Alım gücü 2026’da düzelecek mi? İşte Türkiye’nin dev ekonomistlerinden acı reçete!
Mahfi Eğilmez’den Emre Alkin’e Türkiye’nin en etkili ekonomistleri tek ses oldu. Enflasyonla mücadele devam edecek, ancak 2026 "idare edilen" bir denge yılı olmaktan öteye geçemeyecek.
Türkiye’nin önde gelen ekonomi kalemleri ve akademisyenleri, geride bıraktığımız 2025 yılının muhasebesini yaparken 2026 yılına dair beklentilerini paylaştı. Ekonomim tarafından hazırlanan özel çalışmada, uzman isimlerin ortak paydası; 2025’in alım gücü kaybıyla geçtiği, 2026’nın ise "idare edilen" kırılgan bir denge yılı olacağı yönünde.
YÜKSEK ENFLASYON VE SOSYAL KAYIPLAR YILI GERİDE KALDI
Ekonomistlere göre 2025 yılı, rakamsal olarak enflasyonla mücadelede mesafe katedilen ancak sosyal boyutta sınıfta kalan bir yıl oldu. Mahfi Eğilmez, yılı ekonomik çerçevede başarılı bulsa da hukuk, eğitim ve demokrasi gibi alanlarda başarısızlık vurgusu yaptı. Prof. Dr. Binhan Elif Yılmaz, makro dengelenmenin faturasının dar gelirli ve emekliye kesildiğini, Türkiye’nin "büyüyen ama bölüşemeyen" bir tablo sergilediğini belirtti. Prof. Dr. Serap Durusoy ise ekonomi yönetiminin "başarı" söylemlerine karşın, hayat pahalılığı ve düşük ücretlerin yıla damga vurduğunu hatırlattı.
"TRUMP" FAKTÖRÜ VE BELİRSİZLİK
Dünya genelinde 2025, ABD’de Trump döneminin getirdiği gümrük vergisi tehditleri ve ticaret savaşlarıyla sarsıldı. Prof. Dr. Zeynep Ökten, küresel piyasalarda belirsizliğin tavan yaptığına dikkat çekerken, jeopolitik gerilimlerin fiyatlamalar üzerindeki etkisine değindi.
2026 ÖNGÖRÜLERİ UMUTLU MU?
Ekonomistlerin 2026 yılı için çizdiği portre, "mucize beklenmemesi" gerektiğini gösteriyor. Fatih Özatay, 2026’nın 2025’ten pek bir farkı olmayacağını kısa ve öz bir dille ifade etti. Emre Alkin, ekonomi yönetiminin hedeflerinin yine tutmayacağını ancak toplumun bu duruma karşı bir "bağışıklık" kazandığını, odağın ekonomiden ziyade siyaset ve diplomasiye kayacağını öngördü. Burcu Aydın'sa küresel tarafta yapay zeka ve jeopolitiğin, içeride ise yine enflasyon ve siyasetin başrol oynayacağını belirtti. Murat Sağman, yılın ikinci yarısında olası bir seçim kararının veya jeopolitik gelişmelerin dengeleri değiştirebileceğine işaret etti. Ali Çufadar, enflasyonun yüzde 22, faizin yüzde 30 bandına inebileceğini ancak bunun arzulanan rahatlamayı yaratmaya yetmeyeceğini savundu. Caner Özdurak, sadece faiz kararlarıyla enflasyonun yüzde 20 altına inemeyeceğini, düşük katma değerli "vasat" büyüme modelinden vazgeçilmesi gerektiğini vurguladı.