildi.
Kriz merkezinde yapılan değerlendirmelerde özellikle şu üç başlığın öne çıktığı öğrenildi:
- Sivil yaralanmalar kesinlikle önlenecek.
- Parti binasında kontrolsüz sert müdahaleye izin verilmeyecek.
- Müdahale yalnızca mahkeme kararının uygulanması amacıyla yürütülecek.
Emniyet kaynakları, operasyon boyunca “orantılı güç” ilkesinin esas alındığını vurguladı.

MÜDAHALE VE BİNANIN KONTROL ALTINA ALINMASI
Saat 19.45 sıralarında polis ekipleri kontrollü biçimde binaya giriş yaptı. Müdahalede biber gazı ve fiziki güç kullanıldığı iddia edildi.
Ancak güvenlik kaynakları, tüm sürecin aşamalı ilerletildiğini, doğrudan sert müdahale yerine öncelikle uyarı ve müzakere yöntemlerinin denendiğini ifade etti.
Ankara kulislerinde en çok dikkat çeken değerlendirme ise şu oldu:
Bu ölçekteki yüksek tansiyonlu bir siyasi kriz ortamında, hiçbir sivilin burnunun dahi kanamaması çok önemli.
Ankara Valisi Yakup Canpolat ve İl Emniyet Müdürü Maksut Yüksek'in koordineli çalışmaları ile Ankara’daki kriz yönetimi sağduyulu yaklaşımı ortaya koydu. Özellikle güvenlik güçlerine verilen “ölçülü davranın” talimatlarının sahada titizlikle uygulandığı gözlendi.
Yaklaşık bir saat süren operasyonun ardından saat 21.00’de CHP Genel Merkezi tamamen tahliye edildi ve mahkeme kararı fiilen uygulanmış oldu.

TARTIŞMANIN MERKEZİNDE HUKUK DEVLETİ VAR
Yaşananların ardından Ankara’da en çok tartışılan konu, bir siyasi partinin mahkeme kararına karşı fiili direnç göstermesi oldu.
Hukukçuların bir bölümü, ortada yalnızca siyasi bir protesto değil, doğrudan yargı kararının uygulanmasını engellemeye yönelik bir durum bulunduğunu savundu. Türk Ceza Kanunu’nun 265. maddesinde düzenlenen “görevi yaptırmamak için direnme” suçunun gündeme gelebileceği yorumları yapıldı.
Yangın söndürücü tüplerinin güvenlik güçlerine karşı kullanılması ise hukuk çevrelerinde “nitelikli direnme” tartışmalarını beraberinde getirdi.
SİYASİ ETKİSİ DAHA BÜYÜK OLABİLİR
Krizin siyasi boyutu ise hukuk tartışmalarının da önüne geçti.
Ankara kulislerinde en çok konuşulan soru şu oldu:
“Muhalefetteyken mahkeme kararını tanımayan bir siyasi yapı, iktidara geldiğinde hukuk devleti konusunda nasıl bir yaklaşım sergiler?”
Bu soru yalnızca CHP tabanında değil, kararsız ve merkez seçmen üzerinde de yeni bir tartışma başlığı oluşturdu.
Siyaset yorumcularına göre görüntüler, CHP açısından kamuoyunda ciddi bir yönetim ve meşruiyet tartışmasını da beraberinde getirdi.
ANKARA’DAKİ UZUN GECE SİYASET TARİHİNE GEÇTİ
21 Mayıs gecesi yaşananlar, yalnızca CHP’nin iç meselesi olarak kalmadı.
Bir yanda “mahkeme kararının uygulanması gerekir” diyenler, diğer yanda “yargının siyasallaştığını” savunanlar…
Ancak herkesin birleştiği ortak nokta şu oldu:
CHP Genel Merkezi önünde yaşanan o uzun gece, Türk siyasetinin unutulmayacak kırılma anlarından biri olarak tarihe geçti.
MHP'li Feti Yıldız'dan mutlak butlan açıklaması: "Mümkün değildir!"MHP