Yaşlılıkta huzur hayal oldu: Her 3 emekliden 2’si çalışıyor!

2002 yılında ortalama bir emekli aylığı, asgari ücretin yüzde 122'sine (asgari ücretten daha fazla) denk gelirken, 2025-2026 döneminde bu oran yüzde 84'e kadar indi. DİSK-AR’ın Haziran 2026 verilerine göre Türkiye’de her 3 emekliden 2’si geçinebilmek için ya bir işte çalışıyor ya da iş arıyor.

Yaşlılıkta huzur hayal oldu: Her 3 emekliden 2’si çalışıyor!

DİSK Araştırma Merkezi’nin (DİSK-AR) yayımladığı "İşçi Sınıfının Geçim Krizi: Asgari Ücret, Vergi, Emeklilik" başlıklı Haziran 2026 raporu, Türkiye'deki gelir adaletsizliğini ve hak kayıplarını tarihsel verilerle ortaya koydu.

ASGARİ ÜCRET 23 CUMHURİYET ALTINI TUTARINDA DEĞER KAYBETTİ

Raporda öne çıkan verilerden biri asgari ücretin milli gelir karşısındaki erimesi oldu. 1974 yılında asgari ücretin kişi başına düşen milli gelire oranı yüzde 80,6 iken, 2026 yılına gelindiğinde bu oran yüzde 45,7’ye kadar geriledi. İşçiler büyümeden pay almak bir yana, her geçen gün sistemin dışına itildi. Rapordaki hesaplamaya göre, bir asgari ücretlinin alım gücü 2005 yılından bu yana yaklaşık 23 Cumhuriyet altını tutarında değer kaybetti.

Türkiye, asgari ücretin yaygınlığı açısından Avrupa ülkeleri arasında ilk sırada yer alıyor. Ülkede çalışanların yüzde 35'e yakını asgari ücret ve bunun yalnızca yüzde 5 fazlası civarında bir ücretle hayatta kalmaya çalışırken, her 100 çalışandan 15'i ise yasal sınır olan asgari ücretin bile altında ücretlerle çalıştırılıyor.

İŞÇİLER YILIN 3 AYINI "VERGİ" İÇİN ÇALIŞIYOR

Rapora göre, çalışanlar sadece düşük ücretlerle mücadele etmiyor; aynı zamanda dünyanın en adaletsiz vergi yüklerinden birini sırtlıyor. Ücretler üzerindeki vergi ve kesinti yükü yıl içinde yüzde 21,6’dan başlayıp hızlıca yüzde 29,7’ye tırmanıyor. Brüt ücretinin dörtte birinden fazlasını vergiye kaptıran bir işçi, yılın yaklaşık 3 ayını sadece devlete vergi ödemek için çalışarak geçiriyor.

Türkiye'de toplanan her 100 TL verginin 64 TL'si dolaylı (KDV, ÖTV vb.) vergilerden oluşuyor. Vergi gelirleri içindeki paylara bakıldığında; işçilerin payı yüzde 19,6 iken, devasa kârlar açıklayan şirketlerin payı yüzde 13,1'de kalıyor. Gelir vergisinin ilk tarife dilimi 190 bin TL olarak uygulanıyor. Eğer bu dilimler 2000 yılından beri asgari ücret artış oranına göre güncellenseydi, bugün ilk dilimin sınırı 658 bin TL’yi aşacaktı. İşçiler erkenden üst vergi dilimine girerek henüz yılın ortasında maaş kaybetmeye başlıyor.

EMEKLİ MAAŞLARI MİLLİ GELİR KARŞISINDA ERİDİ

Raporda, emekli aylıklarının asgari ücret ve milli gelir karşısında tamamen eridiği görülüyor. 2002 yılında ortalama bir emekli aylığı, asgari ücretin yüzde 122'sine (asgari ücretten daha fazla) denk gelirken, 2025-2026 döneminde bu oran yüzde 84'e kadar indi. Ortalama emekli aylığının kişi başına milli gelire oranı da aynı dönemde yüzde 46,4'ten yüzde 31,6'ya geriledi. Bu derin yoksulluk nedeniyle Türkiye'de her üç emekliden ikisi ya aktif olarak bir işte çalışıyor ya da iş arıyor.

SENDİKALI SENDİKASIZDAN ÇOK KAZANIYOR

DİSK-AR, bu krizden çıkışın anahtarının toplu iş sözleşmeleri ve sendikalaşma olduğunu vurguluyor. Rapordaki verilere göre, toplu iş sözleşmesi kapsamında olan işçilerin aylık ortalama brüt kazancı, kapsam dışı (sendikasız) işçilere göre yüzde 91,9 daha yüksek.

Buna karşın Avrupa'da toplu iş sözleşmesi kapsamı yüzde 60'ların üzerindeyken, Türkiye'de bilinçli sendikasızlaştırma politikaları nedeniyle bu oran yüzde 10 düzeyinde kalıyor. Rapor, işçi sınıfının insanca yaşayabileceği bir ücret, vergide adalet ve güvenceli bir emeklilik için örgütlenmenin hayati olduğunu bir kez daha net bir şekilde ortaya koyuyor.

ekonomi Asgari Ücret Emekli