Ankara’da trafik krizi sandığa mı taşınıyor? Yavaş’ın çıkışı, Gezi Parkı dönemini ve plebisit tartışmasını hatırlattı
ABB Başkanı Mansur Yavaş’ın Ankara trafiğine dair son çıkışı ve “halka referandumla soracağız” açıklaması, siyaset ve hukuk çevrelerinde yeni bir tartışma başlattı.
Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş, Ankara’daki trafik sorununa çözüm için geçmişte uygulanan belirli saatlerdeki tercihli yol modelini yeniden gündeme getireceklerini, bu konuda halkın görüşünü alarak ulaşım sorununu birlikte çözeceklerini söyledi.
Peki böyle bir şey mümkün mü? Başkent için bir plebisit ihtimali söz konusu olabilir mi? Anayasa hukuku ve siyaset bilimi literatürüne göre yanıt: "hayır". Bu çıkış doğrudan plebisit olarak tanımlanamaz. Aksine, yaklaşım biçimi itibarıyla yerel düzeyde bir referandum ya da danışma amaçlı halk oylamasına daha yakın duruyor.
REFERANDUM–PLEBİSİT AYRIMI NEDEN ÖNEMLİ?
Hukukçular, referandum ile plebisit arasındaki farkın özellikle siyasal niyet ve bağlamda ortaya çıktığını vurguluyor.
Referandum, belirli bir politika ya da düzenlemenin halka sunulması anlamına geliyor. Oylanan şey kişi ya da iktidar değil, somut bir karar.
Plebisit ise çoğu zaman iktidarın kendisini oylatması, yani bir tür güven oylaması niteliği taşıyor. Tarihsel olarak baskı ortamlarında, “evet” çıkmazsa siyasal kriz yaşanacağı ima edilen oylamalar plebisit olarak tanımlanıyor.

Bu çerçevede Mansur Yavaş’ın açıklamasında, kişisel siyasi konumunu ya da belediye yönetimini oylatmaya dönük bir vurgu bulunmadığına dikkat çekiliyor. Oylamaya sunulmak istenen şey, ulaşım politikası kapsamında tercihli yol uygulaması ve buna bağlı önlemler.
“PLEBİSİT” BENZETMESİNİN KÖKENİ NEYE DAYANIYOR?
Bu durum Yavaş’ın bu çıkışını “sorumluluğu halka devretme” olarak da yorumlanıyor. Artan trafik eleştirileri karşısında belediyenin “kararı siz verin” diyerek geri adım attığı şüphesi bu ihtimalle birlikte güçleniyor. Bu yaklaşım, plebisitte görülen “siyasi sorumluluktan kaçış” algısıyla benzeştiriliyor.
Ancak bu benzetme daha çok siyasi bir yorum olarak değerlendiriliyor. Yavaş’ın açıklamasında, “hayır çıkarsa istifa ederim” benzeri bir ima ya da baskı unsuru bulunmaması, plebisit iddiasını zayıflatıyor.
GEZİ PARKI OLAYLARINDA GÜNDEME GELMİŞTİ
Tartışmanın bir diğer boyutu ise hukuki. Türkiye’de belediyelerin YSK denetiminde bağlayıcı referandum yapma yetkisi bulunmuyor. Belediye Kanunu’na göre yerel yönetimler ancak görüş alma, kamuoyu yoklaması veya anket niteliğinde oylamalar düzenleyebiliyor. Bu nedenle Yavaş’ın sözünü ettiği referandumun, hukuken bağlayıcı olmaktan çok danışma niteliğinde olması bekleniyor.
Bu durum, geçmişte Gezi Parkı olaylarının patlak verdiği günlerde gündeme gelen ve hiç hayata geçirilmeyen “halk oylaması” önerilerini de hatırlattı. O dönem parka Topçu Kışlası veya AVM yapılacağına dair iddialar ve iddiaların beraberinde yaşanan tartışmaların ardından "plebisit" konusu masaya yatırılmış, ancak bu tartışmalar vücut bulmamıştı.
ERDOĞAN VE İBB'DEN "PLEBİSİT" ÇIKIŞLARI
Dönemin AK Parti yönetimindeki İBB'den yapılan açıklamada; "Söz konusu projeye ilişkin, mahkemenin vereceği 'yapılamaz' kararı doğrultusunda projenin iptali, 'yapılabilir' kararı doğrultusunda ise 'yeniden değerlendirme ve yapılması yönünde karar alınması halinde bile halkoylamasına (plebisit) gidilmesi' yönündeki irade geçerlidir" ifadeleri yer almış ve Cumhurbaşkanı Erdoğan, 30 Mart 2014 seçim sonuçlarından sonra "Gezi Parkı ve Taksim Meydanı'na bir kışla ve camii yapılması için Beyoğlu'nda plebisit (halk oylaması) yapılsa halkın evet diyeceğini" söylemişti.
NE OLACAK?
Uzmanlara göre Mansur Yavaş’ın “halka soracağız” açıklaması, plebisit tanımına uymuyor. Yerel ölçekte katılımı artırmaya dönük bir referandum ya da kamuoyu yoklaması girişimi olarak değerlendiriliyor. Ancak oylamanın yöntemi, kapsamı ve uygulanıp uygulanmayacağı henüz net değil.
Bu nedenle asıl belirleyici olan, sürecin nasıl işletileceği olacak. Şeffaf, katılımcı ve sonuçları dikkate alınan bir oylama yapılması halinde bu adım, yerel demokrasi açısından örnek gösterilebilir. Aksi halde, Türkiye siyasetinde sıkça görüldüğü gibi, “halka soracağız” söylemi tartışma yaratıp fiiliyata dönüşmeyen bir hamle olarak kalabilir.