Emtia piyasaları ateşkesle sarsıldı: Fiyatlarda yön ne olacak?
Emtia piyasaları, ABD-İran ateşkesi ve Hürmüz Boğazı haberleriyle yön arıyor. Enflasyon verileri altını nasıl etkiledi, petrolde son durum ne?
Emtia piyasaları, küresel çapta yaşanan jeopolitik gelişmelerin gölgesinde son derece hareketli bir haftayı geride bıraktı. Özellikle ABD ile İran arasında sağlanan geçici uzlaşı, emtia piyasaları üzerinde hissedilen ilk büyük tedirginliği hafifleten temel unsur oldu. Ancak uzmanlar, enerji arz güvenliğine dair yapısal risklerin henüz tamamen masadan kalkmadığına ve kalıcı bir siyasi çözüm bulunana dek dalgalanmaların sürebileceğine dikkat çekiyor.

EMTİA PİYASALARI VE HÜRMÜZ BOĞAZI DÜĞÜMÜ
Washington yönetiminin 8 Nisan tarihli duyurusunda, Tahran'ın ateşkesi onayladığı ve Hürmüz Boğazı'nın ticarete açılmasını kabul ettiği ifade edildi. Bu kritik gelişme, küresel enerji ticaretinin kalbi sayılan bölgede kısa süreli bir iyimserlik rüzgarı estirdi. Geçici barış haberleri ilk etapta yatırımcıya nefes aldırsa da fiyatlamalar taraflardan gelen karmaşık sinyallerle hızla yeniden denge arayışına girdi.
Sıvılaştırılmış doğalgaz ve rafine ürün akışı için hayati önem taşıyan bölgede, fiziki geçiş kapasitesine dair soru işaretleri varlığını koruyor. Sigorta ve navlun maliyetlerindeki belirsizlikler, enerji tarafındaki aşağı yönlü hareketleri sınırlayarak yatırımcıların adımlarını temkinli atmasına yol açtı.
ENFLASYON VERİLERİ EMTİA PİYASALARI İÇİN NE İFADE EDİYOR?
Amerika Birleşik Devletleri Merkez Bankası (Fed) mart ayı toplantı tutanaklarında, enerji fiyatlarındaki artışın enflasyonist baskıları canlı tuttuğu vurgulandı. Beklentilerin altında kalan yüzde 3,3'lük ABD mart ayı enflasyon verisinin alt kalemleri de bu maliyetlerin etkisini gözler önüne serdi. Benzer şekilde ABD'de çekirdek kişisel tüketim harcamaları (PCE) verisinin yıllık yüzde 3 olarak gerçekleşmesi, kriz öncesi fiyat baskılarının tamamen silinmediğini kanıtladı.

Avrupa Merkez Bankası (ECB) cephesinde ise enerji arzındaki olası bozulmaların kalıcılığına bağlı olarak daha sıkı bir para politikasının gündeme gelebileceği sinyali verildi. Buna karşılık Çin Merkez Bankası'nın (PBoC) likidite araçlarını öne çıkaran hamleleri, piyasadaki ilave faiz indirimi beklentilerini törpüledi.
DEĞERLİ METALLER VE ENERJİ GRUBUNDA YÖN ARAYIŞI
Jeopolitik tansiyonun bir nebze düşmesiyle birlikte dolar endeksinde yaşanan gerileme, altın ve gümüş gibi değerli metallere yönelimi artırdı. Çin Merkez Bankası'nın rezervlerine sürekli olarak altın eklemesi, bu cephedeki yukarı yönlü ivmeyi destekleyen en güçlü faktörlerden biri oldu. Haftalık bazda fiyatlar gümüşte yüzde 4,1, platinde yüzde 2,7, paladyumda yüzde 1 ve altında yüzde 1,6 oranında değer kazandı.
Enerji piyasalarında ise ABD'nin Stratejik Petrol Rezervi'nden piyasaya 8,48 milyon varil ham petrol sürmesi arzı rahatlatan bir adım olarak öne çıktı. Ateşkes sürecinin ve arz destekleyici hamlelerin ardından haftalık bazda Brent petrolün varil fiyatında yüzde 13,7, doğalgazın MMBtu fiyatında ise yüzde 5,4 oranında sert bir geri çekilme yaşandı.

BAZ METALLER VE TARIM ÜRÜNLERİNDE BEKLENTİLER
Arz endişelerinin ve enerji maliyetlerinin belirleyici olduğu baz metaller piyasasında talep beklentileri yeniden şekilleniyor. Nikel madenciliğindeki çevresel ve sosyal risklerin yatırımcı baskısını artırması, özellikle Asya merkezli arz zincirlerinde üretim maliyetlerini yukarı taşıma potansiyeli barındırıyor. Çin'in rafine bakır ithalatındaki zayıflık ise fiyatlardaki daha büyük yükselişlerin önünü kesiyor.
Tarım sektöründe, Orta Doğu merkezli krizin gübre ve enerji giderlerine yansıması fiyatlamaların ana odak noktası haline geldi. ABD Tarım Bakanlığının (USDA) yayımladığı son rapora göre, soya fasulyesindeki küresel ihracat tahminlerinde aşağı yönlü revizyona gidildi. Hafta kapanışında Chicago Ticaret Borsası'nda buğday fiyatları yüzde 4,7 düşerken, kakao ton başına yüzde 2,5 oranında prim yaptı.