Siyah giyen gençler ve "ahlaki panik": 90'lı yılların satanist operasyonlarının perde arkası
1990’larda Türkiye’yi sarsan satanizm operasyonları, Şehriban Coşkunfırat cinayeti ve toplumdaki "ahlaki panik" süreci... Bir dönemin korkulan isimleri şimdi nerede?
1990’lı yıllarda Türkiye, “satanist operasyonları”, ritüel iddiaları ve gençleri hedef alan korku manşetleriyle sarsıldı. Gazetelerin ilk sayfalarında yer alan o karanlık haberler, yıllar içinde sessizce gündemden düştü. Peki bir dönem ülkeyi ayağa kaldıran satanistler şimdi ne yapıyor? O günlerin korkusu gerçek miydi, yoksa toplumsal bir panik mi yaşandı?

90’LARDA TÜRKİYE’Yİ SARAN SATANİST KORKUSU
1990’lı yılların sonuna doğru özellikle büyük şehirlerde “satanist cinayet”, “ritüel”, “şeytana tapma” gibi ifadeler kamuoyunda büyük yankı uyandırdı. Medyada sıkça yer alan haberler sonrası emniyet birimleri operasyonlar düzenledi, bazı gençler gözaltına alındı. Toplumda, görünmeyen ama her yerde olduğu düşünülen bir tehdit algısı oluştu.

TÜRKİYE’NİN İLK SATANİST CİNAYETİ VE OPERASYONLAR
Türkiye’de “satanist cinayet” kavramının kamuoyunda ilk kez bu denli güçlü biçimde yer bulması, 1999 yılında İstanbul’da işlenen Şehriban Coşkunfırat cinayeti ile oldu. Genç bir kadının öldürülmesi ve olayın faillerinin ifadelerinde “şeytana adama” gibi kavramların geçmesi, cinayeti kısa sürede sıradan bir adli vaka olmaktan çıkardı. Yargılama sürecinde failler, kasten öldürmenin en ağır biçimleri kapsamında, Türk Ceza Kanunu’nda öngörülen istisnai derecede ağır cezalara çarptırıldı.

Soruşturma sürecinde ortaya çıkan detaylar ve sanık ifadeleri, olayın organize bir yapıdan çok bireysel şiddet, psikolojik sorunlar ve marjinal kimlik arayışlarıyla ilişkili olabileceğine işaret ediyordu. Ancak kamuoyunda oluşan algı, satanizmin gizli ve yaygın bir tehdit olduğu yönündeydi. Bu cinayet, sonrasında gelen operasyonlar ve haberlerle birlikte, Türkiye’de “satanist paniği”nin simge dosyası haline geldi. Yıllar sonra bu vakalara bakan akademik çalışmalar, sürecin büyük ölçüde medya diliyle büyütülen bir “ahlaki panik” örneği olduğunu vurguluyor.

DÜNYADA SATANİZM AKIMI VE DİKKAT ÇEKEN ÖRNEKLER
Benzer korku dalgaları yalnızca Türkiye’ye özgü değildi. Sosyolog Stanley Cohen, toplumların zaman zaman belirli bir gruba karşı geliştirdiği bu ani ve orantısız korku dalgasını "Ahlaki Panik" (Moral Panic-1972) teorisiyle açıklar.

Cohen’e göre toplum, medya aracılığıyla bazı grupları (bu örnekte metalci gençler) "Halk Şeytanları" olarak etiketler. Bu gruplar, var olan tüm toplumsal sorunların kaynağı ve "düşman" olarak sunulur. 90’lar Türkiye’sinde yaşananlar, Cohen’in tarif ettiği bu sürecin adeta bir laboratuvar örneğiydi. Tıpkı Cohen'in belirttiği gibi; medya sembolleri (siyah giysiler, uzun saçlar) abarttı, otoriteler sert tepkiler verdi ve toplum büyük bir korku sarmalına girdi.

Sosyolog Stanley Cohen
Bu durumun en net örneklerinden biri 1980’ler ve 1990’larda ABD’de yaşandı. Literatüre “Satanic Panic” olarak geçen süreçte, birçok kişi haksız yere suçlanmış, yıllar süren davaların büyük bölümü delil yetersizliği nedeniyle çökmüştü. Aynı dönemde Baltık ülkelerinde de metal müzik çevreleri “satanist ağlar” iddiasıyla hedef alındı ancak bu iddiaların çoğunun toplumsal korkulardan beslendiği anlaşıldı.

Grand Valley State Üniversitesi’nden sosyoloji profesörü ve The Day Care Ritual Abuse Moral Panic (2004) kitabının yazarı Mary deYoung’a göre bu durum, toplumsal değişim dönemlerinde ortaya çıkıyor. DeYoung, bu tür dönemlerde insanların yaşanan hızlı değişimleri açıklamak ve kontrol etmek için bir “günah keçisi” yarattığını belirtiyor.

Sosyoloji Profesörü Mary deYoung
SATANİZM NEDİR? GERÇEKTEN NE ANLAMA GELİYOR?
Satanizm, sanılanın aksine tek tip bir inanç sistemi değildir ve temel olarak iki ana kola ayrılır:
Ateistik (Laveyan) Satanizm: Şeytanı gerçek bir varlık olarak değil, bireysel özgürlüğün ve otorite karşıtlığının bir sembolü olarak görür.
Teistik Satanizm: Şeytanı gerçek bir ruhani varlık olarak kabul eder ve ona tapınır.

Modern dünyada satanizm çoğu zaman sembolik ve felsefi bir duruş olarak tanımlanıyor. Akademik çalışmalarda, bu inanç biçimleriyle organize suç arasında doğrudan bir bağ kurulmadığına dikkat çekiliyor.

SATANİZM VE MÜZİK
Satanizm tartışmalarında müzik, özellikle de sert ve marjinal türler, uzun yıllardır merkezde yer alıyor. Satanizmle en çok ilişkilendirilen müzik türlerinin başında black metal geliyor. 1980’lerin sonu ve 1990’ların başında özellikle Norveç merkezli gelişen bu tür, karanlık temalar, anti-dini söylem ve provokatif sahne diliyle dikkat çekti. Bazı gruplar, Hristiyanlık karşıtı söylemleri ve satanik sembolleri bilinçli olarak kullanarak toplumsal tepkiyi hedefledi.

Norveçli black metal grubu Gorgoroth'un solisti Kristian Eivind Espedal (Gaahl)
Akademik çalışmalara göre satanizm temalı müziklerin büyük bölümü gerçek bir dini inancı yaymayı değil, toplumsal sınırları zorlamayı ve yasaklı ve korkutucu olana dikkat çekmeyi amaçlıyor. Özellikle gençler için bu müzikler, bir “kimlik arayışı” ve sisteme karşı duruşun ifadesi olarak öne çıkıyor.

TÜRKİYE’DE ALGI NASIL OLUŞTU? 90’LARIN SATANİSTLERİ ŞİMDİ NEREDE?
Türkiye’de satanizm tartışmaları müzik üzerinden daha çok metal dinleyen gençler, siyah giyim, uzun saç ve yabancı grup isimleri etrafında şekillendi. Bazı konserler iptal edildi, gruplar fişlendi, dinleyiciler “potansiyel tehdit” olarak yaftalandı. Ancak zamanla bu algı da, tıpkı satanist operasyonları gibi, sessizce gündemden düştü. Bir dönem manşetlerden düşmeyen isimlerin büyük bölümü bugün kamuoyunda yok. Dosyalar kapandı, davalar sıradan adli vakalar olarak tarihe karıştı. Türkiye’de satanizme dair kitlesel bir yapı ya da aktif bir örgütlenme bulunmuyor.

Ankaralı "eski satanistler" anlattı
Ancak eskilerden bazı satanistlere Yeni Ankara olarak ulaştık. Ulaştığımız isimler genellikle yukarıda bahsettiğimiz müzik tarzlarına ilgi duyan, sistem dışı bir duruş sergilemek isteyen dönemin gençleri olduklarını anlattılar. Amaçlarının kız arkadaş edinmek olduğunu söyleyecek kadar samimi itiraflarda bulunan o dönemin tanıkları ve suçlananların ifadeleriyle sizleri baş başa bırakalım. (Not: Dönemin tanıklarıyla yaptığımız görüşmelerde şahıslar, gerçek isimlerinin ve görsellerinin kullanılmasını istememişlerdir.)

M.G. (45): O dönem Ankara’da atmosfer farklıydı. Müzik kültürü açısından farklı ve özgün mekanlar vardı. Biz de metal müziğe meraklıydık. 10’a 10 diye mekan vardı. Hala var mı bilmiyorum. Oraya takılıyorduk. Biraz da kız ortamı tabi… Herhangi bir şeye tapma, şeytanın emrinde olma gibi saçma sapan şeyler yoktu. Onlar işin tamamen dalgasıydı. Evet, çok konuşuluyordu, hedef gösteriliyordu insanlar ama kimsenin kedi kestiği falan yoktu. En azından kedi kesenler, eğer varsa böyle bir şey, kendisine felsefik olarak satanist diyenlerle alakası yoktu.
Ben de hala metal müzik dinliyorum ama o dönemin ruhu başkaydı, artık değişti. Hepimiz değiştik. Çoluk çocuğa karıştık. Yurt dışında bilgisayar işleriyle uğraşıyoruz şimdi. Türkiye'deki asi ruhlara selamlar!
Tek kişilik müzik projesi Burzum'un kurucusu Norveçli müzisyen Varg Vikernes, Mayıs 1994'te birinci derece cinayet, kilise kundakçılığı ve patlayıcı bulundurmaktan suçlu bulundu ve 21 yıl hapis cezasına çarptırıldı. Vikernes, 2009'da şartlı tahliye ile serbest bırakıldı ve Fransa'ya taşındı.
Ö.T (47): Sert görünmek, siyah giyinmek ve sert müzik dinlemek acayip havalıydı bir dönem. İnanılmaz bir akıma dönüşmüştü bunlar. Rapidshare’den, Torrent’ten metal müzik albümleri indirirdik. MetalTr, Bulantı gibi esaslı forumlar vardı. O dönem bunun gibi forumlar popülerdi. Facebook, Twitter falan yoktu. Oralarda takılıp arkadaş edinip buluşurduk, zirveler yapardık. Olayın inanç boyutuna gelince elbette ciddi bir şey değildi. Şeytan, efendimiz falan değildi yani. O işin tamamen esprisi.
Dimmu Borgir / Alfred Nitsch
UNUTULAN BİR KORKU, KALAN BİR HAFIZA
Bugün satanist operasyonları, daha çok 90’ların travmatik medya diliyle hatırlanıyor. O dönem toplumu saran korku, yerini sessizliğe bıraktı. Geriye ise hâlâ yanıt arayan bir soru kaldı: Türkiye gerçekten bir tehlike mi atlattı, yoksa hiç var olmayan bir korkuyla mı yüzleşti?

Bir TV yayını nasıl cinayetle bitti? 1997’nin o karanlık gecesi (Oğuz Atak dosyası)Güncel
Halk Şeytanları nedir? Stanley Cohen’in Ahlaki Panik teorisiGüncel
Satanist panik Slaughter to Prevail ve Behemoth konser iptallerinin ardından yeniden hortladı! Kim bu metalciler?Gündem