CHP Genel Başkanı Özgür Özel:" Bugün tarihi bir çağrı yapıyorum"
CHP Genel Başkanı Özgür Özel, Millet İradesine Sahip Çıkıyor mitingi kapsamında Tuzla'da halka seslendi.
CHP Genel Başkanı Özgür Özel, Millet İradesine Sahip çıkıyor mitingi kapsamında Tuzla'da halka seslendi.
Özel, “Bugün 19 Mart darbesinden sonra 43’üncü kez bir meydandayız. Sokaktayız, eylemdeyiz. Bir kez daha adalet için buradayız. Özgürlük için buradayız. Tersanelerde, fabrikalarda ter döken işçi kardeşlerimiz için, eli nasırlı emekçiler için buradayız. İstanbul’un Anadolu’ya açılan kapısı Tuzla’dayız. ‘Yazın ortasında olur mu? İstanbul boşaldı, olur mu? Millet memlekette, olur mu? Öğrenciler gitti, olur mu?’ Görüyor musun Tuzla’yı, olmuş mu?” dedi. Özel, şunları söyledi:
“ADALETSİZLİKLERE İSYAN ETMEK İÇİN BURADAYIZ”
“Kurtuluş yok tek başına, ya hep beraber ya hiçbirimiz. Hiç boşa beklemesinler. ‘O meydanlar dolmaz. O eylemler tutmaz. Yavaş yavaş söner, biter’ diyenlere hep beraber gösterdik. Göstermeye de devam edeceğiz. Enerjimiz yüksek, bitiremezsiniz. İrademiz çeliktendir, bükemezsiniz. İnsanımız yüreklidir, korkutamazsınız. Bizi yolumuzdan çeviremezsiniz. Ne diyordu Erdoğan? ‘Bunlar bir ay sonra insan içine çıkamayacaklar. Birbirlerinin yüzüne bakamayacaklar. Ailelerinin bile yüzüne bakamayacaklar.’ İşte Ekrem Başkan’ın emaneti, kız kardeşiniz burada. Ekrem Başkan onun, o Ekrem Başkan’ın yüzüne, gözünün içine bakmaya devam ediyor. Ben Cumhuriyet Halk Partisinin Genel Başkanı olarak Tuzla’dan Türkiye’nin gözünün içine baka baka söylüyorum ki arkadaşlarımız masumdur, Ekrem Başkan masumdur. Ancak karşımızda bir iftira çetesi vardır. Birazdan da onun maskesini düşüreceğiz Tuzla’da hep beraber.”
“140 GÜNDÜR TÜM TÜRKİYE’DEYİM, SEN NEREDESİN ERDOĞAN?”
“Buradan Erdoğan’a sesleniyorum. ‘İnsan içine çıkamayacaksın 30 gün sonra’ dedin, 140 gün sonra ben Tuzla’dayım, Yozgat’tayım, Konya’dayım, Van’dayım, Mersin’deyim, bütün Türkiye’deyim. Sen neredesin Erdoğan? Sokağa çıkabilir mi? Aranıza gelebilir mi? Pazar gezebilir mi? Esnafın hatırını sorabilir mi? İşte bu yüzden artık o, salon adamı Erdoğan. Kendi atadıklarına kendini alkışlattıran, serin salonlarda oturan ama artık sokağa çıkamayan Erdoğan. Çık karşımıza, cesaretin varsa 2 Kasım’da sandığı getir. Sandıkta millet versin kararı. Diplomaya geleceğiz, hep beraber söyleyeceğiz. Ama önce şunu söyleyeyim. Sadece Genel Başkan çarşambaları İstanbul’da mitingde, cumartesileri - pazarları Anadolu’da mitingde, eylemde değil. Bakın bugün Cumhuriyet Halk Partisi, tüm milletvekilleriyle tam tamına 22 ilde, dört gün üst üste Cumhuriyet Halk Partisi olarak hem Ağrı’dayız, hem Aksaray’da; hem Ankara’dayız, hem Adana’da. Parti her yerde, örgüt her yerde. Mücadele, çalışma her yerde. Görüyor musunuz? İktidara yürüyoruz.
“VATAN EVLATLARI CAN VERİYOR”
“Tuzla’daki vatan evlatları o gemileri yaparken can veriyor. Her gün ölümü soluyor, kanser oluyor. Can veriyorlar. 23 yılda 30 bin 200 işçinin hayatını kaybettiği; iş cinayetlerinin olduğu bu ülkede, bu yılın ilk yarısında 961 işçi iş cinayetlerine kurban giderken, yani ilk altı ayda üç tane Soma faciasını birden bu ülkede yaşamışken, Erdoğan, halen daha sermayeyi duyup, onların üretim hırsını baskılamamak için gerekli tedbirleri almayanlara karşı Tuzla meydanından söylüyoruz. İktidarımız, elbette zenginlik getirecek. Yoksulluğu bitireceğiz. İşsizliği bitireceğiz. Elbette ülke kazanacak. Patronlar daha çok kazanacak. Ama hem adil bölüşeceğiz, hem de bu ülkeyi kötü ölümler, ucuz ölümler, kolay ölümler ülkesi olmaktan çıkaracağız. Ant olsun ki çıkaracağız. Dünyanın pek çok ülkesinde artık iş kazalarından ölüm tarihe karışmaktayken işçinin canının bu kadar değersiz, alın terinin değersiz olduğu bir ülkeyi kabul etmiyoruz. Asla bunu hazmetmiyoruz. Birileri fildişi kulelerinden, saraylarından, o serin salonlarından kibirli kibirli yukarıdan bakarken, buradan bütün Türkiye’nin gözü önünde bu düzeni kuranlara, yürütenlere sesleniyorum. Sizinle meselemiz var. Emekçiler ezilecek, sömürülecek değil; kıymetleri bilinecek, emeklerinin karşılığı verilecek, örgütlenmelerine saygı duyulacak insanlar. Onlara tepeden karınca gibi gören bu rejime sesleniyorum. Karıncanın kardeşi var, o da Cumhuriyet Halk Partisidir.”
“BUGÜN DE EMEKÇİ KARDEŞİMİZ SALİHA AKKAŞ KATLEDİLDİ”
“Maalesef bu ülkede kimse, bir ayrıcalıklı zümre dışında kimse güvende değil. Maalesef pazaryerinde katledilen çocuklar, para için ölüme terk eden, çocukları öldüren Yenidoğan Çetesi, metan gazından ya da güneşin altında mehmetçiği öldüren, iş bilmezlikler ve ormanda yanan ağaçlar, ormanda yanan canlar, ‘Ormanı kurtarayım’ derken hayatını kaybeden canlar var bu ülkede. Maalesef ormana, işçiye, çocuğa iyi gelmeyen bu kara düzen, bu kötü rejim şimdi de yine durduramadığı, her yaptığı uygulamayla daha da artmasına sebebiyet verdiği kadın cinayetlerinden birini daha bugün yaşadık. Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde bizim de grubumuza hizmet eden bir emekçi kardeşim, Saliha Akkaş katledildi. Buradan ailesine, tüm Türkiye’ye başsağlığı dilerken şunu ifade etmek istiyorum ki kadın cinayetleri politiktir. Kadın cinayetleri tercihlerin sonucudur. Kadını, çocuğu, ormanı, işçiyi koruyamayanlara sesleniyoruz. Diyoruz ki o koltuklar sadece koruduğunuz şey oturduğunuz o koltuklar. Onları; çocuklarımızı, emekçilerimizi, kadınları aramızdan alanlar. Bu millet o koltukları altınızdan alacak. Artık sizi orada oturtmayacağız.”
“MİLLETİ AÇ BIRAKAN SENSİN, MÜCADELESİNİ VEREN BU MEYDAN”
“Utanmazın biri çıkmış, AK Partili yönetici, sarayda oturuyor. Çıkmış diyor ki, ‘Millet aç. Milletin geçim sorunu var. Millet işsiz, siz niye diplomayı konuşuyorsunuz?’ diyor. Bak, utanmaza bak. Milleti aç bırakan da senin, işsiz bırakan da sensin."
“ERDOĞAN’DA TRUMP KORKUSU VAR”
“ TÜGVA’yı stada doldurmuş diyor ki ‘Özgür Özel’ diyor ‘Benim Filistin hassasiyetimi sorgulayamaz.’ Vallahi olmayan şeyi sorgulamam. Sende Filistin hassasiyeti yok. Sende Trump hassasiyeti var. Trump hassasiyeti. Trump korkusu. Bakın o gün TÜGVA’da pankart açtı çocuklar. Pankartı açana sözüm yok. TÜGVA’lı da olsa demiş ki, ‘Mescid-i Aksa için bir gün gelecek, bir gün kalacak.’ Bu pankart açıldıktan saatler sonra Netanyahu’nun talimatıyla İsrail ordusu Mescid-i Aksa’ya girdi. Açıklama bekliyoruz, bekliyoruz. Kınama, açıklama İletişim Başkanlığından geldi. Ardından uzun süredir Trump’ın sürekli Filistin’i işgal planını, Hakan Bey’i biliyorsunuz TikTokçu Hakan var. TikTokçu Hakan. Amerika’ya tık yok, akşam vakti olunca ha bire videolarla TikTok. Oradan kendini Erdoğan sonrası döneme hazırlıyor. Kurtlar Vadisi müzikleriyle. O çıkmış diyor ki hiç utanmadan sıkılmadan, İsrail’in Gazze’yi işgal planını kınıyormuş. Bu plan İsrail’in planı değil ki, Trump’ın planı. Ondur anlatıyor, bir kere çıkıp da Trump’a laf edebiliyor musunuz? Erdoğan sende bu yaptıklarına bakınca Allah korkusu da yok ama, sende bir tek Trump korkusu var onu görüyorum. Buradan Beşiktaş stadında TÜGVA’lı gençlere pankart açtırıp Mescid-i Aksa’ya saldırı olunca ağzını açamayanlara söylüyorum. Biz durduğumuz yerdeyiz. 1970’lerde Karaoğlan Ecevit nasıl Filistin Kurtuluş Örgütünün yanındaysa, nasıl Yaser Arafat’ın yanındaysa, Filistin’in yanındayız. Ömrü bu Filistin davasında geçmiş insanlar şimdi hayretle, dehşetle Erdoğan’ın Amerika hayranlığına, Netanyahu ile kayıkçı kavgasına, Filistin’de açlıktan ölen çocukları izlemesine yanıyorlar. Açıkça söyleyelim. Bütün maskeler düşmüştür. Biz Erdoğan’ın geçmişte Filistin’e sahip çıkan partisinin, Necmettin Erbakan’ın oğlu ile de birlikte Filistin mitingi yaptık, Saadet Partisi ile de yaptık. Bütün muhalefet partilerinin samimiyetine inanıyorum, Erdoğan’ın samimiyetsizliğini bu millete şikayet ediyorum. O Milli Görüş gömleğini çıkardı, attı. Giyenlerle derdim yok. Onlara selam olsun, Filistin’e selam olsun.”
“MÜSAVAT BAŞKAN’A SESLENİYORUM…”
“Müsavat Başkan dün çok güzel açıklamalar yaptı. Buradan, bu meydandan Müsavat Başkan’a ve bütün muhalefet liderlerine sesleniyorum. Ayrı ayrı partileriz, ayrı şeyler düşünür söyleriz. Ama bu rejimin değişmesi için, güçlü Meclis’in gelmesi için, milletin bu içindeki harap olmuş halden kurtulması için, yeniden demokrasi için, yeniden Cumhuriyet fikri için hep beraberiz, omuz omuzayız, hep birlikte olacağız. Kurtuluş yok tek başına, ya hep beraber ya hiçbirimiz.”
“BUGÜN TARİHİ BİR ÇAĞRI YAPACAĞIM”
“Ben buradan açıkça söylüyorum ve bugün tarihi bir çağrı yapacağım. Bakın işin geldiği nokta şudur. Kimse yargılanmaktan, sorgulanmaktan, suç işlediyse cezalandırılmaktan muaf değildir. Bir hırsız varsa, partisi olmaz. Hırsız CHP’liyse de Allah belasını versin, AK Parti’liyse de Allah belasını versin. Ama namuslu insanlara hiçbir kanıt yokken iftira attıranlar, şimdi onlara kanıt bulamadıkları için iyice telaşa kapılıp, bir yandan saçmalarken bir yandan da akıl almaz şeylere cüret etmeye başladılar.”
“SERT KAYAYA ÇARPTIN”
“Buradan siyasi partilere sesleniyorum. Örneğin, AK Parti’de bu pisliğe sessiz kalmayacak namuslu insanlara sesleniyorum. Örneğin, bir önceki Adalet Bakanı Abdülhamit Gül. Yarın talep etsin, bilgileri, belgeleri verelim. Mevcut Adalet Bakanı bu çeteden rahatsız. Cesaret göstersin, hep beraber dağıtalım. Biz yargıdan değil, çeteden bıktık arkadaş, çeteden bıktık. Çeteden. Akla uygun mu? Akla uygun mu? Bir emekli öğretmen el kaldırsın. Kaç yıl çalıştın hocam? 35. Kaç para emeklilik ikramiyesi aldın? 780. ‘1 trilyon aldım’ de, 1 trilyon olsun. 35 yıl öğretmenlik yapmış, 35 sene sabahın köründe kalkmış, kara tahtada tebeşir bitirmiş. 35 yıllık emeğin karşılığı 1 milyon. Bu savcının, bu savcıların başındaki başsavcının boğazda oturduğu evin yenileme, restorasyon, tadilat maliyeti bugünkü parayla 56 milyon. 56 emekli öğretmen ikramiyesi. Nasıl oluyor bu?"
“BİR ADIM GERİ ATARSAK 100 YIL GERİYE GÖTÜRECEKLER”
“Buradan Devlet Bey’e sesleniyorum. Milliyetçi Hareket Partisinin böyle bir duruma sessiz kalmaması gerektiğini, bu pisliğin temizlenmesi gerektiğini, Adalet ve Kalkınma Partisi’nin bu düzene itiraz edecek namuslu insanlarına sesleniyorum. Gelin, önce bu çeteyi dağıtın. İstediğiniz liyakatli savcılar gelsin, alnımız açık. Hesap vereceğiz. Eğer bu AK Toroslar çetesi yargılanmazsa, bu yaptıklarından hesap sorulmazsa, bu kadar masumun üzerine sırf Ekrem Başkan korkusuyla salınan bu çetenin yaptıkları yanına kar kalırsa, o zaman bu düzene susana da kurana da yazıklar olsun. Bana Erdoğan, ikide bir diyor ki ‘Ankara merkezli siyaset yap.’ Dağıt çeteyi, içimiz rahat etsin, gelelim. Bana diyor ki ‘Ekrem’i, Zeydan’ı, Muhittin’i bırak. Mehmet Murat Çalık’ı bırak.
Ankara merkezli siyaset yap.’ Buradan açıkça çağırıyorum. Çete merkezli değil, adalet merkezli siyasete gel Erdoğan. Gel. Ben geçen hafta Aksaray merkezli siyaset yaptım. Bugün Tuzla merkezli siyaset yapıyorum. Herkesi beklerim, pazar akşam üstü Tokat merkezli siyaset yapmaya gidiyorum. Bu kötülüğe susarsak memleketi susturacaklar. Bir adım geri atarsak 100 yıl geri götürecekler. Bir santim eğilirsek bu millete diz çöktürecekler. Ant olsun ki diz çökmeyeceğiz, ant olsun ki teslim olmayacağız. Biz idam fermanı boynunda Anadolu’ya geçmiş Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün partisiyiz. O yüzden ne Ekrem teslim olur, ne Özgür. Ne Ekrem korkar, ne Özgür korkar”
“BU PARTİNİN TEMİZ EVLATLARINI TESLİM ALAMAYACAKSINIZ”
“Ama bu meydanı dolduranların, Cumhuriyet Halk Partisinin Genel Başkanı Özgür’e bir adım geri attıramazsınız. 86 yıl aldığı maaşı verse alamayacağı yatı alıcı gözle gezenlerin, 56 milyonluk villalarda, yalılarda lojman diye oturanların, anlamayacağı şey şudur. 10 yaşından beri tanıdığı yatılı okul arkadaşlarıyla tatil yapan, bayram yapan, gittiği her tatilin faturasını arkadaşlarıyla birlikte kendi ödeyen, bir vapura binse parasını veren Özgür Özel’i de Ekrem İmamoğlu’nu da bu partinin temiz evlatlarını da teslim alamayacaksınız. Şimdi bu çeteleri dağıtmaya, direnişi yükseltmeye, meydanları doldurmaya ve mücadeleye hazır mıyız? Birlikte, hep birlikte Ekrem Başkan’ı Cumhurbaşkanı yapacak mıyız? Bu partiyi tekrar iktidar yapacak mıyız? Türkiye’de bir kez daha hukuk devletini, demokrasiyi kuracak mıyız? Bugün uçakta gördüm. ‘Yurt dışındayız, umudumuz sizdedir’ diyen gözü yaşlı gencecik evlatlarımızı tekrar bu vatana çağıracak mıyız? Onlar için yasaksız Türkiye, vizesiz Avrupa hayalini gerçekleştirecek miyiz?