Ankara Palas'ta küresel güvenlik zirvesi: Bakan Güler’den net mesajlar!

Tarihi Ankara NATO Zirvesi ile eş zamanlı olarak SETA ve Münih Güvenlik Konferansı (MSC) ortaklığında gerçekleştirilen "Allies in Ankara" forumunda konuşan Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler, İttifak’ın yeni güvenlik mimarisine ve Türkiye’nin vazgeçilmez rolüne dair hayati mesajlar verdi.

Ankara Palas'ta küresel güvenlik zirvesi: Bakan Güler’den net mesajlar!

Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler, Ankara Palas'ta Münih Güvenlik Konferansı (MSC) ve SETA Vakfı işbirliğiyle düzenlenen "Müttefikler Ankara'da" (Allies in Ankara) programında tarihi açıklamalara imza attı. Ankara NATO Zirvesi ile eş zamanlı düzenlenen etkinlikte konuşan Güler, ittifakın geçirdiği evrimi aşama aşama anlatırken, müttefiklere yük paylaşımı ve küresel tehditler konusunda çok net uyarılarda bulundu.

Konuşmasında Türk ordusunun operasyonel gücüne ve tecrübesine vurgu yapan Bakan Güler, "Sadece para harcamak caydırıcılık getirmez" diyerek savunma bütçelerini artırdığını iddia eden Avrupa ülkelerine meydan okudu.

"NATO 3.0 DÖNEMİNDEYİZ"

Bakan Güler, ittifakların genellikle kısa ömürlü olduğunu veya tarihin akışına ayak uyduramadığı için yok olduğunu hatırlatarak, NATO'nun kendisini sürekli yenileyerek hayatta kaldığını belirtti. Güler, NATO'nun tarihsel rolünü üç aşamada özetledi:

  • NATO 1.0 (Soğuk Savaş Dönemi): İkinci Dünya Savaşı sonrası, Doğu Bloku'ndan gelen gerçekçi tehditlere karşı hazır kuvvetlerin inşa edildiği, etkin kabiliyetlerin ve güvenilir yük paylaşımının yapıldığı kolektif savunma dönemi.
  • NATO 2.0 (Post-Soğuk Savaş Dönemi): Soğuk Savaş'ın bitimiyle Avrupalı müttefiklerin savunma harcamalarını ve endüstriyel kapasitelerini azalttığı dönem. Bu dönemin odak noktası kriz yönetimi, Balkanlar'daki savaşlar ve terörle mücadele operasyonları oldu.
  • NATO 3.0 (2014'ten Bugüne): Geleneksel savaşın kademeli olarak NATO sınırlarına dayandığı, büyük güç rekabetinin ve eş zamanlı bölgesel krizlerin yaşandığı yeni aşama.

"Bu dönemin (NATO 3.0) başlıca zorluğu; inanılabilir, güvenilebilir bir ortak savunma oluşturmak, kriz yönetme kabiliyetini korumak ve her yönden gelen tehditlere yanıt verebilmektir. Bunun için çok daha güçlü, gerçekçi ve dengeli bir ittifak gerekiyor."

"TEHDİTLER BİRBİRİYLE BAĞLANTILI, 360 DERECE BAKIŞ ŞART"

Dünyanın daha önce hiç görülmemiş karmaşıklıkta bir güvenlik ortamından geçtiğini ifade eden Bakan Güler; Ukrayna'daki savaşın Euro-Atlantik güvenliğini şekillendirmeye devam ettiğini, İran, İsrail ve ABD arasında yaşanan son çatışmaların ise bölgesel krizlerin nasıl küresel sonuçlar doğurabileceğini kanıtladığını söyledi.

Füze ve drone saldırılarının deniz ulaştırma yollarını engellediğini, enerji akışını durdurduğunu ve tedarik zincirlerini sarstığını belirten Güler, NATO'nun hem Doğu hem de Güney cephelerine 360 derecelik kapsamlı bir açıyla yaklaşması gerektiğinin altını çizdi.

AVRUPA ÜLKELERİNE "YÜK PAYLAŞIMI" ELEŞTİRİSİ: "RAKAM AÇIKLAMAK YETMEZ!"

Avrupalı müttefiklerin geleneksel savunma için daha fazla sorumluluk üstlenmesi gerektiğini belirten Bakan Güler, savunma bütçelerindeki artış iddialarına ilişkin çarpıcı bir eleştiri getirdi:

"Bu durum sadece daha yüksek bütçe rakamları açıklayarak başarılamaz. Savunma harcaması; personelin eğitilmesi, mühimmatın alınması, dayanıklı lojistiğin oluşturulması, entegre yapıların kurulması ve muharebe kuvvetlerinin kabiliyetinin artırılmasıyla tamamlanmalıdır. Siyasi taahhütleri somut askeri kabiliyete dönüştürmek zorundayız. Sadece para harcamak caydırıcılığı getirmez."

"AVRUPA ORDULARINI KÜÇÜLTÜRKEN TÜRKİYE BUNU YAPMADI"

Türkiye'nin NATO içindeki benzersiz tecrübesine ve stratejik avantajına dikkat çeken Milli Savunma Bakanı, müttefiklerin ordularını yeniden kurmaya çalıştığı bu dönemde Türkiye’nin hazır bir güç olduğunu vurguladı:

"Soğuk Savaş sonrasında Avrupalı ülkelerin çoğunluğu silahlı kuvvetlerini küçültürken Türkiye bunu yapmadı; aksine daha büyük ölçekli, profesyonel ve aktif bir orduyu elinde tuttu. Savunma sanayiine yapılan yatırımlarla en zorlu coğrafyalarda operasyon yapma kabiliyeti artırıldı.

Bazı müttefikler yeni asker istihdam etmeye ve ordularını sıfırdan kurmaya çalışırken; Türkiye mevcut askeri yapıları, yerleşmiş eğitim kültürü ve köklü operasyonel bilgi birikimiyle NATO'nun hazır olma durumundaki boşlukları kapatabilecek yegane güçtür."

"TÜRKİYE ASLA KENARDA BİR ÜLKE OLMADI"

Türkiye'nin 1952'den bu yana ittifakın sadece sınır hattını koruyan "kenardaki bir ülke" olmadığının altını çizen Güler, şu sözleri kullandı:

"Tam tersine Türkiye; risklere karşılık veren, sorumluluk üstlenen, krizlerde sahada olan ve caydırıcılığın gerçek yükünü gerektiğinde taşıyan gerçek bir aktör olmuştur. NATO'nun en büyük ikinci ordusuna sahibiz."

Kosova'dan Akdeniz'e, Baltık bölgesinden Karadeniz'e kadar hava devriyesi, deniz güvenliği ve kriz yönetimi alanlarında Türkiye'nin imzasının olduğunu hatırlatan Güler, özellikle Afrika, Orta Doğu ve Asya'daki Türk askeri deneyiminin, rakip aktörlerin oluşturduğu güç boşluklarını doldurmamak adına NATO için hayati bir "stratejik değer" taşıdığını vurguladı.

TÜRKİYE'NİN SAVUNMA SANAYİİ ŞOVU: "ŞU AN 50 ASKERİ GEMİ İNŞA HALİNDE"

Türkiye'nin son 3 yılda hava ve balistik füze savunma sistemleri, uzun menzilli ateş sistemleri ve insansız hava araçları alanında çağ atladığını belirten Bakan Güler, yerli üretim gücünü şu çarpıcı veriyle dünyaya ilan etti:

"Savunma sanayimiz; insansız sistemler, elektronik harp, mühimmat, deniz platformları, havacılık ve komuta-kontrol teknolojilerinde devasa ilerlemeler kaydetti. İhracat projelerimiz doğrultusunda şu anda Türkiye’de tam 50 askeri gemi inşa halindedir. İnsansız nesil hava platformlarımız modern savaşların çehresini değiştiriyor."

Güler, bu yerli varlıkların doğru entegrasyonla NATO’nun kabiliyetlerini doğrudan artıracağını belirterek; Türkiye'nin savunma sektöründe rekabetçilik ya da dışlayıcılık yerine "birlikte üretimi ve tamamlayıcılığı" savunduğunu, ittifakın kısıtlamalarla (ambargolarla) değil ancak dayanışmayla güçleneceğini hatırlattı.

AB VE AVRUPA SAVUNMASI RESTİ: "TÜRKİYE'Yİ DIŞLAMAK ALTIN TEPSİDE GÜVENLİK SUNMAZ"

Avrupa güvenliğinin geleceğine dair yürütülen tartışmalara çok net bir şerh koyan Bakan Güler, kurulması planlanan Avrupa savunma yapılarının NATO ile rekabete girmemesi, aksine onu güçlendirmesi gerektiğini vurguladı. AB dışı NATO müttefiklerinin Avrupa güvenlik girişimlerine dahil edilmesinin zorunlu olduğunu söyleyen Güler, şöyle devam etti:

"Uluslararası güvenlik mimarisinin en önemli aktörlerinden biri olan Türkiye'nin bu süreçlerin dışında bırakılması, devasa bir endüstriyel deneyimin ve operasyonel kabiliyetin dışlanması demektir. Türkiye'yi dışarıda bırakmak Avrupa'yı daha güvenli bir yer yapmayacaktır. Mesajımız net: NATO-AB işbirliği kapsayıcı ve bütünleştirici olmalıdır."

21. YÜZYILDA CAYDIRICILIĞIN YENİ TANIMI: "SADECE TANKLA, GEMİYLE OLMAZ"

Ankara NATO Zirvesi'nin sadece diplomatik bir toplantı olmadığını, kritik bir eşik olduğunu söyleyen Bakan Güler, modern savaş hukukunun ve caydırıcılığın dijitalleşen yüzüne dikkat çekti. Klasik askeri güç anlayışının güncellenmesi gerektiğini belirten Güler, konuşmasını şu sözlerle noktaladı:

"Bugünün dünyasında caydırıcılık sadece tanklarla, savaş uçaklarıyla ve gemilerle inşa edilemez. Yeni çağda caydırıcılık; güvenli veriyle, etkili bir siber komutayla, güvenilir tedarik zincirleriyle, koordine bir altyapıyla, dayanıklı toplumlarla ve düşmandan daha hızlı hareket etme kabiliyetiyle inşa edilir. NATO'nun geleceği sadece kuvvetlerimizin büyüklüğüne değil; toplumlarımızın, endüstrimizin, teknolojimizin ve siyasi birliğimizin gücüne bağlıdır. Ankara’dan çıkacak mesaj net olmalıdır: 5. maddeye bağlılık değişmemeli, siyasi vaatler askeri güçle desteklenmelidir."

Yaşar Güler NATO