30 Ağustos 1922’de ne yaşandı? İşte dakika dakika Büyük Zafer

Büyük Taarruz'un beşinci gününde, Mustafa Kemal Paşa'nın Zafertepe'den bizzat komuta ettiği Başkomutanlık Meydan Muharebesi ile Yunan ana kuvvetleri çembere alınarak imha edildi. İşte kesin zaferin 24 saatlik nefes kesen kronolojisi...

30 Ağustos 1922’de ne yaşandı? İşte dakika dakika Büyük Zafer

Türk Kurtuluş Savaşı’nın askerî açıdan kesin dönüm noktalarından biri olan 30 Ağustos 1922 Başkomutanlık Meydan Muharebesi, Büyük Taarruz’un beşinci gününde Yunan ordusunun ana kuvvetlerinin Aslıhanlar, Çal, İşören ve Çalköy çevresinde kuşatılarak ağır bir yenilgiye uğratılmasıyla sonuçlandı. Başkomutan Mustafa Kemal Paşa’nın muharebe sahasına gelerek birinci hatta savaşı doğrudan takip ettiği bu tarihî gün, saatler ilerledikçe daralan kuşatma çemberinin kesin zafere dönüştüğü an oldu.

KUŞATMA ÇEMBERİ KAPANIYOR (01.00 - 06.30)

29 Ağustos’u 30 Ağustos’a bağlayan gece Yunan kuvvetleri için en büyük sorun, Dumlupınar yönündeki geri çekilme yollarının Türk birlikleri tarafından giderek kapatılmasıydı. General Nikolaos Trikupis’in kuvvetleri, önceki günlerde uğradıkları ağır kayıpların ardından Çalköy ve Adatepe çevresinde toplanmaya çalışıyordu.

Yarbay Ömer Halis Bıyıktay komutasındaki 23. Tümen, Aslıhanlar’dan Dumlupınar yönüne çekilmeye çalışan Yunan kuvvetlerinin önünü kesmek amacıyla kritik bölgelerde muharebeye girdi. Arpagediği ve çevresindeki mücadele, Yunan birliklerinin düzenli biçimde batıya çekilmesini önemli ölçüde zorlaştırdı.

Mustafa Kemal Paşa, Fevzi Paşa ve İsmet Paşa 29 Ağustos’u 30 Ağustos’a bağlayan gece Afyonkarahisar’da durum değerlendirmesi yaptı. Harita üzerindeki incelemenin ardından sabah saat 06.30’da yeni emir hazırlandı. Türk birliklerinden, ara vermeden düşmanı takip ederek kuşatmayı tamamlamaları ve Yunan kuvvetlerini teslime zorlamaları istendi.

ÇEMBER DARALIYOR (09.00 - 12.00)

30 Ağustos sabahında Türk ordusunun temel amacı, kuşatma altındaki Yunan ana kuvvetlerinin batıya açılabileceği yolları tamamen kapatmaktı. 1. Ordu birlikleri güneyden ve doğudan, diğer Türk kuvvetleri ise kuzeyden baskıyı artırdı.

Kızıltaş Vadisi bu açıdan kritik bir konuma sahipti. Türk birlikleri vadiden gerçekleştirilebilecek geri çekilmeyi engellemeye çalışırken Yunan kuvvetleri de kuşatma çemberinden çıkarak batıya ulaşmanın yollarını arıyordu.

Bu safhada Yunan ordusunun muharip gücü ciddi biçimde azalmış, birliklerin düzeni büyük ölçüde bozulmuştu. Ancak eldeki kaynaklar belirli bir saat itibarıyla “7 bin piyade kaldığı” gibi kesin bir sayı vermeyi güvenli kılmadığından, Yunan ordusunun savaş gücünün hızla eridiğini söylemek daha doğru olacaktır.

Aynı gün Kütahya da işgalden kurtuldu. Kütahya İl Kültür ve Turizm Müdürlüğünün kayıtlarına göre kentteki işgal 30 Ağustos 1922 günü saat 18.00 itibarıyla sona erdi.

ZAFERTEPE’DEN BİZZAT KOMUTA (14.00 - 15.30)

Muharebenin en kritik safhalarından biri öğleden sonra yaşandı. Mustafa Kemal Paşa saat 14.00 civarında muharebe sahasına gelerek 11. Tümenin taarruzunu ve Çalköy çevresindeki gelişmeleri yakından izledi. Savaş alanını daha iyi görebilmek için daha ileri bir noktaya geçme kararı aldı.

Başkomutan Mustafa Kemal Paşa, 1. Ordu Komutanı Nurettin Paşa ve 4. Kolordu Komutanı Kemalettin Sami Bey ile birlikte saat 15.30 civarında, Yunan kuvvetlerine yaklaşık 2 kilometre uzaklıktaki 11. Tümenin gözetleme yeri olan Zafertepe’ye çıktı.

Mustafa Kemal Paşa burada muharebenin gidişini doğrudan izledi. Yunan ana kuvvetlerinin gündüz gözüyle tamamen kuşatılması ve kesin sonucun alınması için taarruzların sürdürülmesini istedi. Türk topçularına da mümkün olduğunca yakından, gerektiğinde açık mevzilerden ateş etmeleri yönünde talimat verildi.

KRİTİK SÜNGÜ HÜCUMLARI (18.30 - GECE)

Akşam saatlerine gelindiğinde Yunan ordusunun içinde bulunduğu çember giderek daralmıştı. Mustafa Kemal Paşa, kuşatmanın kesin sonuçlandırılması için Türk birliklerinin Yunan savunma mevzilerine süngü hücumlarıyla girmesini gerekli görüyordu.

Özellikle Adatepe bölgesindeki Yunan mevzilerinin ele geçirilmesi, kuşatmanın tamamlanması açısından büyük önem taşıdı. Türk birliklerinin akşam boyunca sürdürdüğü taarruzlarla Yunan kuvvetlerinin düzenli direnişi büyük ölçüde kırıldı.

Yunan birliklerinin bir bölümü Kızıltaş Vadisi ve çevresinden kuşatmayı aşmaya çalıştı. Bazı birlikler gece karanlığından yararlanarak bölgeden çıkmayı başarsa da ağır silahların, araçların ve çok miktarda askerî malzemenin önemli bölümü savaş alanında bırakıldı. Askerî kaynaklar, kaçabilen birliklerin de takip eden günlerde Türk süvari ve piyade kuvvetlerinin baskısı altında kaldığını aktarıyor.

YUNAN ANA KUVVETLERİ AĞIR YENİLGİYE UĞRADI

30 Ağustos gecesine gelindiğinde, yaklaşık beş Yunan tümeninden oluşan ana kuvvetler ağır bir yenilgiye uğramıştı. Birliklerin önemli bölümü dağıldı, çok sayıda asker esir düştü, ağır silah ve taşıtların büyük kısmı savaş alanında bırakıldı.

Resmî askerî anlatımda, 26 Ağustos sabahı başlayıp beş gün devam eden Afyonkarahisar-Dumlupınar Meydan Muharebesi’nin, 30 Ağustos’ta Yunan ordusunun ana kuvvetlerinin imha edilmesiyle kesin sonuca ulaştığı belirtiliyor.

30 Ağustos muharebesinin “Başkomutanlık Meydan Muharebesi” olarak anılmasının nedenlerinden biri de Mustafa Kemal Paşa’nın birinci hatta, 11. Tümen yanında bulunarak savaşı doğrudan gözetmesi oldu. Batı Cephesi'nin daha sonra yayımlanan resmî bildirisinde de bu durum özellikle vurgulandı.

KIRIK KAĞNIDAN AKDENİZ’E UZANAN ROTA

Kesin zaferin ardından 31 Ağustos’ta Mustafa Kemal Paşa, Fevzi Paşa ve İsmet Paşa muharebe sahasını gezerek son durumu değerlendirdi. Çalköy’de yıkık bir evin avlusunda, kırık bir kağnı üzerinde açılan haritanın çevresinde yapılan görüşmede Yunan ordusunun ara vermeden takip edilmesi kararlaştırıldı.

Bu değerlendirmelerin ardından Mustafa Kemal Paşa, 1 Eylül 1922’de Türk ordusuna tarihe geçen emrini verdi:

“Ordular! İlk hedefiniz Akdeniz’dir. İleri!”

Takip harekâtı büyük bir hızla sürerken General Nikolaos Trikupis de kaçmayı başaramadı. Ancak sık tekrarlanan “Uşak civarında esir alındı” bilgisi tam olarak doğru değil. Trikupis, 2 Eylül 1922’de Murat Dağı yakınlarındaki Çalköy bölgesinde maiyetiyle birlikte Türk birliklerine esir düştü. Daha sonra Mustafa Kemal Paşa’nın bulunduğu Uşak’a götürüldü.

30 Ağustos’ta Dumlupınar’da kazanılan kesin zafer böylece yalnızca bir meydan muharebesinin sonucu olmadı. Yunan ordusunun ana kuvvetlerinin savaş gücünü kaybetmesiyle başlayan takip harekâtı, Türk ordusunu dokuz gün sonra İzmir’e ulaştıracak yolu açtı.

30 Ağustos Atatürk Savaş