Londra’da yatırımcı turu: Şimşek ve Karahan’dan ekonomi mesajı

Mehmet Şimşek ve Fatih Karahan, 1-2 Nisan’da Londra’da gerçekleştirdikleri temaslarda yatırımcılara Türkiye ekonomisinin savaş kaynaklı risklere karşı dayanıklılığına ilişkin mesajlar verdi.

Londra’da yatırımcı turu: Şimşek ve Karahan’dan ekonomi mesajı

Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek ile Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası Başkanı Fatih Karahan, 1-2 Nisan’da Londra’da yatırımcılar ve finans çevreleriyle bir araya geldi. İki gün süren temaslarda, Ortadoğu’daki savaşın Türkiye ekonomisine etkileri ile ekonomi yönetiminin bu sürece karşı izleyeceği yol haritası ele alındı.

Toplantılarda yapılan sunumlarda, savaşın Türkiye ekonomisine etkisinin olumsuz olduğu ancak yönetilebilir düzeyde kaldığı mesajı verildi. Sunumda, enerji tedarikinde aksama yaşanmaması ve bütçedeki esneklik alanı Türkiye’nin güçlü yönleri arasında gösterildi.

YATIRIMCILARA GÜVEN MESAJI VERİLDİ

2 Nisan’daki toplantıya katılan BlueBay Varlık Yönetimi’nden Tim Ash, Türk heyetinin sunumunun olumlu karşılandığını belirtti. BBC Türkçe’nin sorularını yanıtlayan Ash, görüşmelerde Türk ekonomisinin dayanıklılığına ilişkin güven verildiğini söyledi.

Ash, şu değerlendirmede bulundu:

"Türkiye büyük bir petrol ithalatçısı olduğu için bundan etkilenmemesi kaçınılmaz fakat şu ana kadar durumu oldukça iyi idare ettiler.

"Faizleri artırmadılar, Merkez Bankası rezervlerini kullanarak da olsa Türk Lirası'nı savunmayı başardılar.

"Türkiye'nin CDS risk primi arttı ama bu artış önceki dönemlerdeki kadar keskin olmadı."

Savaşın başlamasından bu yana Merkez Bankası net döviz rezervlerinin yarıya yakınının satıldığı belirtilirken, Ash mevcut koşullarda Türkiye’nin birkaç ay daha dayanabileceğini ifade etti. Ancak petrol fiyatının 150 doların üzerine çıktığı ve savaşın aylar boyunca sürdüğü bir senaryoda tablonun değişebileceğini söyledi.

Ash, Türk heyetinin yatırımcılara güven verip vermediğine ilişkin soruya ise şu yanıtı verdi:

"Böylesi zor bir durumda iyi bir iş çıkardılar. Görüşmeden çıktıktan sonra onların yetkinliklerine güvendiğimi hissettim.

"Savaşın uzaması nedeniyle Türkiye'nin enerji kaynaklı daha büyük bir şok hissetmesi durumunda sıkılaşmaya gideceklerini düşünüyorum çünkü enflasyonu düşürme planlarının temelinde mevcut kur rejimi yer alıyor."

Ash ayrıca, savaşın belirsizlikler yarattığını ancak Türkiye’nin enerji risklerine rağmen Körfez ülkelerinden turist çekerek bazı alanlarda avantaj sağlayabileceğini de dile getirdi.

SUNUMDA HANGİ SENARYOLAR ÖNE ÇIKTI?

Londra’daki toplantılarda kullanılan sunumda, Türkiye’nin önceliğinin enflasyonu düşürmek olduğu vurgulandı. Ortadoğu’daki krizin ekonomik reformları hızlandırmak için kullanılacağı da aktarıldı.

Sunumda ayrıca, geçen yıl ocak ayında Türkiye’nin büyük bölümünde yaşanan ciddi kuraklığın bu yıl sona erdiği, bunun da enflasyonun gerilemesine katkı sağlayacağı belirtildi. Petrolden alınan verginin düşürülmesiyle enflasyon üzerindeki etkinin sınırlandırılabileceği ifade edildi.

Dikkat çeken başlıklardan biri ise savaş kaynaklı döviz talebinin, görevden uzaklaştırılan İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun gözaltına alınmasının ardından oluşan taleple karşılaştırılması oldu.

Verilen bilgilere göre, 2025’te İmamoğlu’nun gözaltına alınmasından sonraki bir ayda döviz talebi 4,9 milyar dolar olurken, bu yıl savaşın ardından ilk ayda bu tutar 3,3 milyar dolar olarak kaydedildi.

Aynı sunumda, 19 Mart 2025 sonrasında yabancıların bir ay içinde Türkiye’den çıkardığı paranın 39,7 milyar dolar olduğu, savaş sonrası bir aylık dönemde ise bu rakamın 22,9 milyar dolarda kaldığı belirtildi.

Sunumda, Türkiye’nin NATO üyesi olması nedeniyle güçlü bir caydırıcılığa sahip olduğu, bu nedenle savaşın Türkiye’ye sıçrama ihtimalinin son derece düşük görüldüğü de ifade edildi. Bunun yanında sürecin Türkiye’nin savunma ihracatını artırma potansiyeli taşıdığına da dikkat çekildi.

EKONOMİSTLER SUNUMU NASIL DEĞERLENDİRDİ?

Altınbaş Üniversitesi’nden Prof. Hayri Kozanoğlu ise sunumlarda Türkiye’nin güçlü yönlerinin öne çıkarıldığını, buna karşılık zayıf alanların yeterince dikkate alınmadığını savundu.

Kozanoğlu, BBC Türkçe’ye yaptığı değerlendirmede şu ifadeleri kullandı:

"Sunumda varsayıldığı şekilde 2026 için petrolün ortalama varil fiyatının 85 dolar civarında olması durumunda enerji ithalatının faturası 20 milyar dolar artacak.

"Sunumda Türkiye'ye Ortadoğu ülkelerinden gelen turistlere bakılmış fakat savaş ortamlarında genel olarak seyahate çıkma eğilimi düşer, özellikle de Avrupa'da. Ben Türkiye'nin buradan da 10 milyar dolar civarında bir kaybı olacağını düşünüyorum.

"Sunumda Türkiye'nin borçlarının çok fazla olmadığından söz ediliyor. Evet bu genel olarak doğru fakat kamunun dış borçlarında bir artış var ve Türkiye'nin CDS risk primlerindeki artış 15 milyar dolar civarında bir yük getirir."

Kozanoğlu, Türkiye’nin iç borçlarının da yükselen faizler nedeniyle yaklaşık 10 milyar dolar artacağını belirtti.

HASSAS DENGE VE RİSK UYARISI

Prof. Kozanoğlu, Türkiye ekonomisinin ciddi risklerle karşı karşıya olduğunu ve sunumdaki çerçevenin fazla iyimser kaldığını söyledi. Kur ve enflasyondaki yükselişi sınırlamak için faiz artırımının gündeme gelebileceğini belirten Kozanoğlu, bunun ekonomide durgunluk yaratabileceğini ifade etti. Faiz artırılmaması halinde ise TL’de değer kaybı ve buna bağlı olarak enflasyonda artış yaşanabileceğini kaydetti.

Türkiye ekonomisinin savaş başlamadan önce de sorunlar yaşadığını vurgulayan Kozanoğlu, özellikle enflasyonun temel başlık olduğunu söyledi. Yıl sonu enflasyon hedefi yüzde 16 iken, yılın ilk iki ayında yaklaşık yüzde 8 enflasyon gerçekleştiğini hatırlatan Kozanoğlu, şu değerlendirmeyi yaptı:

"Yıl sonu enflasyonunun yüzde 30'ların altına düşmeyeceği belli olmuştu.

"Buna ek olarak Türkiye potansiyelinin altında bir büyüme sergiliyordu ve bütün ekonominin dengeleri sıcak para girişine dayanıyordu. 28 Şubat sonrası bunu çok zorlayacak koşullar ortaya çıktı."

Kozanoğlu, bu tür riskli dönemlerde sıcak paranın Türkiye gibi gelişmekte olan ülkelerden çıkma eğiliminde olduğunu söyledi. Bu sürecin önüne geçebilmek için faiz artışı ve dövizdeki yükselişi sınırlamak amacıyla rezerv satışının gerekebileceğini ifade eden Kozanoğlu, mevcut tablonun bütçe, cari açık ve ödemeler dengesi açısından riskler barındırdığını belirtti. Dövizdeki artışın kontrol altına alınamaması halinde enflasyonun da ciddi biçimde etkilenebileceğini söyledi.

Hazine ve Maliye Bakanlığı Mehmet Şimşek Merkez Bankası