Asırlık Gece'deki "kalem" detayı ve 2015 FETÖ operasyonları
Asırlık Gece dizisindeki "kalem" detayı akıllara 11 yıl önce FETÖ'nün sivil toplum ve finans yapılanmasına yönelik operasyonları getirdi.
FETÖ'nün bir dönem sahnelediği "mağduriyet" tiyatrosu, "Asırlık Gece" dizisindeki tek bir sahneyle çökerken; 2015 yılında örgütün sivil toplum ve finans ayaklarına yönelik operasyonları takip eden basının kafasındaki o büyük soru işareti nihayet cevabını buldu: Polis o gün neden "kalemleri" bile arıyordu?
Yıl 2015... FETÖ/PDY'nin devleti ahtapot gibi saran sivil toplum ve finans yapılanmasına yönelik operasyonların hız kazandığı, karanlık ağların yavaş yavaş deşifre edilmeye başlandığı bir dönem. Ülke genelindeki bu dalganın bir yansıması olarak İzmit'te de cemaat bağlantılı kurumlara yönelik hareketlilik had safhadaydı.

2015 YILINDA İZMİT'TE PARALEL YAPILANMA OPERASYONLARI
Polis ekipleri, örgütün bölgedeki finans ve lojistik üsleri olduğu iddia edilen Kimse Yok mu Derneği, KASİAD, GESİAD ve RİDANİYE Eğitim Yardımlaşma ve Kültür Derneği binalarına eş zamanlı baskınlar düzenliyordu. Biz yerel gazeteciler de ulusal ajanslarla birlikte olay yerinde, o sıcak saatleri kamuoyuna aktarmak için nöbetteydik.
Binalarda saatler süren detaylı aramalar yapılıyor, dijital materyallere ve envanterlere el konuluyordu. Tam bu esnada, dönemin Kimse Yok mu Derneği Başkanı Mevlüt Topçu, kameraların karşısına geçip öfke yüklü o meşhur açıklamasını yaptı. Topçu'nun basına yansıyan ve o dönem dinleyenlere "Polis arama işini abartıyor mu?" algısını yaratacak o sözleri şöyleydi:
"O kadar titiz ve özenle çalışıyorlar ki, işlerini en ince ayrıntısına kadar yapıyorlar. Kalemlerin üzerindeki baskılara kadar, silah mı değil mi diye bakıyorlar. Duvardaki çatlaklara kadar bakıyorlar. İçleri rahat olsun. Yapılan aramada hiçbir yasa dışı belgeye rastlanmamıştır. Bize bir terör teşkilatıymış gibi sabah mesai saati bile başlamadan bu kararı veren savcıya, bu kararı veren hakime muhtemelen... Muhtemelen diyorum çünkü normal zaman ve normal bir hukuk devletinde değiliz, darbe dönemi gibi yaşıyoruz. O kadarı o hakimlere verdiren o iradeye ayrı selamlarımı yolluyorum. Korkmadan çekinmeden, Allah’tan başka kimseden korkmadan size aynı şekilde iade ediyoruz, bize terör gibi muamele yapışınızı."

KALEMLERİN İÇİNDEKİ ÇALINMIŞ HAYATLAR
Peki o gün Topçu'nun "Kalemlerin üzerindeki baskılara kadar bakıyorlar" şeklindeki isyanı bugün nasıl bir gerçekle karşımıza çıktı?
15 Temmuz 2026 tarihiyle yani FETÖ'nün hain kalkışmasının 10. yıldönümünde TRT'de yayınlanmaya başlayan "Asırlık Gece" dizisini izlerken zihnimde birden örgütün STK ve finans kurumlarına yapılan o operasyonlar canlandı.
Dizide aktarılan o çarpıcı detaya göre; örgüt, devletin kılcal damarlarına sızmak için çaldığı sınav sorularını mensuplarına ulaştırmak adına akıl almaz bir yöntem kullanıyordu. Milyonlarca gencin kaderini belirleyen o sınav soruları, dışarıdan bakıldığında son derece sıradan bir kırtasiye malzemesi gibi görünen kalemlerin içine gizlenmiş mikro USB bellekler aracılığıyla elden ele aktarılıyordu. Kurum binaları, bu lojistiğin ve bilgi akışının adeta dağıtım merkezleriydi.

MAĞDURİYET MASKESİNİN ARDINDAKİ GERÇEK
Bugün geriye dönüp baktığımızda yapbozun parçaları tam yerine oturuyor. Mevlüt Topçu’nun o gün kameralar karşısında alaya aldığı, savcıları ve polisleri kamuoyu önünde paranoyakça davranmakla suçladığı o detaylı kalem incelemeleri, aslında binlerce gencin çalınan geleceğinin gizlendiği o dijital bellekleri bulmak içindi.
Güvenlik güçlerinin o gün çatlaklara ve kalemlere kadar inen dikkati, sıradan bir tükenmez kalemi değil; çalınmış soruları, gasp edilmiş kadroları ve devleti ele geçirmeye çalışan karanlık bir finans-STK ağının şifrelerini arıyordu.
