Mutlak açlık, mutlak yoksulluk! Ekonomi de iyi zamanlarına döndürülemez mi?
Siyaset "mutlak butlan" tartışırken vatandaş geçim derdinde. Açlık ve yoksulluk sınırı rekor kırdı, sofralara et girmedi. İşte Türkiye'nin mutlak açlık gerçeği.
Türkiye, bir yandan "mutlak butlan" tartışmaları, meydanlarda yankılanan "Hain Kemal" sloganları ve mutlak butlan kararı ile genel başkanlıktan uzaklaştırılan Özgür Özel'in sürdürdüğü sokak direnişiyle çalkalanırken; diğer yandan sokaklarda, evlerde ve iş yerlerinde çok daha yakıcı bir kriz yaşanıyor. Siyaset arenasında tansiyon yüksekliğini korurken, geçim derdiyle boğuşan milyonların sessiz çığlığı bu siyasi gürültünün arasında kayboluyor.

AÇLIK VE YOKSULLUK SINIRLARI REKOR KIRIYOR
Siyasi gündemin sıcaklığına karşın sokağın tek bir matematiksel gerçeği var o da giderek artan hayat pahalılığı. TÜRK-İŞ'in açıkladığı en güncel verilere (Nisan 2026) göre, dört kişilik bir ailenin sağlıklı ve dengeli beslenebilmesi için yapması gereken aylık gıda harcaması tutarı (açlık sınırı) 34 bin 587 TL seviyesine yükseldi. Gıda harcaması ile giyim, konut, ulaşım, eğitim ve sağlık gibi temel ihtiyaçların dahil edildiği yoksulluk sınırı ise 112 bin 661 TL'yi aşarak asgari ücretin 4 katından fazla bir seviyeye tırmandı. Aynı araştırmada bekar bir çalışanın aylık yaşama maliyeti dahi 44 bin 802 TL olarak hesaplandı.

17 MİLYON EMEKLİNİN ZORLU SINAVI
Bu ağırlaşan tablonun en büyük mağdurları emekliler oldu. Sayıları 17 milyona yaklaşan emekliler, yeni açlık sınırının çok altında kalan gelirleriyle, geride bıraktığımız 9 günlük tatil sürecini 4 bin TL'lik bayram ikramiyesinin desteğiyle güç bela atlatmaya çalıştı. Dar gelirli için bu tatil, dinlenme fırsatından ziyade adeta bir hayatta kalma mücadelesine dönüştü.

KİRA ARTIŞLARIYLA BOĞUŞANLAR DA UNUTULDU
Türkiye'de birçok kesim farklı dallarda krizi iliklerine kadar hissediyor. Bu geçim derdi ev sahibi-kiracı arasında da yaşanıyor. Ev sahipleri kira bedelini mevcut ekonomik şartlara göre revize etmek isterken, kiracılar ise belirlenen tavan artış fiyatının aşılmasından muzdarip. Bu konuda ciddi bir denetimin olmaması ise özellikle kirada oturan yurttaşları ciddi sorunlarla baş başa bırakıyor.

SOFRALARDA ET YOK, GÜNDEMDE EKONOMİ VE SİTEM VAR
Geleneksel bayram ziyaretleri de bu yıl oldukça buruk geçti. Akrabaların ve komşuların bir araya geldiği evlerde, bayram sevincinin yerini derin bir karamsarlık aldı. Vatandaşın sohbetlerindeki tek gündemi yakıcı ekonomi ve siyasete duyulan öfkeydi. Kemal Kılıçdaroğlu'na yönelik eleştiriler ev ziyaretlerinde dahi en çok konuşulan konuların başında geldi.
Ancak en çarpıcı ve acı tablo mutfaklarda yaşandı. Siyasi krizler televizyon ekranlarını süslerken, vatandaşın gerçeği boş kalan tabaklardı. Alım gücünün erimesiyle birlikte, bu bayramda vatandaşların sofrasında et yer alamadı. Siyasetin üst perdeden devam eden tartışmaları, halkın rekor kıran sınırlarla belgelenen "mutlak açlık" gerçeğini değiştirmeye yetmedi.
Biz de soralım o halde: Madem bir siyasi parti için "mutlak butlan" kararı verilerek cümbür cemaat 3 yıl geriye dönebiliyoruz, yok mu bir mahkeme kararı daha, bizi ekonominin güzel günlerine götürebilecek?