Ankara'da dayısı olmayanlar konuştu! Asıl sorun işsizlik değil...

“Ankara’da dayın var mı?” sorusunun kökeni çok eskilere dayanıyor. Gençliğin kâbusu haline gelen bu soru ve bıraktığı iz, hâlâ algılarda, iş arayışındaki gençler için umutsuzluk aşılamaya devam ediyor.

Ankara'da dayısı olmayanlar konuştu! Asıl sorun işsizlik değil...

Türkiye’de gençler arasında iş bulma süreçlerinde liyakat yerine kişisel bağlantıların ve torpilin belirleyici olduğu inancı giderek güçleniyor. Gençlerin önemli bir kısmı, emeğin ve yeteneğin değil tanıdıkların işe alımlarda rol oynadığına inanıyor.

Nisan-Temmuz 2024 tarihleri arasında yapılan "Türkiye’de NEET Gençler: Profil ve İyi Olma Hali Araştırması", Türkiye’de 18-29 yaş aralığındaki gençlerin yüzde 54’ünün işgücüne dahil olmadığını ortaya koydu. Ancak raporda dikkat çeken önemli bir unsur da iş arayan gençlerin iliklerine kadar işleyen o umutsuzluk sarmalı oldu: "torpil"

"ESKİDE KALDI DENİLİYOR AMA BEN HALA GÖRÜYORUM"

Konunun ilgililerine de söz verilen raporda bir genç kadın, yaşadığı durumu şu sözlerle aktarıyor:

“Birinin tanıdığı olacak ki belediyede işe girecek ya da kamu kurumuna dahi girebiliyorlar. Eskide kaldı deniliyor ama ben hâlâ görüyorum, şahit oluyorum mesela.” (G33, K, İşsiz, A)

Bu algı, gençlerin sadece iş bulma süreçlerine değil, sınav ve eğitim sistemine duydukları güveni de zedeliyor. Başarılı olsalar dahi “torpil” yüzünden elenme ihtimali, gençlerde umutsuzluk ve adaletsizlik hissini derinleştiriyor.

"TORPİL YÜZÜNDEN AÇIKTA KALMAKTAN KORKUYORUM"

Tam da bu noktada raporda sözlerine yer verilen bir başka işsiz genç ise şöyle diyor:

“Hani torpil yüzünden açıkta kalmaktan korkuyorum aslında. Bütün her şeyimi verip gerçekten o sınavda iyi bir performans sergiledikten sonra torpil yüzünden yine açıkta kalırsam kendimi çok kötü hissederim...” (G54, K, Bekliyor, İ)

TOPLUMSAL DÜZENE, KURUMLARA VE GELECEĞE İNANÇ ZAYIFLIYOR

Araştırma verileri, gençler arasında yüksek düzeyde anomi, yani toplumsal düzene, kurumlara ve geleceğe duyulan inanç kaybı, olduğunu gösteriyor. Gençlerin yarısından fazlası (yüzde 54,6), “Sıradan vatandaşların durumu her geçen gün kötüye gidiyor” ifadesine katılıyor. Bu oran, ekonomik sıkıntıların gençler üzerindeki etkisini açıkça ortaya koyuyor.

"ANKARA'DAKİ HÜKÜMETE BAŞVURMANIN BİR ANLAMI YOK"

Benzer biçimde yüzde 52,2’si, “İnsan bugünlerde yarını düşünemeden günü kurtarmaya çalışıyor” derken, yüzde 51,2’si “Ankara’daki hükümete başvurmanın bir anlamı yok, çünkü onlar sadece kendilerini düşünüyorlar” görüşünü paylaşıyor. Bu tablo, merkezi kurumlara ve siyasal temsile yönelik meşruiyet algısında ciddi bir aşınmayı işaret ediyor.

"MEMURLUK İÇİN TORPİLLİ OLMAK, ÇALIŞKAN OLMAKTAN DAHA ÖNEMLİ"

Gençlerin yüzde 44,3’ü “Devlet memurluğuna atanmak için torpilli olmak, çalışkan olmaktan daha önemlidir” ifadesine katılıyor. Bu sonuç, emek ve yeteneğin değil, ilişkilerin belirleyici olduğu yönündeki yaygın kanaatin altını çiziyor.

TORPİL VE ADALETSİZLİK ALGISI VAROLUŞSAL BİR BOYUTA ULAŞTI

Aynı araştırmada, gençlerin yüzde 43,1’i “Kimi zaman hayatta hiçbir şeyin anlamı yok” görüşünü dile getiriyor. Bu oran, torpil ve adaletsizlik algısının yalnızca ekonomik ya da politik değil, varoluşsal bir boyut kazandığını da gösteriyor.

EN YÜKSEK ANOMİ ÖĞRENCİLERDE

En yüksek anomi düzeyi, eğitimden istihdama geçiş sürecinde olan öğrencilerde (6,73) ve “beklemede” olan gençlerde (6,66) gözlendi. İşsiz gençlerde (6,56) ve çalışanlarda (6,62) oranlar birbirine yakın seyrederken, aile sorumluluğu taşıyanlarda bu oran (6,43) biraz daha düşük.

"LİYAKAT DEĞİL, TORPİL KONUŞULUYOR"

Sonuç olarak gençler arasında giderek derinleşen “torpil” algısı, yalnızca bireysel umutsuzluğa değil, toplumsal güvenin çözülmesine de yol açıyor. Liyakat ilkesine duyulan inancın zayıflaması, gençlerin geleceğe dair beklentilerini ve toplumsal aidiyet duygusunu köreltiyor.

Kısacası, Türkiye’de gençliğin “liyakat değil torpil konuşuluyor” diyerek tarif ettiği bu tablo, sadece iş bulma meselesi değil, bir adalet krizi olarak karşımıza çıkıyor.

"ANKARA'DA DAYIN VAR MI?"

"Ankara’da dayın var mı?” ifadesi, Türkiye’de kamu kurumlarına ya da devlet destekli işlere girmenin torpil ve kişisel bağlantılara dayandığına dair toplumsal bir eleştiriyi yansıtan ironik bir deyimdir.

Kökeni tam olarak belgelenmiş olmasa da, bu ifade 1950’lerden itibaren Ankara’nın “devletin kalbi” olarak görülmesiyle yaygınlaşmıştır. Cumhuriyet’in ilk dönemlerinde bürokrasinin, kamu kurumlarının ve atamaların merkezi Ankara’daydı, dolayısıyla devletle ilişkisi olan bir “dayı” (yani koruyucu, etkili akraba ya da tanıdık) iş bulma veya atanma sürecinde avantaj sağlıyordu.

“Dayı” kelimesi burada biyolojik anlamını aşarak, nüfuzlu tanıdık anlamında kullanılır. Halk arasında “torpili olan kişi”yi tanımlamak için “dayısı var” ifadesi yaygındır. Zamanla bu ifade “Ankara’da dayın var mı?” şeklinde kalıplaşmış, özellikle 1980 sonrası artan işsizlik ve merkezi atama sistemlerinde yaşanan adaletsizlik algısıyla alaycı bir atasözü haline gelmiştir.

Bu kalıp, bir yandan güldürürken bir yandan da acı bir gerçeğe dokunuyor. Liyakatten çok ilişkilerin belirleyici olduğu bir sistemde, “dayı” metaforu adaletsizliğin halk dilindeki özeti olmuştur.

Kısacası, “Ankara’da dayın var mı?” ifadesi ne sadece bir espri, ne de sıradan bir deyimdir, Türkiye’nin bürokratik hafızasına kazınmış bir siyasal kültür eleştirisidir.

İşsizlik