"Aile Yılı" mı, şiddet kıskacı mı? 2025'te kadınlar en yakınları tarafından hedef alındı!
Kadınlar en çok 'evlerinde' ve 'en yakınındaki' erkekler tarafından şiddet görüyor! KCDP 2025 raporu; karakollardan geri çevrilen kadınları, uygulanmayan koruma kararlarını ve 'Aile Yılı' gölgesinde büyüyen şiddet sarmalını tüm çıplaklığıyla gözler önüne seriyor.
Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu’nun (KCDP) paylaştığı 2025 yılı Başvuru Karşılama Hattı verileri, Türkiye’deki kadınların yaşam mücadelesini ve devletin koruma mekanizmalarındaki yapısal çöküşü gözler önüne serdi. 36 bin dakikadan fazla danışmanlık hizmeti verilen rapora göre, kadınlar sadece şiddetle değil; aynı zamanda "Aile Yılı" söylemiyle kendilerini şiddetin yaşandığı evlere hapsetmeye çalışan politikalarla da mücadele ediyor.
EN BÜYÜK TEHDİT "EN YAKINLARDAN" GELİYOR

Rapordaki çarpıcı verilere göre, şiddet ne münferit ne de sokaktaki yabancıdan geliyor. 2025 yılında hattına başvuran kadınların maruz kaldığı şiddetin faili yüzde 19 oranında "tanıdığı erkekler", yüzde 18 oranında ise "evli olduğu erkekler" oldu. Şiddet türlerinde yüzde 33 ile fiziksel şiddet ilk sırada yer alırken, bunu psikolojik ve cinsel şiddet takip etti. Konya’da babasından korktuğu için kardeşinin şiddetine sessiz kalanlar, Tokat’ta dijital şiddete maruz bırakılıp yargıdan "erişim engeli" alamayan genç kadınlar, tablonun ne kadar ağır olduğunu kanıtlıyor.
KARAKOLLARDA "HAK KAYBI": DEVLET KORUMUYOR, CAYDIRIYOR!
Kadınların adalet arayışı çoğu zaman kamu kurumlarının kapısında son buluyor. Başvuranların yüzde 22’si kamu kurumlarında hak kaybına uğradığını belirtirken, bu hak ihlallerinin yüzde 46’sı bizzat polis kaynaklı olarak kaydedildi. İstanbul ve Ankara’dan gelen başvurular; cinsel saldırı mağduru kadınların "delil yetersizliği" veya "yetkisiz karakol" gibi bahanelerle koruma kararı verilmeden geri gönderildiğini, darp edilen kadınların faillerle aynı araca binmeye zorlandığını ortaya koydu.
KORUMA KARARI VAR AMA KORUYAN YOK

2025 verileri, 6284 Sayılı Kanun’un kağıt üzerinde kaldığını somut örneklerle belgeliyor. Başvuran kadınların yüzde 25’i koruma kararı olmasına rağmen şiddet görmeye devam ettiğini belirtti. Uzaklaştırma kararı varken iş yerinde saldırıya uğrayanlar, elektronik kelepçe sinyali kesilmesine rağmen takip edilmeyen failler ve ihlal bildirimine "yolda karşılaşmak normal" diyen emniyet mensupları, cezasızlık politikasının failleri nasıl cesaretlendirdiğini gösteriyor. Faillerin “Kafanı kesip atarım, 3-5 yıl yatar çıkarım” şeklindeki ifadeleri, yargıdaki iyi hal indirimlerinin erkek şiddetine nasıl yakıt olduğunu kanıtlar nitelikte.
DİJİTAL ŞİDDET VE CEZASIZLIK SARMALI
Kadın bedeni üzerindeki denetim, 2025’te dijital platformlarda da kendini gösterdi. Özel fotoğrafları rıza dışı paylaşılan kadınların "erişim engeli" taleplerinin reddedilmesi, dijital şiddeti devlet eliyle meşrulaştıran bir zemine dönüştü. Raporda, 16 şüpheli ölüm ve 41 kadın cinayeti başvurusunun doğrudan platforma yapılması; ailelerin devlete değil, kadın dayanışma ağlarına güvendiğini gösteriyor.