Atatürk 30 Ağustos zaferinden sonra ne söyledi? Tarihe geçen sözler

30 Ağustos Başkomutanlık Meydan Muharebesi'nin ardından Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün tarihe kazınan sözleri, yalnızca eşsiz bir askerî dehanın değil, aynı zamanda Türkiye Cumhuriyeti'ni inşa eden felsefenin de yol haritasıydı. İşte tarihe geçen o sözler...

Atatürk 30 Ağustos zaferinden sonra ne söyledi? Tarihe geçen sözler

Büyük Taarruz ve Başkomutanlık Meydan Muharebesi’nin kesin zaferle sonuçlanmasının ardından Gazi Mustafa Kemal Paşa’nın Türk ordusuna verdiği emir, yalnızca savaşın bundan sonraki yönünü değil, Anadolu’daki Yunan işgalini tamamen sona erdirecek takip harekâtının da hedefini belirledi.

Mustafa Kemal Paşa’nın Büyük Zafer hakkında 1922’de verdiği emir, 1927’de Nutuk’ta yaptığı değerlendirmeler ve zaferin ikinci yıl dönümünde Dumlupınar’da söylediği sözler, 30 Ağustos’un yalnızca askerî değil, Türkiye Cumhuriyeti’ne uzanan süreç açısından taşıdığı siyasi önemi de ortaya koyuyor.

TARİHİ DEĞİŞTİREN O MEŞHUR EMİR

30 Ağustos’taki kesin zaferin ardından Türk ordusunun harekâtı sona ermedi. 31 Ağustos 1922’de Mustafa Kemal Paşa, Fevzi Paşa ve İsmet Paşa savaş alanındaki durumu değerlendirdi. Yunan ordusunun yeniden toparlanmasına fırsat vermeden takip edilmesine karar verildi.

Mustafa Kemal Paşa, 1 Eylül 1922 tarihli ordu emrinde Türk birliklerine bundan sonraki hedefi gösterdi. Emrin en çok hatırlanan bölümü tarihe şu sözlerle geçti:

“Ordular! İlk hedefiniz Akdeniz’dir. İleri!”

Emrin tamamında Mustafa Kemal Paşa, Anadolu’da başka meydan muharebeleriyle karşılaşılabileceğine dikkat çekiyor ve komutanlarla askerlerden kahramanlık ve vatanseverliklerini ortaya koyarak ilerlemeye devam etmelerini istiyordu. 1 Eylül tarihli bu emirle takip harekâtı hızlandı ve Türk ordusu 9 Eylül’de İzmir’e ulaştı.

NUTUK’TA BÜYÜK TAARRUZ’UN ANATOMİSİ

Mustafa Kemal Atatürk, 1927 yılında okuduğu Nutuk’ta Büyük Taarruz’un nasıl kesin sonuca ulaştığını da ayrıntılarıyla anlattı. Türk ordusunun yalnızca iki gün içinde Yunan ordusunun Afyonkarahisar çevresindeki tahkim edilmiş savunma hatlarını kırdığını belirten Atatürk, süreci şöyle özetledi:

“26 ve 27 Ağustos günlerinde, yani iki gün içinde, düşmanın Karahisar’ın güneyinde 50 ve doğusunda 20-30 kilometre uzunluğundaki müstahkem cephelerini düşürdük.”

Atatürk, geri çekilen Yunan ana kuvvetlerinin 30 Ağustos’a kadar Aslıhanlar çevresinde kuşatıldığını ve Başkomutanlık Meydan Muharebesi’nde kesin sonucun elde edildiğini ifade etti:

“30 Ağustos’ta yaptığımız muharebe sonunda düşmanın ana kuvvetlerini imha ve esir ettik.”

Nutuk’ta bu bölümün devamında General Nikolaos Trikupis’in de esirler arasında bulunduğu belirtiliyor. Burada önemli bir kronolojik ayrıntı bulunuyor: Trikupis 30 Ağustos günü değil, takip harekâtı sırasında 2 Eylül 1922’de Türk birliklerine esir düştü. Atatürk Nutuk’ta Büyük Taarruz’un sonuçlarını topluca değerlendirirken Trikupis’in esaretini de aynı anlatının içinde aktarıyor.

Atatürk, Büyük Taarruz’un askerî değerini ise Nutuk’taki değerlendirmesinde, harekâtın bütün safhalarının düşünülerek hazırlanması ve zaferle sonuçlandırılması üzerinden anlattı. Büyük Taarruz’u Türk ordusunun, subaylarının ve komuta heyetinin gücünü tarihe geçiren büyük bir eser olarak değerlendirdi.

Bu değerlendirmeyle Atatürk, 26 Ağustos’ta başlayan harekâtın yalnızca beş gün içinde hedeflenen kesin askerî sonucu verdiğinin altını çiziyordu.

“YENİ TÜRK DEVLETİNİN TEMELİ BURADA SAĞLAMLAŞTIRILDI”

Mustafa Kemal Atatürk, Büyük Zafer’in anlamını en kapsamlı şekilde anlattığı konuşmalarından birini zaferden iki yıl sonra yaptı.

30 Ağustos 1924’te Dumlupınar’da düzenlenen törene katılan Atatürk, Meçhul Asker Abidesi’nin temelini attı ve Başkomutanlık Meydan Muharebesi’nin ikinci yıl dönümü dolayısıyla bir konuşma yaptı.

Atatürk burada 30 Ağustos Zaferi’ni yalnızca Türk tarihi açısından değil, sonuçları bakımından dünya tarihi açısından da önemli bir dönüm noktası olarak değerlendirdi. Ardından zafer ile yeni Türk devleti arasındaki bağı şu sözlerle kurdu:

“Hiç şüphe etmemelidir ki, yeni Türk devletinin, genç Türk Cumhuriyeti’nin temeli burada sağlamlaştırılmış oldu. Sonsuz hayatı burada taçlandırıldı.”

Konuşmasının devamında savaş meydanında hayatını kaybeden askerleri anan Atatürk, “Bu sahada akan Türk kanları, bu gökyüzünde uçan şehit ruhları devlet ve cumhuriyetimizin sonsuz koruyucularıdır” ifadelerini kullandı.

ASKERÎ ZAFERDEN CUMHURİYET’E UZANAN SÜREÇ

30 Ağustos 1922’de kazanılan zafer, Kurtuluş Savaşı’nın henüz siyasi olarak sona erdiği tarih değildi. Ancak Yunan ordusunun Anadolu’daki ana savaş gücünün kırılması, bundan sonraki sürecin yönünü değiştirdi.

Türk ordusunun takip harekâtı 9 Eylül’de İzmir’in kurtarılmasına, ardından Yunan birliklerinin Batı Anadolu’dan tamamen çekilmesine uzandı. Askerî zaferi Mudanya Ateşkes Antlaşması ve Lozan Barış Antlaşması izledi.

Atatürk’ün 1924’te Dumlupınar’da yaptığı konuşmada Cumhuriyet’in temelini 30 Ağustos Zaferi ile ilişkilendirmesi de bu nedenle dikkat çekiyor. Cephede kazanılan askerî zafer, takip eden diplomatik ve siyasi gelişmelerle birlikte yeni Türk devletinin uluslararası alanda egemenliğini kabul ettireceği sürecin önünü açtı.

30 Ağustos Atatürk Tarih