Faiz indirimi olacak mı? Ekonomist Özcivan beklentisini açıkladı
Ekonomist Özcivan, faiz indirimi konusunda beklentisinin değiştiğini belirterek, "Merkez Bankası Başkanı Karahan, önümüzdeki dönemde faiz konusunda titiz ve temkinli davranılacağının altını çizdi. Merkez Bankası'nın faiz indirimlerinde daha dikkatli davranacağı şeklinde yorumlanabilir." dedi.
Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB), yılın üçüncü enflasyon raporunu geçtiğimiz günlerde açıkladı. Ekonomist Zafer Özcivan, yılın üçüncü enflasyon raporunu değerlendirdi.
Sıkı para politikasının devam edeceğini ifade eden Özcivan, "Sıkı para politikası piyasadaki para miktarını azaltarak iç talebi yavaşlatmak. Peki, iç talep yavaşlayınca ne olur? Bir ürüne olan talep azalırsa arz-talep dengesi gereği fiyat artışları yavaşlayabilir veya fiyatlar düşebilir." dedi.
ENFLASYON HEDEFLERİ DEĞİŞTİ
Enflasyon hedeflerinin değiştiğini belirten Özcivan, "Bundan önceki revizyonda 2026 yıl sonu enflasyon tahmini yüzde 24'tü. Daha sonra yüzde 26 olarak güncellenmişti. Bugün yapılan açıklamayla 2026 yıl sonu tahmini yüzde 28'e yükseltildi. 2027 yılı sonu tahmini yüzde 15, 2028 yılı sonu tahmini ise yüzde 9 olarak açıklandı. Orta vadeli hedef ise yüzde 5. Ancak bunlar nasıl gerçekleşir, ne olur, ne biter, bunu zaman gösterecek. Çünkü jeopolitik gelişmeler son derece önemli. Enerji fiyatlarındaki yükselişler veya jeopolitik gerilimler enflasyon üzerinde ciddi etkiler oluşturabilir." diye konuştu.
Dünyanın zor bir dönemde geçtiğini belirten Özcivan, "ABD-İran geriliminde ne olacağını kestiremiyoruz. Bir anlaşma yapılıyor, ertesi gün taraflardan biri anlaşmayı bozuyor. Daha sonra yeni bir anlaşma koşulu ortaya çıkıyor. Dolayısıyla işlerin nereye gideceğini biz de tam olarak bilemiyoruz." dedi.
HÜRMÜZ BOĞAZI VE ENERJİ FİYATLARI
Ekonomist Özcivan, Hürmüz Boğazı krizinin devam ettiğini aktararak, şunları kaydetti:
"Petrol taşımacılığı açısından son derece önemli bir bölge. Hürmüz Boğazı, İran ile Umman arasında bulunan ve en dar yerinde yaklaşık 33 kilometre genişliğe ulaşan stratejik bir su yolu. Dünya petrol taşımacılığının önemli bir bölümü buradan gerçekleştiriliyor. Petrol deyip geçmeyelim. Petrol yalnızca otomobillerde kullanılan benzinden ibaret değil. Sanayide A'dan Z'ye pek çok ürünün üretiminde petrol ve petrol türevleri kullanılıyor. Dolayısıyla enerji fiyatlarındaki artış, lojistik maliyetlerin yükselmesi ve üretim maliyetlerinin artması anlamına geliyor. Bu da enflasyonu etkileyen önemli unsurlardan biri."
GIDA, ENERJİ VE HİZMET FİYATLARI ENFLASYONU ZORLUYOR
Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) Başkanı Fatih Karahan'ın "dezenflasyon" sürecinin devam ettiği" yönündeki açıklamalarını anımsatan Özcivan, gıda, enerji ve hizmet sektörlerindeki fiyat artışlarının enflasyonu zorladığına işaret etti.
Özcivan, gıda fiyatlarının her zaman tüketici enflasyonu üzerinde önemli bir etkiye sahip olduğunu dile getirdi.
Temmuz ayı enflasyon oranının yüzde 31,78 olarak açıklandığını hatırlatan Özcivan, " Temmuz ayında gıda enflasyonu ise yüzde 37,68 seviyesinde gerçekleşti. Yani gıda enflasyonu, ülkemizde yüksek seyreden enflasyon kalemlerinin başında geliyor. Ulaşım, haberleşme, sağlık ve eğitim gibi bazı temel harcama gruplarını birlikte değerlendirdiğimizde de yüksek oranlarla karşılaşıyoruz. TÜİK verilerinden hareketle yaptığım hesaplamada bu beş kalemin ortalaması yaklaşık yüzde 39,48'e geliyor. Ben burada TÜİK verilerini esas alıyorum. ENAG verilerini ayrıca değerlendirebiliriz ancak resmi hesaplamalarda TÜİK verileri baz alındığı için ekonomik değerlendirmelerimizi öncelikle bu veriler üzerinden yapmak durumundayız. ENAG tarafından açıklanan yıllık enflasyon oranı ise yüzde 50,49 seviyesinde." ifadelerini kullandı.
JEOPOLİTİK GELİŞMELER ENFLASYON AÇISINDAN KRİTİK
Zafer Özcivan, Merkez Bankası Başkanı Karahan'ın "jeopolitik gelişmelerin ve enerji fiyatlarında yaşanabilecek olumsuz hareketlerin enflasyonu yukarı yönlü etkileyebileceği" yönündeki açıklamalarına ilişkin, " Akaryakıt fiyatlarındaki oynaklık da enflasyonun yükselmesinde önemli bir etken. Gıda fiyatları da aynı şekilde enflasyon üzerinde ciddi bir baskı oluşturuyor. Raporda iç talepteki yavaşlamanın devam ettiği de belirtiliyor. Bu doğru olabilir. Çünkü vatandaşın alım gücü son derece azaldı ve giderek de azalıyor." dedi.
Asgari ücretlilerin ve emeklilerin alım gücünün düştüğüne dikkati çeken Özcivan, "Temmuz ayında yapılan artışın da aslında bir refah payı artışı olmadığını ifade etmek gerekiyor. Yapılan artış, büyük ölçüde ocak-haziran dönemindeki enflasyon farkının telafisine yönelikti. Refah payı verilmediği sürece alım gücündeki erimenin devam etmesi, dolayısıyla yoksullaşma oranının yükselmesi söz konusu olabilir." değerlendirmesinde bulundu.
YÜKSEK FAİZ ÜRETİMİ VE İSTİHDAMI ZORLUYOR
Özcivan, açıklanan raporda kredi büyümesinin yavaşladığını belirterek, şunları söyledi:
"Kredi büyümesinin yavaşlaması aslında yüksek faiz ortamında doğal bir sonuç. Politika faizi yüzde 37 seviyesinde. Ancak üreticinin kullandığı ticari kredilerde faiz oranları, risk durumuna göre yüzde 50-55 ve hatta daha yüksek seviyelere çıkabiliyor. Bankalar her müşteriye aynı faiz oranını uygulamıyor. Firmanın geçmiş ödeme düzeni, mali yapısı, teminatları ve risk durumu gibi birçok kriter değerlendiriliyor."
Özcivan, üreticinin kredi kullanmaktan çekindiğine dikkati çekerek, " En düşük ihtimalle yüzde 50 faizle kredi aldığınızı düşünün. Üreticinin kâr marjları çoğu sektörde bu kadar yüksek değil. Üretici kredi kullanmaktan kaçınıyor, yatırımlarını erteliyor veya küçülmeye gidiyor. Küçülmeye gidildiğinde ise ilk olarak yeni işçi alımları durdurulabiliyor, hatta mevcut çalışanlar için işten çıkarmalar gündeme gelebiliyor. Bu da istihdam açısından olumsuz bir tablo oluşturuyor." dedi.
TL'YE GÜVEN ARTIYOR
TL'ye güvenin arttığına dikkati çeken Özcivan, "Bu da olumlu bir gelişme. Bankalardaki toplam mevduatın yaklaşık yüzde 62'sini TL mevduatının oluşturduğu belirtiliyor. Bu çok önemli bir konu. Dolarizasyonun azalması, ülkemiz ve millî paramız açısından son derece önemli bir gelişmedir. Altın ithalatında da gerileme var. Ancak cari açık devam ediyor. Sayın Karahan da bunu zaten ifade ediyor." şeklinde konuştu.
CARİ AÇIK İÇİN ÜRETİM VE İTHAL İKAMESİ ŞART
Cari açığa ilişkin Özcivan, "Cari açıktan, yani dış ticaret açığından kurtulmamız; daha yüksek üretim yapmamıza, daha yüksek ihracat rakamlarına ulaşmamıza ve ithal ikame ürünleri ülkemizde üretmemize bağlı. Daha da önemlisi, şu anda ürettiğimiz birçok ürünün ara malı ve ham maddesinin yaklaşık yüzde 60'ı yurt dışından tedarik ediliyor. Öncelikle ithal ettiğimiz bu ürünleri kendimiz üretebilirsek hem ithalat azalır hem de paramız yurt dışına gitmez, ülkemizde kalır. Üstelik bu üretim, istihdam da sağlar. Hükûmetin sanayi sektörünü desteklediğini biliyoruz. Ancak özellikle ithal ikame ürünler üreten, yurt dışından ithal edilen ham madde ve ara mallarını Türkiye'de üretebilecek fabrikalara ve sanayi tesislerine yönelik desteklerin yeniden gözden geçirilmesi gerektiğini düşünüyorum. Bu destekler uygun kredi imkânlarıyla, teknoloji yatırımlarıyla ve üretim kapasitesinin geliştirilmesiyle sağlanabilir." açıklamasında bulundu.
Faiz indirimi konusunda beklentisinin değiştiğini aktaran Özcivan, "Önümüzdeki Para Politikası Kurulu toplantısında politika faizinin en az 100 baz puan, yani 1 puan düşürülebileceğini tahmin ediyordum. Ancak Sayın Fatih Karahan'ın açıklamalarından sonra bu fikrimi değiştirmek durumunda kaldım. Çünkü Sayın Karahan, önümüzdeki dönemde faiz konusunda titiz ve temkinli davranılacağının altını çizdi. Bu açıklamalar, Merkez Bankası'nın faiz indirimlerinde daha dikkatli davranacağı şeklinde yorumlanabilir. Dolayısıyla şu aşamada, önümüzdeki toplantıda faiz indirimi olmayabileceği yönündeki beklentim güçlenmiş durumda." dedi.
Özcivan, Merkez Bankası'nın amacının "enflasyonu" düşürmek olduğunu belirterek, "Fiyat istikrarını kalıcı hâle getirmek. Sonuç olarak, önümüzdeki süreçte temel amaç enflasyonu düşürmek. Bunun yanında en önemli hedeflerden biri de enflasyon beklentilerini iyileştirmek. Beklenti enflasyonu son derece önemli, değerli izleyiciler. Hem tüketici açısından hem de üretici açısından büyük önem taşıyor. Bir diğer önemli hedef ise fiyat istikrarını kalıcı hâle getirmek." ifadelerini kullandı.
Türkiye'de araç kullanmak neden her geçen gün pahalanıyor? Depoyu doldurmanın maliyeti ağırlaşıyorEkonomi