Arıkan'dan iktidara sert eleştiri ve "onarıcı siyaset" çağrısı: "Siz organizasyon şirketi değilsiniz!"
Saadet Partisi Lideri Mahmut Arıkan, 1 litre mazot için 5 kilo buğday satmak zorunda kalan çiftçinin feryadını Meclis kürsüsüne taşıyarak, iktidarın ekonomi ve tarım politikalarına yönelik sert eleştirilerde bulundu.
Saadet Partisi Genel Başkanı Mahmut Arıkan, partisinin 29 Temmuz 2026 tarihli TBMM grup toplantısında iktidarın tarım, adalet ve dış politika adımlarını sert bir dille eleştirdi. Türkiye'nin içinde bulunduğu kriz ortamından çıkış yolu olarak "Onarıcı Siyaset" modelini öneren Arıkan, iktidarı devlet ciddiyetine davet ederek, "Kendinize gelin! Siz organizasyon şirketi değilsiniz, Türkiye Cumhuriyeti Devleti'ni yönetiyorsunuz" çıkışında bulundu.
Vatandaşın gerçek gündeminin geçim sıkıntısı olduğunu vurgulayan Saadet lideri, siyasetin yapay tartışmalarla vakit kaybettiğinin altını çizdi.

TARIM ÇIKMAZI: "1 LİTRE MAZOT İÇİN 5 KİLO BUĞDAY"
Arıkan’ın gündemindeki en önemli başlıklardan biri tarım politikaları ve çiftçilerin yaşadığı mağduriyetti. Hafta sonu Konya'da üreticilerle bir araya geldiğini belirten Arıkan, çiftçinin emeğinin sistematik bir şekilde sömürüldüğünü ifade etti.
İktidarın açıkladığı 16,5 liralık buğday alım fiyatının serbest piyasada 12,5 liraya kadar düştüğünü hatırlatan Arıkan, çarpıcı bir hesaplama paylaştı:
"Çiftçimiz, litresi 80 lirayı bulan bir litre mazotu alabilmek için tam 5 kilo buğday satmak zorunda. Üstelik bu hesaba gübre, elektrik ve işçi maliyeti dâhil bile değil. İktidarın tercihleri yüzünden Ankara'nın yüzölçümünden daha büyük, 2 milyon 600 bin hektar tarım arazimizi kaybettik. Tarım bir beka meselesidir; çiftçiyi yaşatmadan Türkiye'yi yaşatamazsınız."
"AHBAPLAR İÇERİDE, PEKİ ÇAVUŞLAR NEREDE?"
Son dönemde kamuoyunu meşgul eden yolsuzluk iddiaları ve "Ahbaplar Suç Örgütü" soruşturmasına da değinen Arıkan, meselenin sadece birkaç kişinin tutuklanmasıyla çözülemeyeceğini belirtti.
Bürokrasi içindeki koruyucu mekanizmalara dikkat çeken Arıkan, iktidara şu soruları yöneltti:
"Ahbap belli, içeriye aldınız. Peki bu işin 'çavuşu' kim?"
"Bürokraside bu yolsuzluğa göz yuman, ifadede isimleri gizlenen çavuşlar nerede?"
"Makam odalarında boy boy fotoğraf verenleri, sahnelerde ödül dağıtanları da ifadeye çağıracak mısınız?"

Arıkan ayrıca Gülistan Doku, Rojin Kabaiş, Rabia Naz ve Yeldana Kaharman dosyalarının örtbas edilmemesi gerektiğinin altını çizerek, "Devlet hukuktan ayrılırsa en büyük çete olur. Adalet, kişiye göre biçilen bir elbise değildir" ifadelerini kullandı.
GÜVENPARK'TAKİ GAZİLERİN FERYADI
Konuşmasında, 16 gündür Ankara Güvenpark'ta zor şartlar altında seslerini duyurmaya çalışan gazi ve şehit yakınlarına da geniş yer ayıran Arıkan, gaziler arasındaki statü ayrımının derhal kaldırılması gerektiğini belirtti. İktidarın Meclis kulislerindeki pazarlıkları bırakıp, gazilerin haklarını derhal kanunlaştırması çağrısında bulundu.
"TRUMP'IN KUTUSUNDAN PANDORA ÇIKTI"
Hükümetin dış politika adımlarını, özellikle de NATO Zirvesi ve ABD ilişkilerini eleştiren Arıkan, devlet itibarının sofralardaki ihtişamla değil, masadaki milli menfaatlerle ölçüldüğünü söyledi.
Eski ABD Başkanı Trump’ın Ankara ziyaretinden sonra Türkiye'ye yönelik vergileri artırdığını ve F-35 ile CATSA yaptırımları konusunda hiçbir olumlu adım atılmadığını hatırlatan Arıkan, "Trump'ın hediye kutusu dediği şeyden Pandora'nın kutusu çıktı" dedi.
GAZZE İÇİN SOMUT ADIM ÇAĞRISI
İsrail'in ateşkesi 3 bin 878 kez ihlal edip 1.198 Filistinliyi şehit ettiğini belirten Arıkan, garantör ülke olan Türkiye'nin Hamas'ın çağrılarına kulak verip artık sadece kınama mesajları yayımlamak yerine fiili adımlar atması gerektiğini vurguladı.
ÇÖZÜM REÇETESİ: "ONARICI SİYASET"
Konuşmasının sonunda partisinin vizyonunu ortaya koyan Mahmut Arıkan, Türkiye'nin yapısal sorunlarının artık küçük pansumanlarla çözülemeyeceğini, adeta "siyasal bir organ nakline" ihtiyaç duyulduğunu belirtti.
Kutuplaşmadan beslenen mevcut siyasi düzene karşı "Onarıcı Siyaset" teklifinde bulunan Arıkan, sözlerini şöyle tamamladı:
"Siyasetin gündeminde taht kavgaları, tayt kavgaları, cast kavgaları var. Vatandaşın gündeminde ise geçim var. Bizim derdimiz gündemi köpürtmek değil, ülkeyi büyütmek. Algı üretmek değil, değer üretmek. Şov yapmak değil, tencereyi doldurmaktır. Türkiye'yi yeniden ayağa kaldıracak, tarihi bir yeniden inşa mutabakatına ihtiyacımız var."