"Tek Tip Maaş" dönemi kapanıyor mu? Asgari Ücrette bölgesel ve sektörel model tartışması

Büyükşehirlerdeki fahiş kiralar ve artan yaşam maliyetleri 50 yıllık 'tek tip asgari ücret' geleneğini sorgulatırken; maaşların şehre ve işkoluna göre değiştiği yeni modeller ekonomi masasının en sıcak gündemi haline geldi.

"Tek Tip Maaş" dönemi kapanıyor mu? Asgari Ücrette bölgesel ve sektörel model tartışması

Türkiye'de artan yaşam maliyetleri ve özellikle büyükşehirlerde yaşanan kira krizi, yıllardır uygulanan "ulusal tek tip asgari ücret" sistemini yeniden gündeme taşıdı.

Ekonomi kulislerinde ve işveren dünyasında dillendirilmeye başlanan "Bölgesel ve Sektörel Asgari Ücret" modeli, herkesin aynı taban ücreti alması yerine, yaşanılan coğrafyaya veya işkoluna göre farklı maaş tarifelerinin uygulanmasını öngörüyor.

Peki bu sistem tam olarak nedir, avantajları ve tehlikeleri neler? Dünyada bu iş nasıl yapılıyor?

Mevcut yasalarımıza göre Edirne’den Hakkari’ye, inşaat sektöründen tekstile kadar tüm çalışanlar için asgari ücret aynı seviyede belirleniyor. Ancak metropoller ile Anadolu'nun küçük illeri arasındaki ekonomik uçurum, uzmanları yeni alternatifler aramaya itiyor. Gündemdeki bölgesel ve sektörel asgari ücret modeli, bu tek tipliğin yarattığı dengesizlikleri çözmeyi hedefliyor.

İSTANBUL İLE ANADOLU'YU AYIRAN ÇİZGİ: BÖLGESEL ASGARİ ÜCRET

Bu modelin temelinde "yaşam maliyeti" yatıyor. İstanbul, Ankara veya İzmir gibi büyükşehirlerdeki bir çalışanın ulaşım, kira ve gıda masrafları ile küçük bir ildeki çalışanın masrafları aynı değil.

Bölgesel asgari ücret sistemi, büyükşehirlerde yaşayanların alım gücünü artıracak daha yüksek bir taban ücret öngörürken, Anadolu'daki işletmeler için işgücü maliyetini düşürmeyi vadediyor. Bu sayede yatırımcının büyükşehirler yerine Anadolu'ya yönelmesi ve yerel istihdamın artması hedefleniyor.

EMEĞE VE RİSKE GÖRE MAAŞ: SEKTÖREL ASGARİ ÜCRET

Masa başında çalışan bir kişi ile yeraltında maden işçisi olarak çalışan bir kişinin yasal taban ücretinin aynı olması sıkça eleştirilen bir konu. Sektörel asgari ücret modeli, işkolunun risklerine, gerektirdiği efora ve o sektörün kârlılık oranına göre farklı ücret baremleri oluşturulmasını sağlıyor.

Yüksek teknoloji veya finans gibi kâr marjı yüksek sektörlerdeki taban ücret ile düşük kâr marjlı perakende sektöründeki taban ücret bu sistemde birbirinden ayrışıyor.

DÜNYA BU SORUNU NASIL ÇÖZDÜ?

Bu iki model, dünyanın pek çok gelişmiş ekonomisinde başarıyla uygulanıyor. Uygulamalar ülkelerin yönetim şekillerine ve sendikal güçlerine göre farklılık gösteriyor:

  • İskandinav Formülü (Sektörel Model): İsveç, Norveç ve Danimarka gibi ülkelerde devletin belirlediği yasal bir "ulusal asgari ücret" bulunmuyor. Bunun yerine güçlü işçi sendikaları var. İnşaattan temizliğe kadar her sektörün taban maaşı, işverenler ve sendikalar arasındaki çetin pazarlıklarla özel olarak belirleniyor.
  • ABD ve Kanada Modeli (Bölgesel Model): Amerika Birleşik Devletleri'nde bir "federal" asgari ücret sınırı olsa da, eyaletler kendi ekonomilerine göre bu rakamı artırabiliyor. Yaşam maliyetinin çok yüksek olduğu New York ve California'da saatlik ücretler, kırsal eyaletlere göre iki katına çıkabiliyor. Benzer sistem eyalet bazında Kanada'da da işliyor.
  • Japonya'nın İnce Ayarı: Japonya'da asgari ücret, 47 farklı bölgenin yerel kurulları tarafından hesaplanıyor. Tokyo gibi dev metropoller en yüksek asgari ücreti uygularken, taşrada rakamlar düşüyor.

FIRSATLAR VE BEKLEYEN TEHLİKELER

Ekonomistler, bölgesel ve sektörel modelin Türkiye'de uygulanması halinde büyükşehirlerdeki asgari ücretlinin nefes alacağını ve KOBİ'lerin (Küçük ve Orta Büyüklükteki İşletmeler) sigortasız işçi çalıştırma (kayıt dışılık) eğiliminden uzaklaşacağını belirtiyor.

Ancak madalyonun diğer yüzünde ciddi riskler bulunuyor. İstanbul veya Ankara'da asgari ücretin yüksek tutulmasının, zaten kalabalık olan bu şehirlere yönelik iç göçü daha da tetikleyebileceği konusunda uyarıyor. Ayrıca, işverenlerin yüksek maaş ödememek için büyükşehirdeki personelini kağıt üzerinde farklı bir ildeki şubesinde sigortalı göstermesi gibi usulsüzlüklerin denetiminin de son derece zor olacağı vurgulanıyor.

TÜRKİYE BÖLGESEL MODELİ HİÇ DENEDİ Mİ?

Türkiye'de tek tip (ulusal) asgari ücret sistemine 1974 yılında geçildi. Bu tarihten önce asgari ücret, mahalli (yerel) komisyonlar tarafından şehirlere ve bölgelere göre farklı rakamlarla belirleniyordu.

İşte Türkiye'nin bölgesel asgari ücret deneyimi ve bu sistemden vazgeçilmesinin nedenleri:

1951 - 1974: BÖLGESEL ASGARİ ÜCRET DÖNEMİ

Türkiye'de ilk asgari ücret uygulaması 1951 yılında başladı ve 1974 yılına kadar bölgesel düzeyde uygulandı. Bu dönemde yasal bir ulusal taban ücret yoktu.

Nasıl Belirleniyordu? Her ilin veya bölgenin kendi yerel komisyonu toplanır, o bölgenin yaşam maliyetlerini, gıda fiyatlarını ve barınma giderlerini hesaplayarak sadece o bölgede geçerli olacak bir asgari ücret belirlerdi.

Örneğin; İstanbul'daki bir işçinin yasal taban maaşı, Yozgat'taki veya Erzurum'daki bir işçinin taban maaşından farklıydı.

NEDEN VAZGEÇİLDİ VE TEK TİP MODELE GEÇİLDİ?

Zamanla bu sistemin ekonomide ve çalışma hayatında yarattığı ciddi sorunlar gün yüzüne çıkmaya başladı ve 1974 yılında alınan kararla tüm Türkiye'de geçerli tek bir ulusal asgari ücret modeline geçildi. Bölgesel modelden vazgeçilmesinin temel nedenleri şunlardı:

  • En büyük sorun göçtü. İstanbul, İzmir, Ankara ve Adana gibi sanayileşmiş ve yerel asgari ücretin yüksek belirlendiği şehirlere doğru devasa bir işçi göçü başladı. İnsanlar aynı işi yapıp daha fazla kazanmak için büyükşehirlere akın edince, bu şehirlerde gecekondu krizleri ve altyapı sorunları patlak verdi.
  • Bölgesel ücret farklılıkları işletmeler arasında haksız rekabete yol açtı. Örneğin, aralarında sadece birkaç kilometre olan ama farklı il sınırlarında yer alan iki tekstil fabrikasından biri, daha düşük yerel asgari ücret ödediği için maliyetlerini ciddi oranda düşürüyor ve piyasada diğerine karşı büyük bir avantaj elde ediyordu.
  • Aynı eforu sarf eden, aynı saat çalışan iki işçinin sırf farklı şehirlerde doğdukları veya çalıştıkları için devlet eliyle farklı ücretlendirilmesi, anayasal eşitlik ilkesiyle çelişiyordu. İşçi sendikaları, "eşit işe eşit ücret" talebiyle ülke çapında tek bir taban maaş uygulanması için yoğun baskı yaptı.
  • 4. Bürokratik Karmaşa: Her il veya bölge için ayrı komisyonların toplanması, ayrı enflasyon hesaplamaları yapılması ve bunların denetlenmesi inanılmaz bir bürokratik yük ve karmaşa yaratıyordu.

Tüm bu nedenlerden dolayı 1974'te bölgesel sistem tamamen terk edildi. Günümüzde bölgesel asgari ücret modelinin yeniden tartışılmasının önündeki en büyük argüman da yine geçmişteki bu "iç göç" ve "haksız rekabet" tecrübeleridir.

ekonomi Asgari Ücret